AÇ TAVUK KENDİNİ DARI AMBARINDA ZANNEDERMİŞ

Memnun-Sen’in siparişiyle yapıldığı aşikar olan bir haber, dün bazı haber sitelerinde yayınlandı. Haber, Genel Başkanımız İsmail Koncuk üzerinden Memnun-Sen’in taze başkanını aklamaya dönük bir hüviyeti taşımakta.
Ama nafile..
Ne etseniz, ne kadar yırtınsanız, saçınızı başınızı yolsanız da fayda getirmeyecek.
Memuru masada satmış olduğunuz gerçeğini, kamu çalışanlarını fişlediğiniz gerçeğini, çalışma hayatında huzuru katlettiğiniz gerçeğini, iktidarın saha memuru olduğunuz gerçeğini, sendikacılığı iğdiş ettiğiniz gerçeğini, üyeleriniz dahil olmak üzere kamu çalışanlarının sizlere nefretle buğz ettiği gerçeğini değiştiremeyeceksiniz!
“Aç tavuk kendini darı ambarında zannedermiş.” Ya da “Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış.” atasözleri, aynıyla, adeta Memur-Sen’i ve onun taze Genel Başkanı Ali Yalçın’ı tanımlamakta.
Bilindiği üzere dün Haber Türk televizyonunda üç konfederasyon başkanının konuk olduğu programda Toplu Sözleşme süreci tartışıldı. Fakat üzülerek şahit olduk ki, Ali Yalçın, Toplu Sözleşme görüşmeleri başlamadan önce ve 3 Ağustos’taki ilk toplantıda olduğu gibi, yine işverenin ekmeğine yağ sürercesine, diğer sendikalara yönelik asılsız ve seviyesiz iddiaları gündeme taşıyarak kimin yanında saf tuttuğunu bir kez daha ifşa etti. 3 Ağustos’ta yaşandığı gibi Genel Başkanımız sayın İsmail Koncuk’un geçmiş yıllara dönük eksikleri ve kayıpları dile getirmesinden “yarası olan gocunur” misali huylanan Ali Yalçın yine bildik hezeyan kokan lakırdılarını ortalığa saçıverdi.
Programda Genel Başkanımızı kamuoyuna yanlış bilgi vermekle itham eden Ali Yalçın, aslında kendi marifetini ifşa etmekte. Yıllardır olduğu gibi dünkü programda da çirkefe yatarak acziyet ve beceriksizliklerini arada kaynatmaya çalışmıştır. Doğru olmayan bilgi ve iddialar üzerinden kamu çalışanlarını yönlendirmeye çalıştı.
Toplu sözleşme konusuna girmeden önce şu hususu belirtmekte fayda var: Ali Yalçın, 2005’ten sonra göreve başlayan memurlara 1 derece verilmesi ve eş durumu tayinlerinde yaşanan sıkıntıyı yani 3 yıl şartının kaldırılmasını kendilerinin sağladığını iddia etmiştir. 3 Ağustos’ta yapılan Topu Sözleşmenin ilk görüşmesinde bu konularda mutabık kalındığını söyledi. Birincisi burada teknik açıdan doğru olmayan, “mutabık kalındığı” ifadesidir. Çünkü Toplu Sözleşmede görüşmeler tamamlandıktan ve imza atıldıktan sonra MUTABIK kalınmış demektir. 3 Ağustos toplantısında hiçbir konuda mutabakat oluşturulmamıştır. Sayın Yalçın’ın mutabakattan kast ettiği, tarafların bu iki konuda prensipte olumlu yaklaşım sergilemiş olması ise bu zaten daha önce yapılan KPDK toplantılarında ve Hükümet temsilcileriyle yapılan değişik görüşmelerde sağlanmış idi ki, 3 Ağustos’ta da bu yaklaşım tekraren yinelenmiştir.
Ayrıca bütün kamuoyu ve özellikle eş durumundan dolayı tayin isteyememe durumunda olan kamu çalışanları çok yakından ve ilgiyle takip etmektedir ki, çerçeve yönetmeliğin 30 Haziran 2014 tarihinde yayınlanmasından itibaren Türkiye Kamu-Sen ve Genel Başkanımız İsmail Koncuk hararetle konunun takipçisi olmuştur. Hemen yönetmeliğe Danıştay nezdinde dava açmış, diğer yandan da başta Sayın Başbakan olmak üzere tüm ilgililerle defaten görüşmeler gerçekleştirmiştir. Geçtiğimiz dönemlerde mağdur ailelerle birlikte MEB önünde defalarca yapmış olduğumuz eylemler kamuoyunun bilgisi ve takdirindedir.
