1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ DOLAYISIYLA TÜRK-İŞ’LE BİRLİKTE BURSA’DA MİTİNG

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Bursa'da çalışanlarla birlikte 1 Mayıs'ı kutladı.

1 Mayıs Emek ve Dayanışma günü Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu ile birlikte Bursa'da kutlandı. Türkiye Kamu-Sen ve Türk-İş'e bağlı sendika çalışanlarının katıldığı kutlamada konuşma yapan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk çalışanların yaşadığı sıkıntıları dile getirdi.

Genel Başkan'ın konuşmasının tam metni:

"Bizler bu ülkenin işçileri, kamu çalışanları, işsizleri, emeklileri, yoksulları, kadınları, gençleri için alanlardayız.Türk milleti olarak barış içinde, özgürce yaşamak için, demokrasi için, ekmek için, daha güzel bir dünyada, baskısız, insan onuruna yaraşır bir hayat için birlikteyiz. En temel insani ve demokratik haklarımız için buradayız. Sosyal adalet ve eşitlik için buradayız.Güvencesiz ve kuralsız çalışmanın yaygınlaştığı, yoksulluğun insanların kaderi olarak sunulduğu, çaresizliğin ve biat kültürünün pompalandığı bir dönemi yaşıyoruz. Emekçilerin yarısı kayıt dışında çalışıyor.

 

Ulusal İstihdam Stratejisinin çalışanlara karşı olan yaklaşımlarıyla, çalışanlarımızın kıdem tazminatına göz dikiliyor, asgari ücret bölgeselleştirilmek, esnek ve kuralsız çalışma biçimleri yaygınlaştırılmak isteniyor.Bundan 10 yıl önce kamuda 10 bin dolayında olan taşeron işçisi sayısının, 400 binlere ulaştığını üzülerek görüyoruz.Sendikasızlaştırma yaygınlaşıyor, sendikal örgütlenmenin önüne engeller çıkarılıyor.

 

Ama hiçbir baskı bizleri yıldıramaz. Hiçbir güç, bizleri yolumuzdan döndüremez.Tüm çalışanların grevli toplu sözleşmeli sendikal haklara sahip olduğu bir Türkiye için, sosyal devlet için direneceğiz.

Çoğulcu demokrasinin sınırlarını genişletmek, gerçek anlamda sendikal haklarımıza kavuşmak, sosyal devlet ilkesinin hayata geçirmek için direneceğiz.Toplumsal barış ve huzurun sağlanması için, uzlaşma, hoşgörü ve bir arada yaşama kültürünün geliştirilmesi için direneceğiz.

 

Bu milletin çıkarı savaşlarda değil barıştadır. Çevremizdeki ülkelerin savaşması için değil, barışması için, Atatürk’ün “yurtta sulh, cihanda sulh” şiarının hayat bulması için direneceğiz. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tüm kurumlarının hukuk devleti anlayışıyla hareket etmesi için alanlardayız.Anti demokratik sendikal yasalar değişsin diye, toplu pazarlık ve örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılsın diye, vatandaşlarımızın yüzü gülsün diye direneceğiz.

 “İnsan onuruna yaraşır iş” herkesin hakkıdır. İstihdamın korunması, geliştirilmesi ve işsizliğin önlenmesi için alanlardayız.

 İnsan onuruna yaraşır bir hayat istiyoruz. Çok mu?Adil bir gelir dağılımı istiyoruz. Çok mu?Hakça bir paylaşım istiyoruz. Çok mu?

 Güvenceli bir çalışma hayatı istiyoruz. Çok mu?Taşeronlaşmanın son bulmasını, esnek, güvencesiz, sözleşmeli personel istihdamının kaldırılmasını, asıl işin taşeronlara yaptırılması uygulamasından vazgeçilmesini istiyoruz. Dar ve sabit gelirlinin üzerine bir karabasan gibi çöken vergi adaletsizliğinin son bulmasını istiyoruz. “Çalışanların, emeklilerin açlık sınırının altında ücret almasına bir son verilsin” diyoruz.

 

İşsizlik Fonu’nda biriken paraların peşkeş çekilmesinin önlenmesini istiyoruz. Sosyal güvenlik fonlarının amacı dışında kullanılması düşüncesinden vazgeçilmesini istiyoruz. Çok mu? Olamaz mı? Yapılamaz mı?İnanın ki çok değil; inan ki imkânsız değil.

