GENEL MERKEZ YÖNETİCİLERİ OSMANİYE’DEYDİ.

 


Türk Eğitim Sen Osmaniye Şubesi Korkut Ata Üniversite Temsilciliğimiz Başkanı Mehmet Fatih Gizlice ve Yönetim Kurulunun organize ettiği Birlik Beraberlik Gecemize Genel Başkan Yardımcılarımızdan Genel Mevzuat ve Toplu Görüşme Sekreteri Mehmet Yaşar Şahindoğan ve Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir ile Korkut Ata Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Büyük Alaca ve Osmaniye Yurt Kur Müdürü Ersin Soytorun katıldılar.

Ayrıca Korkut Ata Üniversitesi Birlik Beraberlik Gecesine; Osmaniye Türk Kamu Sen İl Temsilcisi ve Türk Büro Sen Osmaniye Şube Başkanı Beyazıt Aslan, Türk Eğitim Sen Osmaniye Şube Başkanı Ahmet Kandemir ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Türk Kamu Sen Adana İl Temsilcisi ve Adana 2 Nolu Şube Başkanı Kamil Köse ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Adana 3 Nolu Türk Eğitim Sen Şube Başkanı Rıfat Çelik, Hatay 2 Nolu Türk Eğitim Sen Şube Başkanı Ahmet Akça ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Türk Sağlık Sen Osmaniye Şube Başkanı Fatih Üstüner ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Türk Diyanet Vakıf Sen Osmaniye Şube Başkanı Mustafa Canpolat ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Türk Kültür Sanat Sen Osmaniye İl Temsilcisi Fatih Rüştü Oktan, Türkiye Kamu Çalışanları Vakfı Yönetim Kurulu Üyeleri, Türk Eğitim Sen Osmaniye Şubesi Yurt Kur Temsilciliğimiz Başkanı Mehmet Kurt ve Yönetim Kurulu, Türk Eğitim Sen Osmaniye İlçe Temsilcileri ve Yönetim Kurulu Üyeleri Türk Eğitim Sen Osmaniye Kadın Kolları Başkanı Şükran Yurdalan ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile Korkut Ata Üniversitesinin akademik ve idari personeli ile Osmaniye Yurt Kur Müdürü personeli katıldılar.

 

ÖZDEMİR: KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİNDE YETKİLİ OLMANIN GURURUNU YAŞIYORUZ

Yapılan toplantıda ilk sözü alan Türk Eğitim-Sen Genel Basın ve Dış İlişkiler Sekreteri Sami Özdemir katılımcıları selamlayarak sözlerine başladı. Özdemir  “Adına yakışır bir üniversite olan Korkut Ata Üniversitesinde yetkili sendika olmanın gurunu bugün birlikte yaşıyoruz. Bu mücadele en ön saflarda yer alan ve emeği geçen tüm yönetici, akademisyen ve memur arkadaşlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum.

Üniversitelerde yetkili olmak kolay değil, 4688 sayılı kanunun yürürlüğe koyan ve emek sarf eden kişilerin başında akademisyenler geliyor. Akademisyenler ülkenin geleceği noktasında fikir beyan eden, toplumları yönlendiren, hakkı ve hukuku kamuoyuna anlatan hoşgörü sahibi insanlardır. Ne yazık ki, Türkiye genelinde üniversitelerimize baktığımızda sendikalaşma oranı istenilen seviye de değil.

Sendikalar çalışanlarıyla kavga eden değil onların sorunlarını üst yöneticilere götürerek çözüm üreten kurumlardır. Çalışanlar üniversitede ne kadar sorunsuz çalışırsa, o kurumu benimserse orada üretim ve kalite artar ve başarı da üniversite yönetimine mal edilir. Biz Türk Eğitim-Sen olarak sendikamızın sayın Rektöre götüreceği tüm sorunları makul ölçülerde karşılanacağına inanıyoruz.

Kamu çalışanlarını bekleyen ciddi tehlikeler var. Bu siyasi iktidar döneminde kamu çalışanlarına bakış ne yazık ki hiç iyi değil. Anayasanın 128. Maddesi devlet memurunun görev ve sorumluluğunu özetlemektedir. Bu bizim iş güvencemizdir. Biz her platformda Türk Eğitim-Sen ve Türkiye Kamu-Sen olarak bunu devamlı suretle dile getiriyoruz.

