GENEL MERKEZ SİVAS, ERZİNCAN VE YOZGAT’DAYDI.

Türk Eğitim-Sen Genel Sekreteri Musa Akkaş 31.03.2017 tarihinde Sivas, 01.04.2017 tarihinde Erzincan ve 02. 04.2017 tarihinde Yozgat Şubelerin düzenlediği istişare toplantılarına katıldı. Toplantılarda şube yönetim kurulu üyeleri, ilçe temsilcileri ve kadın komisyonu başkanları ile üyelerimiz hazır bulundu.

Bir konuşma yapan Genel Sekreter Musa Akkaş, Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen’in sorumlu bir sivil toplum örgütü olarak ülkemizde demokrasinin uygulanmasını  istediğini söyleyerek, şöyle konuştu: “Biz adil paylaşım istiyoruz. İnsan haysiyetine yakışan bir ücret istiyoruz. Çalışanlar arasında ayrım yapılmamasını istiyoruz. Adalet istiyoruz. Aldatılmamak, daha iyi şartlarda çalışarak ülkemize, insanlarımıza hizmet sunmak istiyoruz. Bizler Türk Eğitim-Sen olarak; ülkemizin gelişmesini, milli birlik ve bütünlüğümüzün korunmasını, Türk insanının barış içinde yaşamasını, ülkemizin bölünmez bütünlüğünün korunmasını, büyük ve güçlü bir Türk devletinin ebediyete dek yaşamasını istiyoruz. Devletin varlığının devamı için kamu çalışanlarının itibarının artırılmasını istiyoruz.”

Çalışanların huzur bulması için herkese büyük görev düştüğünü bildiren Akkaş, “Ülkemizde adil bir yönetim istiyorsak, yanlış yapanlara karşı çıkacağız. Yanlışın içinde olmayacağız” dedi.

Akkaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Haksızlık, hukuksuzluk yapanların karşısında olacağız. Kul hakkı yemeyeceğiz, yenilmesine müsaade etmeyeceğiz. Toplum olarak yolsuzlukla, ahlaksızlıkla mücadele etmeyi hayat felsefemiz haline getirmediğimiz müddetçe bize biçilen onursuz kaftanları giymeye devam ederiz.”

Çalışanların nasıl bir sendikacılık istediklerine karar vermesi gerektiğini de kaydeden Akkaş, haksızlığa karşı çıkan, doğruyu seslendiren, hak arayan bir sendikacılık mı yoksa varoluş sebebi dışında hükümet güdümlü bir sendikacılık mı? Kamu çalışanları çocuklarının, kendilerinin ve ülkemizin geleceği için buna karar vermek zorundadır” diye konuştu.

Akkaş sözlerini şöyle sürdürdü: “Peygamberimiz Hadis-i Şerif’inde ‘İnsanların en iyisi insanlara hizmet edendir’ diye buyurmuştur. Hz. Ali de ‘Haksızlık karşısında susmayınız, aksi taktirde haklarınızla birlikte namus ve şerefinizi de kaybedersiniz’ diye buyurmuştur. Dolayısıyla doğruları yapan, yanlışın karşısında olan bir sendikal anlayışının ülkemizde güçlenmesini sağlamalıyız. Sendikal alanda birilerinin güdümünde, iktidarların paralelinde olan değil, yanlışlara karşı çıkma cesareti gösterebilen bağımsız, güçlü bir sendikacılık anlayışını hâkim kılmalıyız. Peygamberimizin(S.A.S) buyuruyor ki; ‘Bir çirkinlikle kötülük gördüğünüzde gücünüz yetiyorsa elinizle, yetmiyorsa dilinizle düzeltin, ona da yetmiyorsa içinizden buğz ediniz. Buğz etmek imanın en zayıf mertebesidir.’ diyor. Bizlerde haksızlığa ve kötülüklere karşılık, kötülük yapanlara sesiz kalmadık. İnancımızın gereğini yerine getirmeye çalıştık. Ahlaksız ve yanlış uygulamaların her daim karşısında bulunduk.

 Çünkü;

Bizler gerçekten inandık, iman ettik, dik durduk. Eğilmedik. Bundan dolayı da bugün kabul gören, saygın konumda olan bir sendikayız. Yolumuza; inandığımız değerlerler, üstlendiğimiz sorumluluk, kuruluş umdelerimiz ve misyonumuz doğrultusunda güçlenerek devam ediyoruz. Belki yetkili değiliz ama etkili miyiz, etkiliyiz.”