Sözde yetkili olduğunu iddia edenlerse her konuda olduğu gibi bu konuda da nal toplamış, varlıklarını borçlu oldukları siyasi iktidar üzerinde baskı oluşturmak anlamında tek bir mücadeleyi ortaya koymamış ve fakat mesele olgunlaştıktan sonra gerçekleştirdikleri bir sipariş görüşme akabinde kazanım elde ettik diye caka satmaya çalışmıştır. Kılavuzun hazırlanmış olması ve yayıma servis edilmesinden yarım saat önce gerçekleştirilen sipariş bir görüşmenin anlamı açık değil midir? Güya sözde sendikaya mevzi sağlamak! Yesinler sizin sendikacılığınızı! Sizin daha dün bilgi sahibi olduğunuz bu gelişmeye, sayın Genel Başkanımız haftalar öncesinde malikti. MEB’in, kılavuzda bu yıla haiz olmak üzere eş durumunda eski düzenlemeye göre uygulama yapacağı bilgisine sahip olan Genel Başkanımız, bu bilgisini, kılavuzun yayımından önce ifşa edilmesini ahlaki bulmadığı için kamuoyu ile paylaşmamıştı. 
Ne kadar cırmalasınız da nafile; özellikle konunun mağduru eğitim çalışanları kimin ne emek sarf ettiğini gayet iyi biliyor. Gülünç duruma düşüyorsunuz.
Ayrıca şunu da gözden uzak tutmamalıyız; kılavuz sadece bu Ağustos ayı için bir rahatlama getirmiştir. Problemin kökten ve tüm kamu çalışanları için çözülebilmesi için çerçeve yönetmeliğin değiştirilmesi gereklidir. Memnun-Sen’e ve taze Genel Başkanına tavsiye ve çağrımız odur ki; gelin önümüzdeki bu süreçte bari, sendikacılığın asgari standartlarına uygun hareket ederek bu problemin çözümüne katkıda bulunun.
Gelelim Toplu Sözleşme meselesine…
Buradan Genel Başkanımız İsmail Koncuk’a yanlış bilgilendirme yaptığı iftirasında bulunan taze Genel Başkana soruyoruz:
1-2013 yılında imzaladığınız Toplu Sözleşme ile 2014 yılı için aldığınız 123 TL’nin ortalama memur maaşına oransal yansıması %5,2 değil midir? Enflasyon farkı almadığınız için, 2014 yılı gerçekleşen %8,17’lik enflasyon karşısında memurun ve emeklinin kaybı sözkonusu değil midir?
2- Ahlaklı bir sendikacılığın gereği olarak en azından enflasyon farkını kararlılıkla talep etmekten bile imtina edilmiş olmasını, sarı sendikacılığın daniskası olarak kabul ediyor musunuz?
3- 2014 yılı için mesai ücretlerine, aile ve çocuk yardımlarına, ek ders ücretlerine, bütün ek ödemelere sıfır zam aldığınız doğru değil midir?
4- Hükümetin 2013 Toplu Sözleşme görüşmesine gelirken 2014 yılı için memur ve emeklilerine ayırdığı 10,158 milyar TL’lik ek kaynağın –attığınız imzanın maliyeti 7,197 milyar TL olduğuna göre- 2,967 milyar TL’sini masada bıraktığınız yalan mıdır? Hiç pazarlık yapmasaydınız, yani Hükümetin ilk teklifine kafadan evet deseydiniz memurun daha kazançlı çıkacağı gerçek değil midir?
5- 2015 yılı için imzaladığınız %3+3 maaş zammının gerçekleşen enflasyon ve vergi dilimleri nedeniyle daha yılın ilk yarısında kuş olup uçtuğunu inkar edebilecek misiniz?
6- 2015 yılı için Hükümetin kamu işçisine verdiği %11,3 lük artış ve üzerine 500 TL telafi zammı yapmış olması karşısında, sizin memurlarımız adına imza attığınız 3+3’lük sözde artışın ayıplı olduğunu göremiyor musunuz?
7- Şimdi Toplu Sözleşme masasına yeniden otururken, öncelikle geçmiş iki yılın kayıplarının telafi edilmesini istemek son derece makul ve gerekli bir talep değil midir? Bu talebi dile getiren sendikalara saldırıyor olmak işverenin yanında saf tutmak değil midir?