Tekel işçilerinin yaşadığı sıkıntıları hepiniz hatırlıyorsunuz. Gece iş güvencesiyle yattılar ama sabah o güvenceleri ellerinden alındı. Biz onlara desteğimizi sunduk. Onlara verdiğimiz desteğin tek amacı, emeğe saygı idi.  O gün tekel işçilerinin başına gelen o olay yarında bizim başımıza gelir diye biz onlara destek verdik. Siyasi iktidarın hedefi kamu çalışanlarının iş güvencesini ellerinden almaktır.

17 Aralık’tan sonra Pakistan dönüşü uçakta gazetecilere konuşan Başbakan 657 sayılı Devlet Memurular Kanunundan yakınıyor, “elimizi kolumuzu bağlıyor” diyor ve bu konuda gerekeni yapacaklarını söylüyor.

Genel  Başkanımız İsmail Koncuk Abant’ta yapılan toplantıda Çalışma Bakanı Faruk Çelik’e, “ Eğer devlet memurunun iş güvenesine gözünüzü dikerseniz bu ülkeyi size dar ederiz, çalışanların vebali altında kalır, bunun bedelini ödersiniz” dedi. Türkiye Kamu-Sen’in  memura bakışı budur. Tek bir üyemizin yaşadığı sıkıntıyı yönetim olarak hücrelerimizde hissediyoruz.

17 Aralık sürecine baktığımızda daha düne kadar beraber yürüdükleri insanları haşhaşi yaptılar, paralel yapı yaptılar, terörist yaptılar, evlerinden barklarından ettiler. Peki Kandil’dekilere aynı muameleyi neden yapmıyorsunuz? Günlerdir Bingöl-Diyarbakır yolu kapalı bunun farkında mı bu iktidar? Soma’da 301 evladımız ekmek uğruna canlarını verdiler. Başbakan taziyeye gitti ve yaşananlar ortada.

Biz Türk Eğitim-Sen olarak sadece kamu çalışanlarının hakları için mücadele eden değil, bu ülkenin geleceği için milli hassasiyetleri için mücadele eden bir sendikayız. Bu ülkenin bölünmez bütünlüğü için mücadele eden sendikayız. Bugün Türkiye Kamu-Sen  olarak 450 bini aşkın üyemizle sizlerle birlikte bu mücadeleyi veriyoruz, vermeye devam edeceğiz.  Korkut Ata Üniversitesinde yetkili sendika olmaktan büyük mutluluk duyduğumuzu bir kez daha ifade ediyor hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum” dedi.

 

ŞAHİNDOĞAN: GENEL BAŞKANIMIZ SİZLERİ TEBRİK EDİYOR

“Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk’un selamlarını ve tebriklerini sizlere getirdim” diyerek sözlerine başlayan Türk Eğitim-Sen Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri Mehmet Yaşar Şahindoğan ise, MEB Kanunu, YÖK Taslağı ve Üniversiteler de görev yapan Akademisyenler ve idari personelin sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şahindoğan, “ Genel Başkanımız İsmail Koncuk Bey’in sizlere selam ve sevgilerine getirdim. Korkut Ata Üniversitesinde yetkili olmaktan büyük mutluluk duyan Genel Başkanımız  sizlere tebriklerini iletti.

Üniversitelerimiz, yapısı ve işleyişi ile demokratik düzende topluma örnek olması gerek kuruluşlardır. Özgürlüklerin yaşanabildiği, düşüncelerin özgürce ifade edilebildiği kurumlar olmalıdır. Üniversiteler ülkedeki gelişmenin lokomotifi olması gereken kurumlardır. Bu da ancak üniversitelerimizin daha demokratik ve daha katılımcı üniversiteler haline gelmesiyle mümkün olur.

 Daha demokratik ve katılımcı bir üniversite nasıl olmalıdır? Bilindiği gibi Üniversitelerimizde akademik ve idari personellerimiz var. Bu çalışanların hiçbir ayrıma tabii tutulmadan çalışan olarak kabul edilmesi ve yönetime katılımlarının sağlanması gerekmektedir.