Ülkemizde maalesef kamu çalışanları adına bir çalışmayı, iyileştirmeyi ortaya koyamamasına rağmen gücünü iktidardan alan ve yetkili olan bir sendikamsı yapı olduğunu ifade eden Akkaş, “Buna karşılık her türlü entrika, ayak oyunlarına rağmen üye artışında  istikrarlı bir şekilde büyüyen Türkiye Kamu-Sen var. Önemli olan toplum nezdinde, konfederasyonumuz ve sendikamızın kabul görmesidir, hafızalarda yer etmesidir.

Sendikamız gün geçtikçe güçlenerek yoluna devam edeceğine inancım tamdır. Sendikamızın daha da güçlü olmasını birlikte gerçekleştireceğiz. Çünkü bizim yolumuz hak ve hakikat yoludur. Genel Başkanımız İsmail Koncuk’un da dediği gibi sendikacılık hakkı tutup kaldırmaktır” diye konuştu.

Akkaş ülkemizde sendikacılık adına ne yapılması gerekiyorsa yaptıklarını söyleyerek, çalışma hayatındaki tehlikelere dikkat çekti. Akkaş şöyle konuştu: “Son yıllarda 657 sayılı DMK’da yapılması düşünülen değişiklikler sürekli konuşuluyor. 15 Temmuz bahane edilerek, kamuda Fetöcü ve bölücüler olduğu söylenerek bu değişikliğe hız verilmiştir. Bu bir bahanedir. Zira 657 sayılı DMK’da disiplin hükümleri vardır. Kim ne suç işlerse bunun cezası verilmektedir. Niyet başkadır. Devlet memurluğu anlayışı yok edilmek istenmektedir. Hükümetin memuru anlayışı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Böylelikle kula kul olma devri başlatılmak istenmektedir.

Devlet memurlarının yaptığı işten dolayı bazı konularda koruma altında olduğu bir gerçektir. Bu da normal bir durumdur. Zira devlet memuru devletin her alanda çalıştırılmasını sağllamaktadır. Memur yoksa devlet yok demektir. Kamudan öğretmeni, polisi, enerji çalışanını, vergi toplayan memuru, sağlıkçıyı çekmiş olsanız, devlet denilen varlıktan söz edemezsiniz. Kamuyu işleten kamu çalışanlarıdır. Eğer memurların birtakım hakları olmasa, her siyasi iktidarın açık hedefi haline gelirler. Kamu çalışanları işi aksatma, savsaklama konusunda  ne yaparsa yapsın işten atılamaz diye bir durum da söz konusu değildir. Kim bir hata yaparsa suçun karşılığında ceza vardır. Hem kamunun daha iyi işletilmesi hem de huzur içinde çalışabilecek kamu çalışanlarının oluşturulması için Türkiye Kamu-Sen olarak kamu çalışanlarını sokağa atacak uygulamalara sessiz kalmayacağız.”

15 Temmuz tarihinde hain bir darbe girişimi ile ilgili açıklamalar da yapan Akkaş şunları söyledi: “Hainler amaçlarına ulaşamadılar. Kamuda açığa alınan ve ihraç edilenler var. Birçok çalışan neden açığa alındığını ya da neden ihraç edildiğini bilmemektedir. Bank Asya’ya para yatırdığından dolayı ihraç edilen kamu çalışanları bulunmaktadır. Bylock konusunda yanlışlıklar olduğu uzmanlar tarafından söylenmesine rağmen bu konuda bir çalışma yapılmaması ciddi mağduriyetler yaratmaktadır. Suçu günahı olmayanlar çaresiz bırakılmıştır. Bakanlıklar tarafından açığa alınan, ihraç edilen personele neden açığa alındığını, ihraç edildiğini bilmemekte, nasıl bir yol takip edeceği de söylenmemektedir.  Biz Türk Eğitim-Sen olarak suçlu ile suçsuzun ayrımının yapılmasını istiyoruz. Türkiye bir hukuk devleti ise tüm işlemlerin hukuk devletine yakışır şekilde yürütülmesini arzu ediyoruz. İhraç edilen ve açığa alınanların savunma haklarının gasp edilmemesi gerekir. Metotlarımızın hukuk içinde olması gerekir.  Soruşturma yapılmadığı için kişilerin savunmaları da alınmıyor. Hukukun işletilmesini istiyoruz. Çalışanların haksız yere işinden, ekmeğinden ya da özgürlüğünden olmasını istemiyoruz. Suçlu cezasını çeksin ama suçu olmayanlar da diğerlerinden ayrılsın.”

