GENEL BAŞKAN, 'ÖĞRETMEN ATAMASI KANGREN HALİNE DÖNÜŞMÜŞTÜR.' DEDİ

Sayın Bakanın özür dilemesi takdir edilecek bir davranış; biz bu nezaketi, inceliği Sayın ÇELİK’ten ve ÇUBUKÇU’dan görmedik. Yani Sayın Bakan’ın özür dilemesi önemli bir gelişmedir. Neden önemli gelişmedir diyorum demek ki bundan sonra hata olduğunda özür dileyecek bir Bakan Ömer DİNÇER.

 

Ama Sayın bakanın özür dilemesi problemi ortadan kaldırmıyor. Yani problem ortada duruyor. Bakan özür diledi tamam özrü kabul ettik. Nimet ÇUBUKÇU’nun yaptığı bir hatanın özrü Sayın Ömer DİNÇER’e nasip oldu. Fakat problemin de ortadan kaldırılması lazım. 55 Bin atama sözü verildi.

 

Ataması yapılmayan evlatlarımızın yerine kendimizi koyalım; Sayın Başbakan da ÇUBUKÇU’nun sözünü teyit etmişti. Yani 55 Bin sözü sadece ÇUBUKÇU’nun sözü değil Sayın Başbakanında sözüdür. Nihayetin de başbakan da teyit etti, doğruladı. Bu söz mutlaka yerine gelmeli. Bu söz aynı zamanda Başbakanın da sözüdür. Sadece özür dilemekle ataması yapılmayan evlatlarımızın problemini çözmüş olamayız, bunu çözmemiz lazım. Atama politikasında problem var. Bu atama politikası düzelirse problemleri çözülür zaman içerisinde. Türkiye’de öğretmene ihtiyaç var. Türkiye’de birçok proje yapılabilir; Örneğin etüt öğretmeni kavramı getirilebilir, eğitim öğretim süreci okul süresiyle ya da okul duvarlarıyla sınırlı değildir. Etüt öğretmenliği konusunun ülkemizde düşünülmesi ve öğrencinin evde de takibinin yapılması projesi düşünülmelidir.

 

Türkiye’de aile hekimliği gibi sistem getirilmeli, etüt öğretmenliği şeklinde. Diyeceksin ki etüt öğretmenine, okuldan sonra bu öğrenci sana ait, derslerinin takibini yap. Sayın Bakan diyor ki 150 Bin öğretmene ihtiyacımız var. Hayır efendim, eğer bu etüt öğretmenliği istihdamı sağlanırsa çok daha fazlasına ihtiyacımız var. Türkiye’yi Avrupa Birliği ortalamasıyla karşılaştırdığımızda, öğretmen başına düşen öğrenci sayısıyla değerlendirdiğimizde Türkiye’de şu an 400 bin öğretmene ihtiyaç var. İddia ediyorum, bunu oturup hesaplasınlar. Portekiz’le öğretmen başına düşen öğrenci sayısını ve Türkiye’de öğretmen başına düşen öğrenci sayısını hesaplasınlar. Türkiye öğretmen istihdam problemini çözebilir. Başbakan kulağını tıkamış bu mevzu ile ilgilenmiyor. Sayın Başbakan Somali’deki açları düşünüyor ne kadar güzel seviniyorum, elbet düşüneceğiz. Bütün dünyadaki açları düşünelim. Elhamdülillah Müslümanız, elbette düşüneceğiz. Yardım da edeceğiz. Fakat ülke gerçeklerini de görmemiz gerek. Atanamayan gençlerimiz var. Üniversite mezunu işsizlerimiz var. Eğitim Fakültesi mezunlarından bahsediyoruz, babasının vereceği cep harçlığına muhtaç. 30 Yaşına gelmiş insanlardan bahsediyoruz. Somali’deki insan kadar bunun değeri yok mu?

