NİMET ÇUBUKÇU'YU BEKLEYEN ANA PROBLEMLER
Yeni atanan Sayın Nimet ÇUBUKÇU’yu büyük problemler beklemektedir. Sayın Çubukçu’nun Milli Eğitim Bakanı olması hem eğitim çalışanlarını hem kamuoyunu olumlu bir beklenti içine sokmuştur. Sayın Nimet ÇUBUKÇU’nun çözmesini beklediğimiz problemlerden bazıları şunlardır.

1- Bırakınız Bakanlık Merkez Teşkilatı'nı, ilçe milli eğitim müdürlüğüne kadar inen yandaş kayırma, düşman kamplar yaratma anlayışı eğitim çalışanlarını rahatsız etmektedir. Kurucu müdürler, vekaleten görevlendirmeler ve Hüseyin ÇELİK’in son zamanlarda hız kazandırdığı 76. Madde’ye dayandırılarak yapılan atamalar yakınen incelendiğinde siyasi kadrolaşmanın ne boyutlarda olduğu görülecektir. Bugüne kadar, tüm eğitim çalışanlarının gözleri önünde yaşanan bu tablo, başta Hüseyin ÇELİK olmak üzere, Milli Eğitim Bakanlığı Merkez Teşilatı'nda görevli bazı bürokratlar, il milli eğitim müdürleri, ilçe milli eğitim müdürleri, yardımcıları ve şube müdürleri tarafından yaratılan bir tablodur. Bu tablo asla Milli Eğitim Bakanlığı'na yakışan bir tablo değildir ve eğitim çalışanlarının yüzde 90’ı, bu yaşananlardan duydukları rahatsızlığı sendikamız üzerinden sık sık dile getirmişlerdir.

2-Yönetici atamada vekaleten görevlendirme dönemi sona erdirilmeli, her şeyden önce asaleten atamalar yapılmalıdır. Bunun için hak edenin korunduğu bir sistem ortaya konulmalı, eğitim çalışanları bir takım merkezlerden icazet almak zorunda bırakılmamalıdır.

3-Öğretmenlerin yer değiştirme yönetmeliği acilen değiştirilmeli, bölünen, parçalanan aileler birleştirilmelidir.

4-Ek ders esasları, sendikaların talepleri doğrultusunda yeniden belirlenmelidir. Bu konuda, yaşanan hak kayıpları, kazanılmış haklar gözetilerek sil baştan bir düzenleme yapılmalıdır. EK DERSLERİN HESAPLANMA YÖNTEMİ ÖNCELİKLE DEĞİŞTİRİLMELİDİR.

5- 657 Sayılı DMK’nın 4/B maddesi gereği yapılan sözleşmeli öğretmen atamaları sona erdirilmeli, şu anda sözleşmeli olarak istihdam edilen 50 bin öğretmen kadrolu hale getirilmelidir. Sözleşmeli öğretmenlerin, sözleşmeli olarak geçirdiği süreler dikkate alınarak stajyerlikleri kaldırılmalı, bir yıl daha bekleme gereği olmamalıdır.

6- Görev bekleyen 220 bin öğretmen adayının umutları tükenmeden atanmaları sağlanmalıdır. Şu anda 150 bin öğretmen ihtiyacımız göz önüne alınarak yeni bir öğretmen istihdam politikası belirlenmelidir. Sözleşmeli, ücretli ve vekil öğretmen görevlendirilmesi uygulamasına son verilmelidir.

7-Eğitim çalışanlarının bir bütün olduğundan hareketle, hizmetli, memur, teknisyen vb. personelin görev tanımları bir an önce yapılmalı, atama ve yer değiştirmeleri konusunda bir yönetmelik çıkarılmalıdır. Bu personelin özlük hakları yeniden değerlendirilerek emsali olan diğer bakanlıklarda çalışan personelin faydalandığı ekonomik ve sosyal haklardan yararlanmaları sağlanmalıdır. Söz konusu personelin fazla çalışma süreleri ücretle değerlendirilmelidir.

8-Temel eğitim içerisine orta öğretimin de dahil edilerek, şu anda orta öğretimde yüzde 58.5 olan okullaşma oranı yüzde 100’lere çıkarılmalıdır. Bunun için öğretmen ve derslik ihtiyacı bugünden tespit edilerek, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi artırılmalıdır.

9-Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı AB standartlarına çıkarılmalı ve bu şekilde bir öğretmenin her bir öğrenciye bir ders satinde ayırabileceği süre artırılmalıdır.

10-Okullarımızın fiziki yapısı çağdaş standartlar ve öğrenci ihiyacı göz önüne alınarak dizayn edilmelidir.

Yukarda saydığımız problemler Türk milli eğitiminin bugün yaşadığı ana problemlerdir. Bu problemleri çoğaltmak mümkündür. Bunlardan bazıları hemen çözülebilecek, bazıları ise uzun yıllar ortaya konulacak çalışmalarla sonuç alınabilecek  problemlerdir. Önemli olan problemlerin varlığını kabul ederek eğitimin tüm unsurlarıyla (sendikalar ve sivil toplum örgütleri) beraberce çözüm arzusunu ortaya koyabilmektir.

Türk Eğitim Sen olarak, yukarıda saydığımız problemlerin çözümü konusunda, yetkili ve sorumlu sendikacılık anlayışı gereği her türlü desteği vermeye hazırız. Burada tek beklentimiz, eğitim çalışanlarının huzuru, mutluluğu ve Türk milli eğitiminin içinde yaşadığı sıkıntılardan kurtarılması isteğidir.

İnanıyoruz ki, eğitim çalışanları huzurlu ve mutlu kılınmadan, eğitim öğretimde bir başarı mümkün değildir. Eğitim öğretimde başarıyı yakalayamayan bir ülkenin gelişebilmesi ve huzur bulabilmesi de mümkün değildir. Huzurlu ve topyekun bir kalkınma sağlayabilmek ve yarınlara daha umutlu bakabilmek için eğitim davasında başarılı olmaya mahkumuz.

  TÜRK EĞİTİM SEN GENEL MERKEZİ