 

Eğitim de yaşanan sorunları da gündeme getiren Akkaş: “Eğitimi önemsiyoruz. Eğitim bir milletin geleceğe açılan penceresidir. Maalesef eğitimde bir türlü aydınlığa çıkamadık. Eğitim her dönemde toplumun iktidar partisinin ideolojisine uygun hale getirilmektedir. Liyakat, kariyer ilkeleri yok sayılarak yandaş olanların işbaşına getirildiği bir anlayış sergilemektedir. Bu sonuçlarda maalesef eğitimi olumsuz etkilemektedir.

Eğitimde en önemli faktör hiç şüphesiz öğretmendir.  Öğretmenin moral ve motivasyonu iyi değilse, eğitimde başarılı olmak mümkün değildir.

Eğitim sisteminde yapılan değişiklikleri takip edemez hale geldik. Bu durum eğitim çalışanlarının her yeni sisteme göre kendisini güncellemeye odaklanması meslekten kaynaklanan problemlerinde artması ile çalışanların moral ve motivasyonları bozulmaktadır. Eğitim çalışanları son yıllarda önemli ölçüde itibar kaybına uğramıştır. Bu kaybın önemli bir kısmı da devleti yöneten kişilerin, MEB’in uygulama ve demeçleri ile oluşurken bir kısmı da değişen eğitim anlayışından dolayı veliler ve öğrenciler nezdinde olmaktadır. Öğretmenlerin üç ay tatil yaptığı, okula yarım gün gittiği az çalışıyorlar ama buna karşılık çok maaş aldıkları gibi açıklamalar eğitim çalışanlarını incitmekte ve itibar kaybına yol açmaktadır.”

Sözleşmeli öğretmen alımına karşı olduklarını bir kez daha vurgulayan Akkaş: “Türk Eğitim-Sen olarak sözleşmeli öğretmenliğe karşı olduğumuzu geçmişten  bugüne nasıl bir mücadele verdiğimizi herkes çok iyi bilir. Sözleşmeli öğretmenliğe son verilmesine rağmen bunun yeniden uygulamaya konması ve öğretmen alımının mülakatla yapılıyor olması eğitimde yaşanan en büyük yanlıştır. MEB 15 Temmuz’u bahane ederek mülakat ile sözleşmeli öğretmen alımını başlatmıştır. Gerekçeleri belli bölgelerde öğretmenin kalmasını sağlayamıyorlarmış. Türk Eğitim-Sen olarak ta bu konuda MEB’e teklifte bulunmuştuk. Mahrumiyet bölgelerin de görev yapan öğretmenlere hizmet tazminatı adında ek ödenek verilmesini talep etmiştik. Sendika olarak sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına ve KPSS’yi basitleştirerek yalnızca mülakat ile öğretmen alımına karşı olduğumuz için konuyu  yargıya taşıdık. Mülakat puanı ile öğretmen atamasını doğru bulmuyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı önemli bir bakanlıktır. Bu bakanlık diğer bakanlıklara benzemez. Bakanlığın başında olanlarda sözlerine dikkat etmelidir.  Sayın Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz geçtiğimiz günlerde gülünç bir açıklamada bulundu. Mülakat ile öğretmen alımına devam edilecek,  alfabeyi biliyor  diye bir öğretmene evladınızı teslim eder misiniz diye açıklamada bulundu. Bunu söyleyen Milli Eğitim Bakanıdır. Böylesi bir açıklamayı yapan bakan öğretmeni nasıl motive edecektir. Bu öğretmeni aşağılamaktır. Öğretmenin, üniversite eğitimini sonrasında KPSS’de alınan yükek puanı yok sayacaksınız 4-5 dakikalık mülakatı önemli bulacaksınız. Bu anlayış son derece yanlış ve sakat bir anlayıştır.

