GENEL MERKEZ YÖNETİCİLERİ BURDUR VE ISPARTA’DA

 


        Genel Sekreter Musa AKKAŞ ve Gene Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami ÖZDEMİR; 17 Nisan 2013 tarihinde Burdur’da, 18 Nisan 2013 tarihinde ise Isparta’da şube yönetim kurulu üyeleri, ilçe temsilcileri, kadın komisyonu üyeleri ve iş yeri temsilcileri ile bir araya gelerek, şube istişare toplantıları gerçekleştirdi.

        Saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunması ile başlayan toplantıların açılış konuşmalarında Burdur Şube Başkanı Orhan AKIN ve Isparta Şube Başkanı Ali BALABAN yapılan çalışmalar hakkında katılımcıları bilgilendirdi.

        Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami ÖZDEMİR de yaptığı konuşmada yetki sürecine değinerek, şunları söyledi: “Kamu çalışanlarına uygulanan hukuk dışı tutum ve davranışlar karşısında dik duran ve mücadele veren siz değerli dava arkadaşlarımızın desteği ile gün geçtikçe büyüyoruz. İnşallah bu yıl yetkiyi alacağız. Türk Eğitim-Sen olarak, Başbakan ve kabine üyeleri tarafından horlanan, toplumda itibarı kaybolan siz değerli eğitimcilerin sorunlarını her zaman her platformda dile getiriyoruz. Türk eğitimcileri bu olumsuz tabloyu mutlaka değiştirmelidir. Hükümete ve bunların yandaşı olan malum sendikaya destek verilmemelidir. Eylemlerimizle, etkinliklerimizle ve hukuki mücadelemizle hiçbir eğitimcinin sorununu göz ardı etmiyoruz. Çalışmalarımızı sizlere yayınlarımız aracılığıyla ulaştırıyoruz. Çalışmalarımız takip edildiği takdirde kurum ve işyerlerinde daha etkili olursunuz ve sendikamızı daha güçlü temsil edersiniz.”

        28 Şubat kararları ile getirilen eğitim sisteminin bu ülkenin geleceği olan gençlerimizin 15 yılına mal olduğunu kaydeden ÖZDEMİR, “O dönemde dayatılan bir eğitim sistemi ile restleşme uğruna demokrasi ve insan haklarından dem vuranlar, bu dönemde de işin paydaşlarına sormadan 4+4+4 eğitim sitemini uygulamaya koyarak, benzeri bir mağduriyeti bu topluma yaşatıyor. Bu sistemle 50 bin sınıf öğretmeni norm kadro fazlası duruma düştü. Alan değiştirmek zorunda kalan arkadaşlarımızın sıkıntılarının giderilmesi için mücadele veriyoruz” dedi.

        Akil İnsanlar heyetine de değinen ÖZDEMİR, “Kamuda çalışan siz değerli arkadaşlarımızın ekonomik ve sosyal haklar konusunda çözüm bekleyen birçok sorunu varken, yetkili konfederasyonun genel başkanı akil adam oldu. Bunlara yetki veren kamu çalışanları, yetkili konfederasyona ‘Siz bizim hangi sorunumuzu çözdünüz de, şimdi memleketin sorunlarını çözeceksiniz?’ diye sormalıdır. Türkiye Kamu Sen olarak böyle bir ihanet grubunun içerisinde olmayacağız. Bu konu ile ilgili olarak Sayın Genel Başkanımız düşüncelerini sizlerle ve kamuoyu ile paylaştı” dedi.

        Daha sonra kürsüye gelen Genel Sekreter Musa Akkaş, İmralı görüşmeleri ile başlayan sürecin adının ihanet süreci olduğunu kaydederek, şöyle konuştu: “Birkaç tane çapulcuyla, ülkemize hainlik edenlerle istişare edilmektedir. Aziz şehitlerimiz yok sayılmaktadır. Bunun adı barış ya da çözüm süreci olamaz. Bu sürecin adı ihanet sürecidir. İhanet sürecinde yer alanları, bu süreci destekleyenleri nefretle ve şiddetle kınıyoruz. Tarihin her döneminde ihanet odaklarıyla karşı karşıya kaldık. Ama hiçbir zaman diz çökmedik, eğilmedik, bükülmedik.”

