SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLİK DAVAMIZDA YARGIDAN TUTARSIZ KARAR

Türk Eğitim-Sen olarak, 03/08/2016 tarih ve 29790 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin Yönetmeliğin, muhtelif maddelerinin iptali istemiyle açtığımız davada, Danıştay 12. Dairesi’nin 2016/7383 E. sayılı ve 13.04.2017 tarihli kararıyla dava konusu Yönetmeliğin 9.maddesinin 1.fıkrasında sözlü sınav komisyonunun oluşumunda sendika temsilcisine yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme, “Sözlü sınav konuları ve ağırlıkları” başlıklı 11.maddesi, “Sözlü sınav” başlıklı 12.maddesi ve üçüncü bölümde “Mazerete bağlı yer değişikliği” hakkına yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme yönünden yürütmenin durdurulması isteminin oyçokluğuyla reddine; uyuşmazlık konusu Yönetmeliğin diğer maddelerine, fıkralarına, ibarelerine yönelik yürütmenin durdurulması isteminin ise oybirliğiyle reddine karar verilmiştir.

Sözleşmeli öğretmen alımı öğretmenlik mesleğinin itibarını zedelediği gibi, öğretmenlerin istihdam alanının genişletilmesi adı altında düşük ücretli ve iş güvencesinden tamamen yoksun öğretmen çalıştırılması sonucunu doğurduğundan hukuka ve Anayasa’nın  eşitlik ilkesine aykırıdır. Kaldı ki; sözleşmeli öğretmenlik uygulaması, 2006 yılında başlamış, ancak uygulamanın birçok haksızlığı da beraberinde getirmesi nedeniyle, 04.06.2011 tarih ve 27954 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 632 sayılı Kanun Hükmümde Kararname ile kaldırılmış ve tüm sözleşmeli öğretmenler kadroya alınmıştır. Buna karşılık ilgili düzenlemeyle sözleşmeli öğretmenliğin tekrar getirilmesi idarenin kendi içindeki çelişki ve tutarsızlığını açıkça ortaya koymaktadır. Ayrıca, öğretmen açığının sözleşmeli öğretmen alımıyla kapatılmaya çalışılması, eğitimde özelleştirmenin yolunu açtığı gibi, atama bekleyen binlerce öğretmen adayına da yapılan büyük bir haksızlık olup, hakkaniyete aykırıdır.

Dava konusu yönetmelikte, sözleşmeli öğretmen adaylarına yönelik sözlü sınav yapılacağı belirtilmiştir. Bilindiği üzere, sözlü sınav uygulaması denetimi neredeyse imkânsız olan ve uygulamada birçok haksızlığı beraberinde getiren objektiflikten en uzak sınav şeklidir. Denetimi zor olan sözlü sınavların ne denli objektiflikten uzak olduğu, yıllardır sözlü sınavların iptali için açılan bireysel ve genel davalardan ve sonuçlarından anlaşılabilmektedir. Türk Eğitim-Sen tarafından açılan davalarda, Danıştay 5. Dairesinin 2013/8367 E. sayılı ve 06.03.2014 tarihli kararı ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin 9. Maddesi ile Genel Yönetmeliğe eklenen 12/B maddesinin birinci fıkrasının; Danıştay 2. Dairesinin 2013/10363 E. sayılı ve 29.04.2014 tarihli kararı ile de; MEB Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Suretiyle Atanması Hakkında Yönetmeliğin 21. Maddesinin 1. Fıkrasında yer alan “şube müdürü, tesis müdürü ve basımevi müdürleri bakımından sözlü sınav başarı listeleri üzerinden” ibaresinin yürütmesi durdurulmuştur. Bahsi geçen yargı kararlarında, sözlü sınavın seçimin tek belirleyicisi olarak düzenlenmesinin, yazılı sınavdaki başarı puanının devre dışı bırakılarak başarı sıralamasının sadece sözlü sınav sonuçlarına göre oluşturulmasının hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı belirtilmiştir.

Buna karşılık, Danıştay önceki kararların gerekçelerinden tamamen farklı bir karar vermiştir. Şüphesiz hukuk devletinin gereklerinden birini de hukuk güvenliği ilkesi oluşturmaktadır.  Hukuk devletinin asli unsurları arasında yer alan hukuki belirlilik veya güvenlik ilkesi ise, hukuki durumlarda belirli bir istikrarı temin etmekte ve kamunun mahkemelere güvenine katkıda bulunmaktadır. Birbiriyle uyuşmayan mahkeme kararlarının sürüp gitmesi, yargı sistemine güveni azaltarak, yargısal bir belirsizliğe yol açmaktadır. Yargının kendisine ters düşen kararlar vermesi kabul edilemez. Böylesine birbirine tezat kararlar hukuka olan güveni bizzat yargı eliyle ortadan kaldırmak olarak değerlendirilir. Sözlü sınavın tek başına belirleyici olması yargı kararıyla önceden reddedilmişken, şimdi tam tersine bir karar verilmiş olması yargı kurumlarını hem komik hem de kendi içinde tutarsız bir duruma düşürür. Danıştay’ın bu kararına Türk Eğitim Sen olarak itiraz etmiş bulunmaktayız. Umarız üst mahkeme bu trajikomik kararı derhal kaldırır. Yargıyı böylesine tutarsız bir görüntü içine sokmaya kimsenin hakkı yoktur.  

 

YD RED kararı için tıklayınız

İtiraz Dilekçesi İçin Tıklayınız