GENEL BAŞKAN İSMAİL KONCUK, BUGÜN TV’YE KONUK OLDU

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Bugün TV’de katıldığı canlı yayında Toplu Sözleşme Görüşmeleri ve Türkiye Kamu-Sen’in taleplerini değerlendirdi.

KONCUK: MASANIN ERTELENMESİ DOĞRU OLMAZDI

“Yeni kurulmuş bir hükümet ile pazarlık yapılabilse daha iyi olabilirdi” diyen Genel Başkan Koncuk, “Türkiye Kamu-Sen olarak, yaşanan belirsizlik içerisinde memur ve emeklilerimizin Ocak ayında zam alamama ihtimalini düşünerek masanın gecikmesini doğru bulmadık” dedi. Koncuk, “Yeni bir Hükümet kurularak bu toplu sözleşme masasına oturulsa daha iyi olabilirdi ancak bu toplu sözleşmeyi yapmayıp yeni bir hükümetin kurulmasını bekleseydik ihtimaldir ki, memur ve emeklilerin Ocak ayında zammı ya da çözülmesi gereken sosyal problemler o tarihe kadar çözülemeyecekti. Biz yeni bir hükümetin ne zaman kurulacağını ya da erken seçim tarihinin ne olacağını bilemediğimiz için toplu sözleşme masasının gecikmesinin doğru olmayacağına inandık” dedi.

KONCUK: MEMUR VE EMEKLİ ENFLASYONA EZDİRİLMİŞTİR

“Memur ve emekliyi enflasyona ezdirmedik” sözünün artık kabak tadı verdiğinin altını çizen Genel Başkanımız İsmail Koncuk, maaş politikalarının gelişmiş ülkeler seviyesinde olması gerektiğine vurgu yaptı. Koncuk, “Sayın Bakan’ın toplu sözleşmenin ilk toplantısında yaptığı açılış konuşmasında okuduğu metin AKP iktidarının memur ve emekliyi enflasyona ezdirmediği yönündeydi. Bu söylem artık kabak tadı vermiştir.  Esas söylenmesi gereken 13 yıl önce memur ve emeklinin alım gücü ne idi, bugün nedir? Siz enflasyon oranında zam yapıldığını, memur ve emeklinin enflasyona ezdirilmediğini iddia ediyorsanız bu sıfır zam anlamına gelir. Enflasyon nedir? Yüzde 8 enflasyon olduğunu varsayarsak, 100 TL, 8 TL kıymet kaybetmiş anlamına gelir, siz yüzde 8 zam yaptığınızda o 100 TL’nin 100 TL’lik gücünü korumuşsunuz demektir.  Dolayısıyla bu bir maharet değildir.

Kaldı ki, bizler enflasyona ezdirildik. 2013 yılında memura 123 TL, emeklilerimize ise 145 TL zam yapıldı, Gerçekleşen enflasyon  yüzde 8.2,  ortalama memur maaşı ise yüzde 5.2 arttı. Yani 2014 yılından yüzde 3’lük enflasyon alacağımız var demektir. Bu masaya oturmadan evvel “2014’deki hesabı kapatalım” dedik. Ayrıca maaş politikalarının  gelişmiş ülkelerdeki maaş politikaları ile endekslenmesini istedik. Türkiye ekonomisi büyüyor diyorlar, doğru ekonomi büyüyor, 2002’de milli gelir 3 bin dolar iken, bugün 10 bin 750 dolara çıktığı iddia ediliyor.  Bu ekonomik büyümeden memur ve emeklinin de yararlanması gerekmez mi?

20-25 yıl  önce ihtiyaçlar farklı iken bugün ihtiyaçlar çok daha farklıdır. Eskiden cep telefonu yoktu, bugün var, uçakla seyahat edemezken bugün ediyorsunuz, çok eskiden evlerimizde buzdolabı, çamaşır makinesi yok iken bugün her evde var. Yani gelişen dünyanın değişen ihtiyaçları ile insanlar doğru orantılı bir gelire sahip olmalıdır” dedi.  

