ÇANAKKALE ZAFERİ`NİN 103’ÜNCÜ YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan’ın, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitler Haftası dolayısıyla yaptığı basın açıklamasıdır.

Seddülbahir’de, Arıburnu’nda, Conkbayırı’nda, İntepe’de, Anafartalar’da, Kilitbahir’de arşa yükseliyordu acı ve gözyaşı.

Düşman postallarının ağırlığı, top mermilerin kulağı patlatan sesi, gökyüzüne yükselen alevler Çanakkale’den yayılıyordu vatan topraklarının dört bir yanına.

Ortalık toz duman; askerlerimizin elinde tüfeği, sırtında bitti bitecek cephanesi, yüreğinde analarının, bacılarının, sevdiceklerinin hüzünlü bakışları, aklında mukaddes topraklarımız, ay yıldızlı al bayrağımız, dilinde ‘Ya Allah Bismillah’ nidaları.

Ne boğazlarından doğru düzgün bir lokma geçiyor, ne de uyuyorlardı. Düşman askerleri yiyecek, içecek, silah, mühimmat yığınağı yaparken, Türk askeri elindekilerle yetinmeyi biliyordu. Zifiri karanlık çöktüğünde, el ayak çekildiğinde bile sürekli teyakkuz halinde olmak, parmaklarını bir an bile tetikten çekmemek zorundaydılar. Yaralı askerlerimizin canhıraş feryatları muhabere alanında yankılanırken, şehitlerimizin bedenleri toprağı örtüyordu. Türk siperlerinde bıyığı terlememiş delikanlıların, kundaktaki bebesine doyamayan babaların, anasının duasını alarak cepheye giden yiğitlerin yarım kalan hayatları yüreklere taş gibi oturmuştu. Çanakkale’de bağımsızlık inancı, cesaret ile imtihan ediliyordu.

Havada mermilerin çarpıştığı, süngü hücumunun yapıldığı, denizin kanla yoğrulduğu Gelibolu yarımadasında dünyanın en güçlü devletleri Türklere karşı birleşmişti. Tarihin en kanlı savaşlarından birine tanıklık ediliyordu. Buna rağmen Türk milleti köklerine öyle sımsıkı tutunmuştu ve öyle yekvücuttu ki, bu necip milleti yok etmek asla mümkün olmayacaktı.

215 kiloluk mermiyi sırtlayan Seyit Onbaşı’yı kim unutabilir ki? Tüfeği tutukluk yapıca bu kez düşmana taş fırlatarak saldıran, avuçları parçalanan Bigalı Mehmet Çavuş’u, hepsi şehit olan 57. Alayı, üniformalarını giyip savaşmaya giden 15’likleri, ilk Türk hemşirelerinden Safiye Hüseyin Elbi’yi, cephe gerisinde erzak, mühimmat sağlayan, yaralıların ve hastaların tedavisi ile ilgilenen yiğitleri, kahraman Türk kadınını, 70’lik dedeleri, nineleri kim unutabilir? 

Ne demişti Büyük Şair Mehmet Akif Ersoy Çanakkale Şehitlerine şiirinde;

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...

Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

Çanakkale’nin geçilemeyeceğini tüm dünyaya gösteren kahramanlarımız, vatanımızı, bayrağımızı namusu bildi ve dünyanın en anlı, şanlı devletlerine namusumuzu çiğnetmedi.

Çanakkale’de de eşsiz askeri dehasını konuşturan Büyük Önder Atatürk “Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar kaim olabilir” emri ile savaşın kaderini değiştirmiştir. “Cephanemiz yoksa süngümüz var” diyen, askerlere süngü taktırıp yere yatıran Atatürk, “Bu efrat süngü takıp yere yatınca düşman efradı da yere yattı. Kazandığımız an bu andır” demiştir. Arıburnu’nda, Conkbayırı’nda, Anafartalar’da kısacası Çanakkale Savaşlarında derin izler bırakan Atatürk, keskin zekâsı, yırtıcı cesareti, büyük kumandanlığı, yerinde kararları, güçlü inancı ile Türk tarihini yeniden yazmıştır.

Çanakkale Zaferinin 103’üncü yıldönümünde bugün de etrafımız kalleşlerle doludur. Terör örgütleri, içteki hainlerle işbirliği yaparak, milletimizin dirliğine, ülkemizin bütünlüğüne saldırmaktadır. Emperyalizmi hortlatmaya çalışan dış güçlerin maşası olan bu terör örgütleri kandan, acıdan, yıkımdan beslenmektedir.

Elbette Türkiye Cumhuriyeti Devleti; bölünmüş ülke projesini hayata geçirmeye çalışanlara, bir ucu içeride bir ucu dışarıda olan ihanet şebekelerine, bölücü soysuz çetelere asla izin vermeyecek; hem sınırları içinde hem de sınır ötesinde her türlü tedbiri alacaktır. Türkiye’yi Irak, Suriye gibi kaosun, belirsizliğin, parçalanmışlığın merkezi yapmaya peydahlananlar, kukla devlet için kolları sıvayanlar umduklarını bulamayacaktır.

Sınırlarımızın güvenliği için Mehmetçiğimiz, Afrin’de terör örgütleriyle savaşmaktadır. Terör örgütlerine göz açtırmamak, hareket kabiliyetlerini sıfırlamak çok önemlidir. Bu noktada terörle mücadelede atılan her adımı destekliyor,  ülkemizde tek bir terörist kalmayana dek bu kutlu mücadelenin sürmesini istiyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş felsefesini bu ülkenin her ferdi iyi özümsemelidir. Yokluktan bugüne uzanan vatan topraklarının değerini idrak edemeyenlerin, mezar taşı bile olmayan ecdadımızın bıraktığı değerli mirasa sahip çıkamayanların, millet olma bilincine henüz ulaşamayanların, Atamıza, şehitlerimize, zaferlerimize yabancı duranların bu ülkeye hiçbir katma değeri olamaz.

Bu minvalde Çanakkale Zaferi’nin 103’üncü yıldönümünü ve Şehitler Haftasını kutluyor; başta bu topraklara Türk mührü vuran Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Büyük Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, Türk milleti özgür yaşasın, Türk bayrağı sonsuza dek dalgalansın, topraklarımıza düşman eli değmesin diye canını feda eden aziz şehitlerimizi, sınır ötesinde, sınırlarımız içinde güvenliğimizi sağlarken, terörle mücadele ederken şehit olan Mehmetçiklerimizi rahmet ve minnet ile anıyoruz. Ruhları şad olsun.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.