Üniversitelerimizde yapılan Rektörlük seçimlerine demokratik bir mantıkla baktığımızda bu seçimlerin katılımcılıktan uzak gerçekleştirildiğini ve sonuçlandırıldığını görmekteyiz. Öncelikle bu seçimler demokratik olmalı, katılımcı olmalıdır. Bu seçimlerde akademik ve idari personelin tamamı oy kullanabilmeli ve bu günkü gibi en çok oyu alan 6 adaydan herhangi biri değil, en çok oyu alan kişi rektör olarak seçilmeli ve ataması yapılmalıdır.

YÖK tarafından hazırlanan kamuoyuna sunulan, tartışılan ancak daha sonra da rafa kaldırılan “Yök Yasa Taslağı” ile ilgili  biz de Türk Eğitim-Sen olarak çok önemli ve YÖK’ün taslağına alternatif bir çalışma yaptık ve bu çalışmamızı kamuoyuyla da paylaştık. Yaptığımız çalışmaya göre, üniversiteler mutlak katılımcı hale gelmeli, yani yönetimin her kademesinde idari personel ve akademik personel temsil edilmelidir. Oluşturulmuş her kurulda sendika temsilcisi bulunmalıdır. Rektörlük seçimleri tüm çalışanların katılımıyla yapılmalı, Rektörlerin yetki ve sorumlulukları azaltılmalıdır. Bu hususların dikkate alınmadığı YÖK yapısı bize göre eksiktir ve antidemokratiktir.

Yüksek öğretim kurumlarımızda görevde yükselme sınavlarının ciddi bir problem olduğunu biliyoruz. Üniversitelerin çoğunda bu sınavlar konusunda keyfi davranılmaktadır. Bu yüzden de çalışanlar özlük hakları noktasında kayba uğramaktadırlar. YÖK bu konuda çerçeve bir yönetmelik  çıkarmalı ve belli periyodik aralıklarla bu sınavların yapılması zorunlu hale getirilmelidir.

666 sayılı KHK ile birlikte idari personelin 2. öğretim mesailerinin kesilmesi  konusunda yaşanan problem yapılan bir düzenlemeyle kısmen çözüldü. Bu problemin tüm manasıyla ortadan kalkması için getirilen yasa değişikliğin var olan sınırlamalar ve kotalar da mutlaka kaldırılmalıdır.

Kredi yurtlar kurumunun da Genel müdürlük olarak işleyiş açısından daha demokratik bir kuruluş haline getirilmeye ihtiyacı vardır. Görevde yükselme ve yer değiştirme noktasında Yurt-Kur da da ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu kurumda çalışan arkadaşlarımızın 666 sayılı KHK ile birlikte İkramiyeleri kesilmiştir.  Bu insanlar özlük haklarında ciddi kayba uğradılar. Bu durum derhal düzeltilmelidir. Türk Eğitim-Sen olarak bu konudaki çalışmalarımıza devam etmekteyiz. 

MEB yasası şu anda Anayasa Mahkemesi’nde. Aklın mantığın kabul etmediği bu düzenleme ile 70 bin idarecinin idarecilikleri sona eriyor. Bir iptal gerçekleşmezse bu insanlar görevlerinden alınacak. Böyle bir uygulama dünyanın hiçbir yerinde görülemez. Bu garabet sadece Türkiye’de yaşanmaktadır. Demokratik bir kafa yapısı ve düşünce tarzı bu yasayı çıkaramaz. Böyle bir yasa kabul edemez. Sadece sayısal çoğunluğa sahibim diye yasa çıkarılamaz. Çıkarılan yasalarda insanların mutluluğu, huzuru  ve refahı da dikkate alınmalı kazanılmış hak kavramı dikkate alınmalıdır. Sayısal çoğunluğa dayanılarak çıkarılan kanunlar mutsuz topluluklar yaratır. Devlet toplumun tüm katmanlarının temsil edildiği bir yerdir. Sadece siyasi iktidar yandaşlarından oluşan bir devlet yapısı arzulayanlar büyük bir yanlışın içerisindedirler. Bu yanlış anlayışın ortaya koyduğu düzenleme inşallah Anayasa Mahkemesinde  iptal edilecek ve bu garabet anlayış sonlandırılacaktır. dedi.