KONCUK: SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ İÇİN O MASADAYIZ

Dini bayramlarda ikramiye konusunun Türkiye Kamu-Sen’in yıllardır dile getirdiği bir talep olduğunu ifade eden Genel Başkan İsmail Koncuk, “İktidar güçlenen bu talebi artık yerine getirmelidir” dedi. Genel Başkan ayrıca, 4-C’lilere kadro, çerçeve yönetmelik, kadrolaşma ve çalışma hayatında yaşanan aksaklıkları da değerlendirdi. Koncuk, “Yıllardır Türkiye Kamu-Sen olarak toplu görüşme ve toplu sözleşme masasına oturuyoruz. Bu toplantılarda taleplerimiz arasında dini bayramlarda bir maaş tutarında ikramiyeyi hep masaya taşıdık.  Bunu revize ettik ve herkesin aynı oranda faydalanması maksadıyla 1600 TL gibi bir rakam belirledik ama bu pazarlığa tabi bir rakamdır. Mesele bir hassasiyettir, yıllardır dini değerlerimizden bahsediyoruz, örneğin Ramazan ayı bir sevinç ayıdır. Ramazan ikramiyesi anne ve babanın ebeveyn olarak görevlerini yapmaları bakımından son derece önemlidir. Bu ay da asgari düzeyde onların ihtiyaçlarını karşılamak adına bir ikramiye verilmelidir. Siyasal iktidar yıllardır İslam vurgusu yapıyor ama dini bayramlarda neden insanların nefes almasını sağlayacak bir düzenleme yapmıyorsunuz? Muhalefet partileri bunu seçim meydanlarında dile getirdi. Bu konuda ben artık umutkarım, iktidarın güçlenen bu talebi yerine getirmek için bir yerden başlayacağını düşünüyorum. Böyle bir yol açılırsa önümüzdeki dönemlerde tüm emeklilerimizin de bundan faydalanacağını düşünüyorum.  

Kurumların iyi yönetilmesini istiyoruz. Bunun için yönetici seçme sisteminin liyakati önemseyen bir duruma gelmesi lazım. Son 3-4 yılda iktidar yandaş kadrolaşma yapıyor. Siz liyakatsiz insanları kurumların başına  getirdiğiniz zaman baştan kaybediyorsunuz. O kurumlar direk olarak başarısızlığa mahkum oluyor. Örneğin ÖSYM, yıllardır iyi yönetilmiyor.  KPSS ile ilgili iddialar var, bu sınavın şaibeli hale gelme sebebi ÖSYM’nin tutumudur.  İnsanlar, “Netlerim eksik hesaplandı” diyor. ÖSYM Başkanı çıkıp bu konuda gereken açıklamaları yapmalıdır. Bunu demedikçe bu şaibeli durumun devamını sağlarsınız. Bir şaibe var ise bunu ortadan kaldıracak tedbirleri almak için iyi bir yönetici ve öngörü sahibi olmanız lazım. Maalesef bu kapasitede yönetici bulamaz isek, sadece yandaş olsun, benim adamım olsun, değirmenime su taşısın denildiği sürece bu ülkeyi de çocuklarımızın geleceğini de karartırız. Bu konuda yaşanan kargaşayı sonlandırmak ve kafaları netleştirmek bu yönetimin görevidir.

4- C’ye  kadro verilmeli, ve hükümet bu inatlaşmadan vazgeçmelidir. Artık bu masadan, bu toplu sözleşmeden 4-C’lilerimize kadro çıkmalıdır. Seçim sathı mahallinde muhalefet partilerimizin seçim beyannamelerine de yansımıştı 4-C ve 4-B’lilere kadro verilmesi, taşeron işçilere kadro verilmesi konusu. Seçim meydanlarında siyasilerimiz tarafından söylenmiş bu sözlerin 4-C’liler bakımından da hayata geçmesini ve 4-C ayıbının artık Türkiye gündeminden düşürülmesini istiyoruz. Artık kadro verilmeli ve bu konu bu masanın gündeminden bir an önce çıkarılmalıdır. Ayrıca tabii, 4-B’liler, vekil ebe, vekil imam, belediyelerde çalışan sözleşmeliler, PTT’de çalışan ucube bir anlayışla uygulanan idari sözleşmelilik meselesinin bu masada kaldırılmasını ve çalışma hayatına kadrolu çalışma hakim olsun istiyoruz.

Çerçeve yönetmelik konusu ayrı bir problemdir. Ailelerin birbiriyle kavuşamaması üzerine bina edilmiş, anlamsız 3 yıl sigorta şartının Başbakan’a verdiğim rapor çerçevesinde bir an önce düzeltilmesini bekliyoruz. Ailelerimizi perişan etmeye kimsenin hakkı yoktur. Türkiye Kamu-Sen olarak bu ve bunun gibi birçok problemin çözümü için toplu sözleşme masasında çözüme kavuşması için mücadele edeceğimizi ifade ediyor, görüşmelerin hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum” dedi.

 

...:: GENEL BAŞKANIN AÇIKLAMALARI İÇİN TIKLAYINIZ ::..