        Türk milletinin son 11 yıldır derin bir gaflet uykusu içinde olduğunu kaydeden Akkaş, Türk milletinin milli reflekslerinin de törpülenmeye çalışıldığını ifade etti. Akkaş, “Halbuki Türk milletinin fıtratında boşvermişlik, umursamazlık gibi kavramlar yer almamaktadır. Bu kavramları enjekte etmeyi hedefleyenler, bize biçtikleri onursuz kaftanları giydirmeye çalışmaktadır. O kaftanları giymeyeceğiz, onursuz kaftanları bu milletin aziz evlatlarına giydirmeyeceğiz” diye konuştu.

        Akkaş sözlerini şöyle sürdürdü: “Elbette anaların gözyaşı dinsin, akan kan dursun. Ama o kanı akıtanlar, bu ülkenin hainleridir, bugün diyalog içine girilen teröristlerdir. Biz Çanakkale’de, Dumlupınar’da,  İnönü Savaşları’nda, Kurtuluş Savaşı’nda on binlerce şehit verdik. Terör nedeniyle 10 bin Mehmetçiğimiz şehit oldu. Öğretmenlerimizi bayrak direklerine asarak şehit ettiler. 35 bin sivil insanımızı katlettiler. Dolayısıyla bu ülkeyi yönetenlere soruyorum: Kiminle barışalım? Barış devletler arasında yapılır. Barış, çapulcularla yapılmaz. Akil İnsanlar Heyeti oluşturuldu ve 63 insan yollara düştü. İl il dolaşıyorlar. Merak ediyoruz akil insanlar, şehitlerimiz için ne söyleyecekler? Hatırlanacağı üzere teröristlerle kucaklaşan BDP milletvekiline, Başbakan, ‘Siyasetçi olmaktan çıktılar. Gidip teröristle kucaklaşana ben nasıl siyasetçi diyeyim? Ben ona şimdi siyasetçi gözüyle bakamam ki. Bizim buradaki tek şeyimiz şu anda fezlekeler ile başlayan süreçteki ne yazık ki 14. maddeden de haklarında birçok dava olanlar var. Terörün çok açık, net müdafaasını yapanlar var. Ama o günkü 9 milletvekilinin o gösterdiği tablo, yenilir yutulur bir tablo değildir. Biz böyle bir milletvekili tanımıyoruz. O dokuz milletvekilini, vatandaşım, milletim -ama tehdit altında ama tacizle- parlamentoya gönderdikleri için kabullenmek zorunda kalıyoruz. Yoksa bunlar milletimin gönderdiği vekillerdir diye bakamam’ demişti.  Bugün ne oldu da bunlarla barış sürecine girildi?”

        “Türkiye Kamu-Sen’i, Türk Eğitim-Sen’i diğerlerinden ayıran özellik milli değerlerimize olan bağlılığımız, ülkümüz, vatan, bayrak, insan sevgimizdir” diyen Akkaş, 1992 yılında hangi temel ilkelerle yola çıktıysak, bugünde aynı ilkelerin savunuculuğunu yaptığımızı söyleyerek, “Çizgimizden taviz vermedik. Burdur’da, Edirne’de ne konuşuyorsak, Şınak’ta, Erzurum’da,  Tunceli’de aynı şeyi konuşuyoruz” dedi.

        İlksan ile ilgili açıklamalar da yapan Genel Sekreter Musa Akkaş, “1996 yılında İlksan, eksi 3 milyon TL ile teslim alınırken, bugün kasasında 500 milyon TL para bulunmaktadır. Bu başarıyı nasıl görmezden geliyorsunuz? İlksan’ı sürekli karalamak, İlksan’a iftira atmak bu kuruma zarar vermektedir. Burası deniz feneri değil. Burası Türk Eğitim-Sen. Türk Eğitim Sen’in olduğu yerde ahlaksızlık, hırsızlık, haksızlık, adaletsizlik olmaz. Hırsızlık olursa bunun hesabını sorarız” diye konuştu.

