GENEL BAŞKAN: “MEB’DEN BİR DÖNEME AİT İTİRAF GELDİ”

Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Öğrenci Andı ile ilgili Danıştay’ın  kararını ve MEB’in temyiz başvurusunu değerlendirdi. Genel Başkan: “MEB’e yakışan, Öğrenci Andı konusunda sayın Cumhurbaşkanı’nın aldığı pozisyonun altını doldurma telaşıyla, gerçeklerle örtüşmeyen garip açıklamalar yapmak değildir. Çıkıp “Kardeşim Hükümetimizin aldığı tutum paralelinde bir pozisyon oluşturmamız gerekiyor. Dolayısıyla Danıştay 8. Dairesinin kararını İDDK’ya taşıyoruz” demiş olsalar çok daha uygun olurdu.” dedi.

Genel Başkan açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Biz yıllardır diyoruz: "ÖĞRENCİ ANDI AÇILIM SÜRECİNE KURBAN EDİLMİŞTİR."

2009'da Andımızı savunan AKP'li Bakanlık yönetimi, 2013'te Öğrenci Andı'nın okunmasını sağlayan yönetmeliği değiştirdi.

Peki ne değişmişti de MEB’in tutumu değişmişti?

Aslında değişen, adı önce Açılım sonra Çözüm olan SAÇILMA ve ÇÖZÜLME SÜRECİ idi!

İşte nitekim iddialarımızı doğrulayacak şekilde, MEB’in Danıştay’a yaptığı temyiz başvurusuyla itirafı da geldi:

"Yapılan değişiklik ile (Andın kaldırılmasıyla) toplumumuzun geçirmiş olduğu sosyo-kültürel değişimler neticesinde ANDIMIZDA YER ALAN İFADELERE DAİR YANLIŞ ANLAMALARA SEBEP OLACAK yaklaşımların önüne geçilmesi amaçlanmıştır.”

Hatırlıyoruz; 2013 yılı çözüm süreci adı altında çözülme ve savrulmanın yaşandığı dönemdi.

Başta pkk ve fetö taraftarları olmak üzere, andımızda yer alan “Türk, Türklük, Ne mutlu Türk’üm diyene” ifadelerinden rahatsızlık duyanların azdığı yıllardı.

Yani "Yanlış anlamaların" yoğun olduğu dönemlerdi.

O dönemde sadece Öğrenci Andı kaldırılmadı tabii ki;

Davullar zurnalar eşliğinde şehirlerimizin meydanlarından NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE tabelaları da, valilik tabelalarından T.C. ibareleri de, Devlet Şeref madalyasından Atatürk silueti de yanlış anlamalara sebep olacağı endişesiyle kaldırılmıştı.

Yine MEB, Danıştay İDDK’ya gönderdiği başvuruda şöyle garip bir ifade daha kullanıyor: “Andımızı 1933 yılından itibaren söyleyen kuşakların And’daki ifadelere ne denli uygun yurttaşlar olarak geliştikleri, etkisini anlamak açısından konu bir bütüncül yaklaşımla değerlendirilmelidir”

Bu nasıl bir yaklaşımdır? Aklım almıyor! Öğrenci Andı‘nın içeriğinde anlamını bulan değerlerin, kuşaklar boyunca  yeterince davranışa dönüşmemiş olmasının (Ki, MEB’in bu garip iddiası da ayrı bir tartışma konusudur) sorumlusu Öğrenci Andı mıdır? Bu kapıdan girerseniz ucu tehlikeli mecralara akmaz mı? Elhamdülillah Müslümanız. Asırlardır İslam’la şereflenmişiz. Ne yani, inancımızın gereği tutum ve davranışları sergilemeyen Müslümanlar yüzünden dinimizi mi sorgulayacak, İslam’ı mı mesul tutacağız? Akla ziyan bu yaklaşımı da kınıyorum.

MEB’e yakışan, Öğrenci Andı konusunda sayın Cumhurbaşkanı’nın aldığı pozisyonun altını doldurma telaşıyla, gerçeklerle örtüşmeyen garip açıklamalar yapmak değildir. Çıkıp “Kardeşim Hükümetimizin aldığı tutum paralelinde bir pozisyon oluşturmamız gerekiyor. Dolayısıyla Danıştay 8. Dairesinin kararını İDDK’ya taşıyoruz” demiş olsalar çok daha uygun olurdu.

Türk Eğitim-Sen olarak MEB’in temyiz başvurusuna karşı kapsamlı değerlendirmemizi hem İDDK’ya ulaştırarak hem de kamuoyu ile paylaşacağız.

Dilerim İDDK, siyasetin gölgesinde kalmadan, Danıştay 8. Dairesinin verdiği hukuk karar doğrultusunda bir değerlendirme yaparak bu konuyu kapatır.”