8- 1,5 milyonu aşkın sendikalı çalışanın gücünü yanına alarak Hükümetin karşısına kale gibi dikilmek varken, diğer sendikaları masada tahkir ederek, görüşmede bulunmalarından rahatsız olarak kimin yanında saf tutuyorsunuz?
Vs. vs. vs…
Bunlar ve benzeri onlarca soruyu cevaplayamayacaklarını bilerek Memnun-Sen’e sıralayabiliriz.
Bir hukuk devletinde meşruiyetin ölçüsü kanunlardır. Ve kanunlar, merhamet duygularıyla değil hukuki saiklerle tanzim edilirler. “Çarpık yasanın merhametiyle masadasınız” diyen taze Genel Başkanın bu standart hukuk ahlakında olmasını beklerdik. 
Evet sayın Ali Yalçın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bir aşiret devleti değildir. Kişilerin keyfiyeti, hevesleri, ihtirasları ve saplantılarına göre meşruiyet tayin edilemez. Meşruiyetin ölçütü hukukiliktir. Bunu ötesindeki değerlendirmeler, sadece ve sadece zırvalıktır. 
Ayrıca Ali Yalçın, biz senin asıl rahatsızlığını çok iyi anlıyoruz. Bir önceki Toplu Sözleşmede olduğu gibi memuru masada satacak olmanızın ifşa edilmesinden korkuyorsunuz. Sendikacılık oynayarak kamu çalışanlarının kazanımlarının ve haklarının pazarlanmasına engel olunacağından endişe duyuyorsunuz. 
Haklısınız. Korkun ve endişe edin. 
Türkiye Kamu-Sen, size ve sizin ağababalarınıza rağmen, kanundan ve ahlaklı sendikal mücadelesinden aldığı güç ve meşruiyet ile çalışanların hak ve kazanımlarının  mücadelesini verecek, size ve size bu süfli görevi verenlere karşı kararlılıkla kamu çalışanlarının yanında saf tutacaktır. 
Öte yandan, sayın Yalçın galiba hatırlamıyor ya da o günlerde Genel Başkan olmadığı için takip etmemiş olabilir; şimdi “çarpık yasa” diyerek tahkir ettiği bu kanunun hazırlanması ve kanuna dayanak oluşturan 2010 Anayasa değişikliği sürecinde, bizler muhtemel sıkıntıları dile getirirken Memnun-Sen alkış tutuyordu. Türkiye Kamu-Sen, yeni düzenlemenin bazı yönleri itibariyle Toplu Görüşmeden dahi geri bir düzenleme olduğunu anlatmaya çalışırken, kendileri iktidarın borazanlığını yapıyordu. Ama gelinen noktada itirafları göstermektedir ki, sahip oldukları çarpık zihniyetin ürünü olan –kendi deyimleriyle- bu çarpık yasa arzularını tatmin etmemektedir. Şimdi de çıkıp son günlerin moda deyimiyle “bizi kandırdılar” demesinler mi?
Taze Genel Başkan Ali Yalçın’a son bir tavsiyemiz: 
Anlayabiliyoruz..; sırtınızı dayadığınız iktidarın nimetleri ve cazibesiyle sendika görünümlü bir örgüte sahipsiniz, yüzbinlerce üyeniz var ama karizma yerlerde. Kamu çalışanlarının sevgisinden, takdirinden ve güveninden mahrumsunuz. Ne yapsanız itibar kazanamıyorsunuz. Hormondan şişe şişe patlayacak noktaya geldiniz; fakat sözünüze, özünüze, yüzünüze muhabbet sıfır! Türkiye Kamu-Sen’in etkinliği, karizması, muhabbeti sizi hasetten çatlatıyor.
Gerçekten zor bir durum., dayanılası değil!
Ama çare yok, içine yuvarlandığınız zillete mahkumsunuz.
Sayın Yalçın, mesnetsiz ve gerçek dışı iddia ve söylemlerinle defalarca memur sendikacılığının kutup yıldızı olan Türkiye Kamu-Sen’in yiğit Genel Başkanı İsmail Koncuk’a tosladın. Ama akıllanmıyorsun, hala aynı yoldasın. Kaç kere komik duruma düştün, hem kendin rezil oldun, hem temsil ettiğin kuruluşu rezil ettin. Tamam, İsmail Koncuk’a karşı seviyesizce saldırarak Memnun-Sen’e Genel Başkan olmuş olabilirsin; ama aynı yoldan yürümeye devam ederek kamu çalışanlarına ve Türk kamuoyuna rezil oluyorsun. Artık kendine gel.
Kamuoyuna saygılarımızla.