 

Çok kıymetli emekçi kardeşlerim,

 

Engellilerin toplumsal hayata eşit bireyler olarak katılması sağlanmalıdır.Ülkemizi gerginliğe sürükleyerek, memurun, işçinin, emeklinin sorunlarını hasıraltı etme, gündemi saptırma amacı güdenler, çalışanlara ve sendikacılığa en büyük darbeyi vurmaktadır.Çalışanların örgütlü mücadelesini zayıflatarak, küresel saldırılar karşısında bizleri çaresiz bırakmak isteyenler var.Ne yazık ki bugün, çalışanlara karşı uygulanan hukuksuzluk var. Bugün, kamu görevlilerine verdiği sözleri unutanlar, attıkları imzaya sahip çıkamayanlar var.Bugün karın tokluğuna çalışacak bir iş arayan milyonlarca işsizimiz var.Üniversiteyi bitirmiş ama çaresizlik içinde kıvranan milyonlarca gencimiz var. Yüz binlerce okulda milyonlarca öğrenci öğretmen beklerken; ataması yapılmayan yüz binlerce öğretmenimiz var.   Bugün en küçük ekonomik olumsuzlukta işten çıkarılan, sendika üyesi olduğu için sürülen, tehdit edilen, iş akdi feshedilen çalışanlar var.Bugün emeğinin karşılığını alamayan, alın terini akıtan ama kıymeti bilinmeyen çalışanlar var.Bütün bu olumsuzlukların üstüne, bizleri birbirimize düşürmek isteyen, her fırsatta milletimiz içine nifak tohumları ekmek isteyenler var.Ancak birliğimizi ve beraberliğimizi yenecek hiçbir güç de yok.Bizler birlik oldukça, hiçbir güç, bizleri yok saymaya, haklarımızı gasp etmeye yetmeyecektir.

 
“Girmeden tefrika millete, düşman giremez

Toplu vurdukça yürekler; onu top sindiremez”

 

Bizler bir oldukça, bu milleti sindirmeye hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.Bugün burada işçi, memur, emekli, işsiz her kesimden emekçimizin yürekleri, insan onuruna yaraşır bir yaşam için atıyor.

Hak aramak kutsal bir mücadeledir.Bizler bu mücadeleyi yalnızca bir alanda değil; her alanda, her platformda veriyoruz.Bu nedenle Taksim, yalnızca bizlerin 1 Mayıs kutlamalarını gerçekleştirme mücadelesi verdiğimiz alanın adı değil.Bugün taksim, memuruyla, işçisiyle, işsiziyle, emeklisiyle, hepimizin sorunu.Sorunumuz gelirin adil taksimi, hakların adil taksimi, hukukun adil taksimi, külfetin de nimetin de adil taksimidir.Bu nedenle 1 Mayıs bayramımızın artık Taksim’de de kutlanabiliyor olmasının bizler için ayrı bir anlamı var.Umudumuz ve dileğimiz, gelirin de, hakların da, hukukun da, adaletin de, nimetin de, külfetin de adil taksim edildiği bir ülkedir.

Mücadelemiz, taksimin adil yapılması içindir.Ne mutlu ki, bugün burada toplanan kalabalığa baktığımda, aydınlık bir gelecek görüyorum.Bugün burada toplanan kalabalığa baktığımda; insanımızın adil bir ülke, hakça bir paylaşım, insan onuruna yaraşır bir hayat özlemini ve bu uğurda mücadele etmekte ne denli kararlı olduğunu görüyorum.

 

Bugün burada, “toplu sözleşme ve grev hakkı olmayan sendika, sendikalı olmayan çalışan kalmasın” diyen milyonların iradesini görüyorum.“Babam bugün işten atılmasın” diyen çocukların, yaşama sevinçlerini görüyorum.Baharın kurumuş dallara hayat verdiği gibi 1 Mayıs da çalışanın mücadelesine yeni bir soluk, yeni bir hayat verdi.Dallar çiçeğe duruyor; siz burada yeni bir destanın ilk satırlarını yazıyorsunuz.Buraya geçmişin destanını okuyarak geldiniz; şuna emin olun ki gelecekte sizin destanınız okunacak. Gözlerinize baktığımda gördüğüm ışık, inanmışlığımızın, azmimizin ve kararlılığımızın işareti.Güzel ülkemin dört bir yanından yayılan coşku, kardeşliğimizin eseri; geleceğimizin teminatı.Bu birlikteliğimiz, bu mücadele azmimiz sürdükçe, önünüzde hiçbir gücün duramayacağından emin olun.Bizleri ayırmaya, kardeşi kardeşe kırdırmaya çalışanlar asla bu emellerine ulaşamayacak.Bir arada kardeşçe, daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz, haklarımızı elde edebilmek için daha güçlü bir mücadele vereceğiz.Bu birliktelik, bizleri Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkaracaktır. Bu birliktelik, Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini, bir ve bütün olarak ilelebet payidar kılacaktır. Emekçi, emeğinin, alın terinin ve yüreğinin gücünün farkına vardığında emin olun, yarınlar daha güzel olacak.Bu coşku, azim ve umut, çalışanlarımızın üzerine çöken kara bulutları dağıtacak, güneşli, güzel günlerin habercisi.

Yaşasın hak mücadelemiz, yaşasın kardeşliğimiz, yaşasın 1 Mayıs."