Türkiye’de bütçe var. Türkiye’nin dünyanın 16.büyük ekonomisi olduğunu sıksık ifade ederler. Türkiye, dünyanın 16.büyük ekonomisine sahip ise, mesele bu bütçeyi kullanmaktaki irademizi ortaya koymakta. Nerede kullanacağız bu bütçeyi? Eğitim öğretim davasına eğer inanıyorsak yani bir milleti adam edecek tek yolun eğitim olduğuna inanıyorsak eğitime samimiyetle yatırım yapacağız. Problemleri çözeriz ben inanıyorum. Çocuklarımızın en önemli hakkı olan okuma hakkı konusunda tedbirler alınmaması, bütçenin bu bağlamda değerlendirilmemesi ve dizayn edilmemesi kabul edilemez. Bu aynı zamanda sosyal bir yaradır. Ataması yapılmayan 350 bin gencimizi sokağa atmış oluyoruz.

 

Ben Sayın Bakan ile bu konuyu yüz yüze görüşmelerimizde de ifade ettim. Sayın Bakana 11 bin atamayla bu problemin çözülemeyeceğini söyledim. 150bin açık var açıklaması Sayın DİNÇER’e ait bir açıklamadır. Sayın Bakan bundan fazla bir değerlendirme yapmadı. Bakan Kpss sınavıyla ilgili bir değerlendirme yaptı.

 

Öğretmen alımında Kpss sınav sonuçları %40 etkili olsun alan sınav sonucu yüzde 60 etkili olsun, ortalaması ile öğretmen atayalım dedi. Yapalım da mesele sınavın şeklinden çok kontenjan miktarının artırılmasıdır. Bakın bir de yaş grubu meselesi var. 40 Yaşın üzerindekilerin ataması yapılmıyor. Böyle bir anlayış olamaz. Beşikten mezara kadar oku diyen kültürün mensubu olacaksınız, öğretmene de 40 yaş sınırı koyacaksınız. Bu eziyetten de çocuklarımızı kurtarmamız şart.

Ücretli öğretmenlik konusuna da değinen Genel Başkan İsmail KONCUK; Ataması yapılmayan birçok öğretmen varken ben bunu doğru bulmuyorum. Düşünmeliyiz, projeler ortaya koymalıyız, problemlerimizi masaya yatırmalıyız. Sayın Bakana tavsiyem en kısa zamanda bir öğretmen istihdam politikası oluşturması. Taraflarla oturup aklı başında ve geri dönülemez bir istihdam projesi ortaya koymalıdır. Kangren haline gelen bir meseleyle karşı karşıyayız.

 

          Bizim güzel bir atasözümüz var, “yarım hoca dinden yarım doktor candan eder” diye. Yarım öğretmen bir milleti bitirir, yok eder. Öğretmen formasyonu kazanmamış insanlarla biz eğitim öğretimde bir yere varamayız. Biz hala bölgeler arasındaki eğitim kalitesinden ve eğitim farklılığından bahsediyoruz. Eğitim hizmetini ücretli öğretmenlerle yaptığımız sürece bu farklılık elbet olacaktır. Formasyon almamış insanlarla bu işleri yürütürsek elbette eğitimde kalite farklılığı ortaya çıkacaktır. Yıllardır haykırıyoruz bölgeler arasındaki kalite farkını çözün diye. Çözüm öğretmeni kadrolu olarak atamaktır. Bunun çözümünü kutuplarda aramaya gerek yok. Çözüm belli. Ücretli öğretmenlik olmamalı. Devlet elini cebine atacak. Devlet yola yaptığı kadar insana da yatırım yapacak. Atamalar yetersiz. 2011 yılı sonuna kadar 50 bin, 2012 yılı sonuna kadar da 100 bin öğretmen atamasını biz yapabilmeliyiz. Devletimiz 100 bin atama yapabilecek güçtedir. Mesele, bu iradeyi ortaya koyabilecek siyasi kararlılıktır.

 

Ataması yapılmayan öğretmenleri bu ülkenin namus davası olarak görüyorum. Sadece ataması yapılmayan öğretmenler değil şu anda işsiz gezen binlerce üniversite mezunu hepimizin namus davasıdır. Bunlar bizim evladımız. Bu olay Sayın Başbakanın da namus davasıdır. Elimizdeki bütçeyi insana yatırım olarak değerlendireceğiz. Tek yolumuz bu.