YURT GENELİNDE TERÖRÜ VE ÖĞRETMENLERİMİZİN KAÇIRILMASINI TELİN EYLEMİ

      Son bir hafta içerisinde 12 öğretmenimizin PKK tarafından kaçırılması üzerine, bugün Türk Eğitim-Sen olarak yurt genelinde protesto eylemleri gerçekleştirdik.

      Eş zamanlı olarak tüm illerde düzenlenen kitlesel basın açıklamalarında terör örgütü lanetlenerek, Hükümete çağrıda bulunuldu. Kaçırılan öğretmenlerin sağlıklı bir şekilde geri dönmelerinin sağlanmasının istendiği açıklamada, ayrıca, Hükümet yetkililerinin terör örgütü ve destekçilerine karşı en sert tedbirleri alması istendi.

        Ankara’daki açıklama ise Kızılay merkezinde gerçekleştirildi. Genel Başkan İsmail Koncuk tarafından yapılan basın açıklamasına Türk Büro-Sen Genel Başkanı Fahrettin YOKUŞ, Türk Haber-Sen Genel Başkanı İsmail KARADAVUT, Türk İmar-Sen Genel Başkanı Necati ALSANCAK, Türk Enerji-Sen Genel Başkanı Celal KARAPINAR, Türk Emekli-Sen Genel Başkanı Osman ÖZDEMİR, Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikalarımızın Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri ve Ankara Şubeleri yöneticileri katıldılar. Eylemde terörü ve destekçilerini telin eden konuşmaların yanı sıra milli birlik ve beraberliğe vurgu yapan sloganlar atıldı. Genel Başkanın basın açıklamasından sonra katılımcılar alkış ve sloganlar eşliğinde olaysız bir şekilde dağıldı.

Genel Başkanın açıklamasının tam metni:

ÖĞRETMENLERİMİZE YÖNELİK BÖLÜCÜ SALDIRILARI LANETLİYORUZ

 

23 Eylülden itibaren 12 öğretmenimiz cinayet şebekesi PKK tarafından kaçırıldı. Otuz yıldır ülkemizin kanını emen bölücü terör örgütü, bugüne kadar yüzü aşkın öğretmenimizi katletmiş, okullarımızı basmış, eğitim yuvalarını yakarak eğitim hizmetini sekteye uğratmayı amaçlamıştır.

Tek amaçları, öğrencilerini ülkesine ve milletine faydalı donanımlı bireyler olarak yetiştirmek olan öğretmenlerimize yönelik bu hain saldırıları şiddet ve nefret kınıyoruz. Hükümetin, kaçırılan meslektaşlarımızın bir an önce yuvalarına ve çok sevdikleri mesleklerine sağlıkla dönmelerini sağlamasını istiyoruz.

Çok açıktır ki; bölücü örgütün eğitimcilere ve okullara yönelik saldırısının asıl amacı; çocuklarımızın iyi eğitim almasını, aydınlanmasını ve memleketine sadakatle bağlı vatan evlatları olarak yetişmesini engellemek ve böylece kendi insan kaynağını oluşturmaktır. Öte yandan öğretmenevlerine, kamu binalarına, devletin iş makinalarına saldıran katil sürüsü; kamu hizmetlerine engel olarak,  vatandaşlarımız ile devletimiz arasındaki güven ilişkisini de rencide etmeyi hedeflemekte; bu sayede ideolojik propagandasının zeminini oluşturma arzusunu taşımaktadır.

Son yıllarda bölücü örgütün ve destekçilerinin faaliyetlerinde gözle görülür bir artış sözkonusudur. Özellikle sivil vatandaşlarımıza dönük saldırılar pervasızca artmış bulunmaktadır. Anne karnındaki bebeğe bile kastedecek kadar çıldırmış olan cinayet şebekesi; büyükşehirlerimizi bombalarla kana bulamakta, Türk Kürt ayrımı yapmadan vatandaşlarımızı öldürmekte, şehir merkezlerinde güpe gündüz cinayet işlemekte; kaymakamlarımızı, sağlık memurlarımızı, öğretmenlerimizi kaçırmakta; yol keserek kimlik kontrolü yapmakta, sözde mahkemeler kurmakta, vergi adı altında haraç toplamaktadır. Velhasıl, uzun sözün kısası “Buraların ağası benim” demektedir.

Türkiye Cumhuriyeti, toprakları üzerinde bir çapulcu sürüsünün hüküm sürmesine göz yumacak bir muz cumhuriyeti değildir. Türk Devletine kimse kafa tutma cüretini gösteremez. Fakat devletimizi yönetme pozisyonunda olanlar da bu şuurla hareket etmelidir.