KPSS’den 89 puan alanlara 45 puan verilecek başarısız kılınırken, KPSS’den 60 puan alanlara 92 mülakat puanı verilerek başarılı kılınmaktadır. Bu sonuçlar vicdanları rahatsız etmektedir. Türk Eğitim-Sen olarak sözleşmeli ve mülakatla öğretmen alımını doğru bulmuyoruz. Cumhuriyet tarihi boyunca ilk kez mülakat ile öğretmen alımı yapılmaktadır. KPSS ile öğretmen alımının yapılmasından yanayız. 15 Temmuz bahane edilerek sözleşmeli ve mülakatla alım yapıldı. Güya Fetöcüler ve bölücüler ayıklanacakmış! Bunun yöntemi bu olmamalıdır. Öğretmenin temsil kabiliyeti ya da bölücü olup olmadığı 4-5 dakikalık sürede tespit etmek mümkün değildir. Öğretmeni sözleşmeli ya da mülakat ile atamak, gençlerimizin geleceğini umutlarını söndürmek demektir. Daha şimdiden mülakat ile alımla pis kokular yayılmaya başladı. "Ver 20 bin lira seni öğretmen yapayım dedikoduları dolaşmaya başladı. Eğer sınavlar şeffaf olmazsa her şey söylenecektir.

Sayın Bakan’ın hataları bitmek tükenmek bilmiyor. ‘biz öğretmenin niteliğini artırmaya çalışıyoruz’ diyor. Niteliği nasıl artıracaklarmış. Artık eş durumu tayinlerinde öğretmen eşinin yanına değil, eşlerin öğretmenin yanına gelerek öğretmenin itibarı sağlanacakmış. Bu açıklama akıllara durgunluk veriyor. Soruyorum Sayın Bakan’a öğretmenin eşi esnaf, polis, savcı, asker, hakim veya taşra teşkilatı çalışanı değilse o zaman ne yapacaksınız? Öğretmenin itibarı yerlerde sürünürken bu uygulama ile mi itibarını artıracaksınız? Ne diyeyim Allah akıl fikir versin diyorum. Bir açıklama daha Sayın Bakan performans değerlendirmesi çerçevesinde çalışma yaptıklarını  söyleyerek; velilerin, öğrencilerin öğretmenlere not vereceği açıklaması ile eyvah dedirttirmiştir.  Bu açıklamaları maalesef Milli Eğitim Bakanı yapıyor. Öğretmenine inanmayan, güvenmeyen bir bakan olabilir mi? Tuhaf olan bu açıklamayı yaptıktan sonra İstanbul’da bir sarı sendika başkanı Bakan’a hediye vererek ödüllendirilmesidir. Bunun sonunda öğretmenler gerek Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ı ve malum sendikaya not verir mi? bilemiyoruz. Öğrenciler öğretmene not verecekse bu alanı biraz genişleterek diyorum ki; hastalar, doktorlara, askerler komutanlara, namaz kılanlar imamlara, mahkumlar hakimlere, hırsızlar polislere, memurlar müdürlerine öğretmenler de Sayın İsmet Yılmaz’a yani Milli Eğitim Bakanına not versinler. Sayın Bakan’ın bu açıklamaları akıllara durgunluk vermektedir. Sayın bakan bu anlayışından vazgeçmeli, öğretmenlerin moral ve motivasyonunu artırmak için çaba sarfetmelidir.”

Akkaş son olarak: “Türkiye Kamu-Sen, Türk Eğitim-Sen her zaman kamu çalışanlarının yanında yer almıştır. Hangi iktidar döneminde olursak olalım Türk Eğitim-Sen’in tavrı, duruşu hiç değişmeyecektir. Dün hangi ilkeler ile yola çıktıysak bugünde aynı amaçlar doğrultusunda sendikacılık yapmaktayız.

Türk Eğitim-Sen bugüne kadar ortaya koyduğu cesur, kararlı, ilkeli ve gerçek mücadele ile gönüllerde taht kurmakta, kabul görmektedir.

Bizler büyük, güçlü, inanmış bir teşkilatın mensuplarıyız. Kabul gören imrenilen, takdir edilen milli bir sivil toplum kuruluşuyuz. Böylesi bir büyüklüğü bize yaşatan bugüne kadar bizlere destek olan büyüklerimize her türlü entrikaya rağmen adam gibi sendikacılığı tercih ederek bize güç veren sizlere, bütün üyelerimize teşekkür ederiz.

Yapacak daha çok işimiz var. Kamu çalışanları bizden yardım bekliyor. Çok çalışacağız doğru yolda olmayanları uyaracağız. “Ne olacak bu ülkenin hali, ben ne olacağım, benim sorunlarımla kim ilgilenecek” diyenlere yine biz koşacağız. Anlamayanlara anlatacağız. Gidilmedik ziyaret edilmedik yer bırakmayacağız diye konuştu.