        Yandaş sendikayı eleştiren Akkaş, “Kamu çalışanlarını ilgilendiren hangi konuda eylem yaptınız? Toplu sözleşme masasında işlerin yolunda gitmediği noktada Genel Başkanımızın ‘iş bırakma eylemi yapalım’ şeklindeki teklifini ‘sizin amacınız iktidarı yıpratmak’ diyerek geri çevirdiniz. Daha sonra üyelerinizden gelen baskı sonucunda, kerhen iş bırakma eylemimize destek vereceğinizi açıkladınız ama bu da sözde kaldı. Biz gaz yedik, siz Güvenpark’ta piknik yaptınız. Şimdi kalkmış kamusal alanda başörtüsü serbestliğinin getirilmesi için imza kampanyası düzenliyorsunuz. Samimi değilsiniz. Hükümet 11 yıldır iktidarda olmasına karşın bu sorunu çözmedi. Şayet yüreğiniz yetiyorsa, kamusal alanda başörtüsü serbestliğinin getirilmesini istiyorsanız, bu işi 11 yıldır çözmeyen AKP Genel Merkezi önüne siyah çelenk bırakırsınız. Şayet siz AKP Genel Merkezi önüne siyah çelenk bırakmayacaksanız, bunu biz yapacağız” dedi.

         Anayasa çalışmalarına da dikkat çeken Akkaş, bu çalışmaların Türk milletini bölmeye yönelik olduğunu söyledi. Anayasa çalışmalarında uzlaşma sağlanamaması durumunda AKP’nin kendi Anayasasını hazırlayarak, referanduma sunacağını belirten Akkaş, şunları söyledi: “Anayasa değişiklik paketi referanduma sunulacaktır. Bu pakette neler olacak? Anayasa’da iş güvencemizi garanti altına alan Anayasa’nın 128. Maddesi değiştirilmek istenmektedir. Anayasa’da hepimizi bir arada tutan ve devletimizin kuruluş felsefesi olan maddelerin ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Anayasa’daki Türklük tanımı değiştirilmek istenmektedir. Başkanlık sisteminin getirilmesi ve ülkemizde federatif bir yapının temelinin atılması planlanmaktadır.  Tüm bunlarla birlikte Anayasa paketine başörtüsünü de dahil ederek, bu pakete ‘evet’ dedirtmek istiyorlar. Oysa başörtüsü sorunu yönetmelikle çözülebilir. Bu minvalde dinimizi istismar edenlere fırsat vermemek ve bir an önce kılık-kıyafet yönetmeliğinin değiştirilmesini sağlamak için mücadele etmek gerekmektedir.”

        Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın eğitimin yığınla sorunu bulunmasına karşın, herhangi bir icraatının olmamasını eleştiren Akkaş, “Ne bakanlar gördük ama böyle bir bakana şahit olmadık. Bakan Avcı’nın eğitimle ilgili hiçbir şeyden haberi yok” dedi.

        4+4+4 sisteminin eğitimde büyük tahribatlara yol açtığını söyleyen Akkaş, şunları kaydetti: “Bu sistemle birlikte öğretmenler norm kadro fazlası oldu. 70 bin öğretmenin görev yeri değişti. 40 binin üzerinde öğretmen alan değiştirdi. Alan değiştirenler arasında memnun olanlar da var ancak memnun olmayanların sayısı da azımsanmayacak kadar çok. Tüm bu sorunları Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’ya rapor halinde sunduk. Ancak bugüne kadar herhangi bir gelişme olmadı. Bakan Avcı okullarda öğrencilere getirilen serbest kıyafet uygulaması ile ilgili ‘biz de bakanlığa bağlı okullarda veli isteğine bırakacağız’ dedi ama hala yönetmelik değişmedi. Öte yandan ucube bir Yönetici Atama Yönetmeliği çıkarıldı. Oysa 2009 yılında yayınlanan yönetmelik herkes tarafından mutabık kalınan bir yönetmelikti. Biz 209 yılında yayınlanan yönetmeliğin uygulanmasını istiyoruz. Görevde Yükselme Sınavı da üç yıldır yapılmıyor. Memur ve hizmetlilerin görev tanımları net değil. Öğretmenler ek ödeme alamadı. Öğretmenlerin itibarı yerlerde sürünüyor. Ancak Avcı tüm sorunları sadece oturup seyretmekle yetiniyor.”