GENEL BAŞKAN YARDIMCILARIMIZ KIRŞEHİR, NEVŞEHİR VE KAYSERİ’DE İL İSTİŞARE TOPLANTILARINA KATILDI.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkan Yardımcıları M. Yaşar Şahindoğan ve Selahattin Dolğun il ziyaretleri kapsamında 09-11 Mart 2021 tarihinde sırasıyla Kırşehir, Nevşehir, Kayseri 1 ve 2 No’lu Şubelerimizin istişare toplantılarına katıldı. 

Genel Başkan Yardımcılarımız üniversite ziyaretleri kapsamında Kırşehir’de Ahi Evran Üniversitesi ve Genel Sekreteri Mehmet Zeki Küçük’ü,  Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Rektörü Semih Aktekin’i  makamında ziyaret etti. 

Genel Başkan Yardımcılarımız ayrıca Kırşehir, Kayseri, Nevşehir İl Milli Eğitim Müdürlüklerini ziyaret ederek, eğitim gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Ayrıca Şahindoğan ve Dolğun Nevşehir Valisi İnci Becel Sezer’i de ziyaret etti. 

Şubelerimizin düzenlediği istişare toplantılarında birer konuşma yapan Genel Başkan Yardımcılarımız salgın döneminde eğitim, yaklaşan Toplu Sözleşme süreci, sendikal çalışmalar hakkında üyelerimizle istişarelerde bulundu.

Salgın sürecinde çok çalıştıklarını ifade eden Genel Başkan Yardımcımız Şahindoğan, asıl mücadelenin bundan sonra başladığını belirtti.  Kamu çalışma hayatında yaşanan travmayı bertaraf etmek için önümüzde tarihi bir dönemeç bulunduğuna dikkat çeken Şahindoğan, örgütlü mücadelenin önemine değindi.

Kamu çalışanlarına seslenen Şahindoğan,  “Örgütlü mücadele istiyorsan; doğru tercih Türkiye Kamu-Sen’dir.” dedi. Şahindoğan; “Kamu çalışanı arkadaşlarım; sendika zannederek üye olduğun yapı sendika değil de sendikamsı ise, sen de örgütlenmiş sayılmazsın. Sendikamsı yapılara üyelik örgütlenme değil, aksine çözülmedir, etkisizleşmedir. Örgütlü mücadele istiyorsan doğru tercih Türkiye Kamu Sen’dir. Malum Sen’e üyelik, örgütlülük değil, örgütlü mücadelenin zaafa uğratılmasıdır. Salgın sürecinde çok çalıştık, çok yorulduk ama asıl mücadele bundan sonra başlıyor. Gerçekleştirilecek toplu sözleşme görüşmelerine yetkili konfederasyon olarak katılmak, sendikalarımızın yetkiyi alarak kamu çalışma hayatında yaşanan travmayı bertaraf etmek için önümüzde tarihi bir dönemeç bulunmaktadır.” dedi.

Şahindoğan; “Bilindiği gibi, bu yıl toplu sözleşme yapılacaktır. Malum sen yetkili olursa; yine pazarlık yapılmayacak, yine mücadele edilmeyecek, eylemlilik gücü kullanılmayacak, aksine; diğer konfederasyonlarla çatılacak, ‘Masada ne işleri var denilecek.’ Masada yaşananlara şahit istenmeyecek, danışıklı dövüş yapılacak, ortaoyunu sergilenecek, hazır ol’a geçilecek, yalvar yakar olunacak, verilenle yetinilecek. Sonra çıkıp; “Destan yazdık” denilerek kamu çalışanlarıyla alay edilecektir.  Sefalet zammını “başarı” diye lanse edilecek. Belki top Hakem Kuruluna atılacak, “Biz imzalamadık, onlar verdi” denilerek, memuru aldatma taktiği uygulanacak. Kandırmada farklı versiyona geçilecek. Her durumda memurun ümitleri boşa çıkarılacak hayaller başka bahara kalacak, Maaşlar asgari ücrete yaklaşacak ve memur için geçim daha da zorlaşacak. Bu nedenle  Ey memur arkadaşım; Bu tiyatroyu boz, etkisizlere verdiğin yetkiyi geri al! Verdiğin yetkin, emanetindir. Emanetin aleyhine kullanılır olmuştur. artık; gücünü senden alan, Önceliği “sen” olan, Türkiye Kamu Sen’i yetkilendir. Yetkilendir ki makus talihin değişsin.” diye konuştu. 

Mülakatın, kul hakkı yemek olduğuna ve adaleti öldürdüğüne dikkat çeken Şahindoğan, kamuda mülakata son verilmesi gerektiğini kaydetti.

Toplantıda bir konuşma yapan Genel Başkan Yardımcı Selahattin Dolgun, “Kamuda, adaletin hüküm sürdüğü, liyakatin işbaşında olduğu günleri inşallah hep beraber göreceğiz.” dedi.

Dolğun,“Ahlaklı, ihlaslı, edepli mücadelede yorulmadan, geri adım atmadan yürümek zorundayız. Bu kutlu yürüyüşte değerlerimizden taviz vermeden, fitne ve fesattan uzak, adam gibi hedefe gideceğiz. Kamuda, adaletin hüküm sürdüğü, liyakatin işbaşında olduğu günleri inşallah hep beraber göreceğiz.” ifadelerini kullandı.

Tüm öğretmenlerin kadrolu istihdam edilmesi gerektiğini söyleyen Dolğun, “Ücretli öğretmen görevlendirmesi eğitimde kaliteyi düşüren en önemli etkendir. Öğretmen yeterliliğine sahip olmayan iki yıllık ön lisans mezunlarının bile ücretli öğretmen olduğu ülkemizde, MEB’in bu atama politikası aslında geleceğimiz adına önemli bir tehlikedir. Ayrıca bu öğretmenlerin güvencesi yoktur.  Hükümet kendisine yakışanı yapmalı ve kadrolu alım dışındaki öğretmen istihdamına son vermelidir.” şeklinde konuştu.

Öğretmen atama sayılarının yetersizliğine dikkat çeken Dolğun; “20 bin atama yapılması demek genç meslektaşımızın beklentileri ile alay etmektir.

Geride bıraktığımız yılda 81 bin ücretli öğretmenin görevlendirilirken,   150 bin norm kadro açığı varken, halen 500 binin üzerinde atama bekleyen eğitim fakültesi mezunu varken, 20 atama sayısı genç meslektaşlarımızla alay etmektir. ” diye konuştu.