AYAŞ VE GÜDÜL İŞYERİ TEMSİLCİLERİ TOPLANTISI YAPILDI


 

Ankara 5 No’lu Şube Başkanlığı, Ayaş ve Güdül İlçeleri İşyeri Temsilcileriyle bir istişare toplantısı düzenledi.

12 Nisan 2013 Cuma günü Ayaş’ta gerçekleştirilen toplantıya, Genel Mali Sekreter Seyit Ali KAPLAN ile Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Talip GEYLAN da iştirak ettiler.

Ayaş İlçe Temsilcisi Hulusi Buran ve Güdül İlçe Temsilciliği Yönetim Kurulu üyesi Ferruh Çakır’ın açış konuşmalarından sonra Şube Başkanı Sevgi Yalav katılımcılara hitap etti.

Şube Başkanının konuşmasından sonra söz alan Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Talip GEYLAN, sendikal çalışmalara ve gündeme dair açıklamalarda bulundu. 15 Mayıs kesintileri itibariyle yetkili sendikaların belirleneceğini belirten Geylan “Geçen yıl Toplu Sözleşme masasında ve Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nda yaşanan rezalet göstermiştir ki, yetki ehil ellerde olmalıdır. Toplu Sözleşme öncesinde bol keseden vaatleri savuranlar masada süt dökmüş kediler gibi sus pus olmuşlardır. Çalışanların temsilcisi olduğunu unutan sözde yetkili sendika adeta işveren vekili gibi hareket etmiştir. Bu sendkanın akademisyen temsilcisi Kamu Görevlileri Hakem Kurulu toplantısında Hükümetin teklifine dahi evet oyu vermiştir. Genel Başkanımızın çağrısına kulak vermeyerek Kurulu çalıştıran Memur-Sen, 2012’deki % 4+4 ve 2013’teki % 3+3 maaş zammının asıl mimarıdır. Biliyorsunuz, 11 kişiden oluşan Kurulun 8 üyesi toplantıya katılmasaydı Kurul karar alma yetkisini kaybedecek ve sorumluluk Hükümetin kucağında kalacaktı. Böylece belki de birkaç puanlık artış daha olabilecekti. Ancak Hükümeti sıkıntıya sokmaktan imtina eden Memur-Sen, defalarca yaptığı gibi burada da Hükümetin elini rahatlatmış ve komik maaş artışlarını Hükümetin inisiyatifi olarak değil Kurulun kararı olarak hayata geçirilmesini sağlamıştır. İşte önümüzdeki 1 Ağustos’ta tekrar yapılacak Toplu Sözleşmede, geçen yıl yaşanan rezaletin tekrarlanmaması için yetki mutlaka ehil ellerde olmalıdır. Bu adres de Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikalardır.” Diye konuştu.

İş güvencesine yönelik tehditlere de dikkat çeken Geylan, “Memurların, en büyük kazanımı sahip oldukları iş güvencesidir. Ancak geldiğimiz noktada bu hakkımız da ciddi tehlikelerle karşı karşıyadır. AKP Hükümeti iş başına geldiği günden bu yana iş güvencemize takmış durumdadır. AKP’nin, öğretmenliği dahi sözleşmeli hale getiren bir iktidar olduğunu düşündüğümüzde ikazlarımızın ne derece yerinde olduğu daha iyi anlaşılacaktır. İktidarın, Anayasa Uzlaşma Komisyonuna verdiği teklifte 128. Maddeyi değiştirdiğini görüyoruz. Bu madde, Devletin asli ve sürekli işlerinin memurlar eliyle yürütüleceğini hükmetmektedir. Ancak AKP’nin teklifinde, memur ifadesi kaldırılarak yerine ‘Çalışan’ tabiri getirilmektedir. Böylesi ucu açık bir tanımın içerisine her şeyi koyabilirsiniz. Nasıl çalışan? Sözleşmeli mi, yarı zamanlı mı, taşeron mu, kadrolu mu? Ancak on yıldır yaşadığımız tecrübeler göstermektedir ki, asıl amaç kadro güvencesinin olmadığı bir istihdam modeli getirmektir. Nitekim Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun değiştirilmesi gündemli Kamu Personeli Danışma Kurulu Toplantısı’na getirdiği resmi tekliflerle de Hükümetin niyeti resmen bir kez dada zikredilmiş bulunmaktadır. Ancak şu bilinmelidir ki, Türkiye Kamu-Sen için memurlarımızın iş güvencesi kırmızı çizgidir. Bu hakkımızın korunması için her türlü eylemi meşru görmekteyiz.” Dedi.