Devletin gücünü dost düşman herkese göstermesi gerekenler, vatandaşları nezdinde güven ve huzur duygusunu yerleştirmesi gerekenler zaafiyet içerisinde olduğunda çeteler düzene hakim olurlar. İşte, ülkemizin bir kesiminde bugün yaşananların nedeni budur. Sözde Demokratik Açılım adına terör örgütü uzantılarına ve bölücü destekçilerine karşı gösterilen müsamahanın geldiği nokta; terörün azması, bölücülerin şımarması, huzurun ve birlikte yaşama duygusunun rencide olmasıdır.

Artık yeter!

Hükümeti daha cesur hareket etmeye davet ediyoruz: Bugünden tezi yok, bölücü örgüte ve destekçilerine karşı en sert tutumu almaktan çekinmeyin. Bölücülere ekonomik, siyasal ve sosyal destek sağlayan unvanı ve sıfatı ne olursa olsun her unsura karşı ivedilikle tedbir alın. Bin yıldır her melanete kolkola karşı duran, her felaketi birlik ve beraberlik içerisinde defeden büyük milletimizin arasına nifak sokan bölücülük mikrobunu artık temizleyin. Bunun için ne gerekiyorsa yapın. Demokrasi, insan hakları, ekonomik ve sosyal talepler terörün malzemesi olamaz! Anne karnındaki bebekleri dahi katleden, ekmeğinin peşinde olan kamu çalışanlarını kaçıran, güvenlik görevlilerini şehit eden cinayet şebekesi demokrasinin ve siyasetin muhatabı değildir. Ne adına ve hangi sıfatla olursa olsun bölücü terör örgütü ve temsilcileriyle doğrudan ya da dolaylı müzakere edilmesi ve muhatap olunması kabul edilemez. Bu görüşmelerin bölücü örgüte ve faaliyetlerine meşruiyet kazandırdığı gözden kaçırılmamalıdır.

Devlet bütün vatandaşlarının huzur ve can güvenliğini sağlamakla mükelleftir. Devlet bunun için vardır. Devleti yönetme sorumluluğu da Hükümettedir. Her memleket meselesinde olduğu gibi terör belasında da muhatabımız Hükümettir. Dolayısıyla Hükümet edenlerin çağrılarımıza kulak vermesi, eleştirilerimizi dikkate alması ve gereğini yapması asgari bir zorunluluktur. Bu yara, bir iç siyaset meselesi değildir. Başta sayın Başbakan olmak üzere tüm sorumluluk makamında olanlar şapkayı önlerine koymalı, “nerede hata yapıyoruz” diye bir değerlendirme yapmalıdırlar. Neredeyse sıfır kayıptan her gün şehit verilen noktaya gelinmiş olması bir şeylerin yanlış yapıldığının en somut göstergesidir. Her vahim olaydan sonra atılan hamasi nutuklar, sözde terörle mücadele kararlılığı ve artık alışıldık oyalamalar kamuoyunu tatmin etmemektedir. Sorumsuz ve vurdumduymaz geçiştirmeler vatandaşlarımızda artık tiksinti uyandırmaktadır.

Hükümet şunu unutmasın ki, bölücü teröre karşı atacağı her adım milletimizden tam destek görecek ve teşvik edilecektir. Yanlışlardan bir an önce dönülmeli ve büyük Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu beladan kurtarılmalıdır. Bir öğretmenin, bir sağlık memurunun, bir kaymakamın kendi toprağımızda bir çete tarafından kaçırılıyor olması kudretiyle övündüğümüz Devletimizin ayıbıdır. Türkiye Cumhuriyeti’ni bu ayıptan kurtarın. Kendi toprağımızda can güvenliğimizden ve huzurumuzdan emin bir şekilde yaşamak istiyoruz.

Öte yandan öğretmenlerimizi kaçıran, okullarımıza saldıran bölücü çakallara da seslenmek istiyoruz ki;

Hiç ümitlenmeyin: Ülkemizin fedakar ve inançlı eğitimcileri, ülkemizin neresinde olursa olsun memleket evlatlarını ülkelerine ve milletine sadık ve faydalı bireyler olarak yetiştirmeye devam edeceklerdir. Yıllardır olduğu gibi bundan sonra da hiçbir hain girişim ve tehdit kahraman öğretmenleri bu idealinden geri durduramayacaktır.

Yürekten inanıyoruz ki; bölücü hainlerin emelleri; öğretmenlerimizin yetiştirdiği vatansever memleket evlatlarının sayesinde iğrenç kursaklarında kalacaktır.

Saygılarımızla.

 

 

Türk Eğitim-Sen ve Türkiye Kamu-Sen Genel Merkezi olarak yaptığımız protesto eylemleri yazılı ve görsel basında yer almıştır. Basında yer alan bu haberleri görmek için tıklayınız.