Daha sonra kürsüye gelerek katılımcılara hitap eden Genel Mali Sekreter Seyit Ali Kaplan, sendikal mücadele sayesinde kamu çalışanlarının önemli haklar elde ettiğini fakat bu gerçeğin bir çok memurumuz tarafından fark edilmediğini vurgulayarak şunları söyledi: “Bakın 2002 yılından beri sendikalarla Hükümet arasında pazarlık yapılarak maaş artışları belirlenmeseydi, yani sadece Hükümetin teklifleri hayata geçirilmiş olsaydı 2012 yılı sonu itibariyle en düşük dereceli memurun maaşı 700 TL 29 Kuruş olacaktı. Oysa şimdi bu arkadaşlarımız 1.446 TL 23 Kuruş maaş almaktadır. Yani Hükümetle yapılan pazarlıkların sayesinde elimize geçen ücrette 746 TL lehimize bir fark oluşmuştur. İşte bu sendikal mücadelenin kazanımıdır. Ayrıca biliyorsunuz bugün milyonlarca kamu çalışanı bankalardan promosyon ücreti almaktadır. Fakat bu paranın arkasında nasıl bir emeğin olduğunu düşünmemektedir. Banka promosyonu tamamen Türk Eğitim-Sen’in hayata geçirdiği bir uygulamadır. Hüseyin Çelik’in Milli Eğitim Bakanı olduğu dönemde sendikamızın gerçekleştirdiği ziyarette Bakandan söz alarak genelge yayınlatmış ve banka promosyonlarının % 70 oranında çalışanlara dağıtılmasını sağlamıştık. Daha sonra da Başbakanlık genelgesiyle tamamının kamu çalışanlarına verilmesini gerçekleştirmiştik. Öte yandan enflasyon farkları, denge tazminatları, iyileştirme ödenekleri, ek ödemeler vs. bunların hepsi Hükümetlerin verdiği ulufeler değil, sendikal mücadelenin sayesinde elde edilen kazanımlardır. İşte tüm bu kazanımların altında hangi emeklerin bulunduğunu iyi anlatmamız lazımdır. Artık her bir kamu çalışanı sendikasız olmanın abesle iştigal bir durum olduğunu kavramalı ve bu mücadeleye destek vermelidir. Tabi ki, burada önemli bir diğer hususta nasıl bir sendikal mücadele verilmesi gerektiğidir. Görüyorsunuz, bir yanda illegal oluşumlarla ilişkisinden dolayı yargılanan bir sendika bir yanda da Hükümetin saha memurluğunu yapan, sarı sendikacılığı uluslararası kuruluşlarca da teyid edilmiş olan sözde bir sendika! Kamu çalışanları böylesi yapılarla hak mücadelesi verilemeyeceğini de artık görmelidir. Kamu çalışanlarının hak mücadelesi sözkonusu olduğunda bir araya gelemeyenler, hatta ortak iş bırakma eylemlerine katkı vermeyenler; şimdi adına çözüm süreci denilen ihanet projelerinin borazanlığında akil insanlar adı altında beraber kol kola gezebilmektedirler. Memurlarımızın menfaatlerinde buluşamayanlar, şimdi kalktılar ve İmralı’da yatan bebek katilinin yol haritasını milletimize hazmettirmek için yollara düştüler.”

Başörtüsü eylemlerine de değinen Kaplan, “Biz Türk Eğitim-Sen olarak, başörtüsünün siyasi ve sendikal istismar aracı olmasını kabul etmiyoruz. Artık birileri siyasi ve sendikal beceriksizliklerini kutsal değerlerimizle örtme ahlaksızlığını bırakmalıdır. Başörtülü bayan arkadaşlarımızın işleri ile inandıkları arasında bir tercihe zorlanması insanlık dışı bir tutumdur. Kamuda başörtüsü serbestiyeti için ne yasa ne de Anayasa değişikliğine ihtiyaç yoktur. Bakanlar Kurulu Kamu Görevlileri Kıyafet Yönetmeliğinde yapacağı ufak bir değişiklikle bu sorunu gündemimizden çıkaracaktır. AKP Hükümeti, başörtüsünü önümüzdeki muhtemel Anayasa referandumunun anahtarı olarak kullanma çirkinliğini de göstermemelidir. Bu konuda Hükümete çağrıda bulunuyor ve bir an önce yönetmelik değişikliğini yapmaya davet ediyoruz.” Dedi.

Programın sonunda ise Ayaş ilçesinde sendikamıza en son üye olan meslektaşımıza Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Talip Geylan tarafından sendika rozeti takıldı.