GENEL BAŞKANIMIZDAN AHMET GÜNDOĞDU'YA SUÇ DUYURUSU

 

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu hakkında “çözüm sürecini hayvanlar bile anladı ama bazı insanlar hala anlamadı” sözleri nedeniyle suç duyurusunda bulundu.

 

    CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

 

                                              ANKARA 

ŞİKAYETÇİ                                : İsmail KONCUK

 

Vekili                                           : Av. İlhan KARA

 

Dr. Mediha Eldem Sokak No : 85 Kocatepe/ANKARA

 

 ŞİKAYET EDİLEN                    : Ahmet GÜNDOĞDU

 

Özveren Sokak No:9 Kat: 4 Demirtepe/ANKARA

 

ŞİKAYET  KONUSU                 : Kamu davası açılması

 

SUÇ TARİHİ                                : 24.05.2013

 

 

         AÇIKLAMALAR

 

Şikayet edilen; akil insanlar heyeti Karadeniz grubu üyesi ve Memur-Sen Genel Başkanıdır. 24.05.2013 tarihinden itibaren http://www.hurriyet.com.tr/gundem/23358113.asp, http://www.ntvmsnbc.com/id/25444854/, http://video.cnnturk.com/2013/haber/5/24/cozum-surecini-hayvanlar-bile-anlamis, gibi bir çok internet sitesi ve  TV Programında yer alan  ve basına açık olarak yaptığı  açıklamada;  “Dün Ardahan yolunda çobanla konuştum benim ve hayvanlarımın bile yüzü gülüyor. Nasıl diye sorduğumda yaylaya çıkacaklar. Çözüm sürecini hayvanlar bile anlamış ama bazı insanlar anlamıyor.” İfadesini kullanarak,  demokratik haklarını kullanan, ülkesi için haklı endişeler taşıyan ve bu konuda görüş ve önerileri kamuoyu önünde ifade etmekten çekinmeyen, müvekkil ve müvekkil gibi milyonlarca kişinin kişilik haklarına hakarette bulunmuş, insani bir vasıf olan, anlama ve idrak etme yeteneğinin sürece karşı çıkanlarda olmadığı anlamına gelen hayvan benzetmesi ile, müvekkili  kamuoyu önünde  aşağılayıp, küçük düşürmeye çalışmıştır.

 Söz konusu beyanların doğrudan hedeflerinden biride kuşkusuz müvekkildir.  Açılım süreci olarak adlandıran ancak hukuki ve yasal dayanağı bulunmayan bir süreçte; akil adamlar heyeti olarak adlandırılan ve bölgeler itibariyle görev yapacak,  bir kısmını siyasi iradenin seçtiği diğer kısmının kimler tarafınca seçildiği malum olan 63 kişilik bir heyet oluşturulmuş,  müvekkilde siyasi irade tarafından bu heyete davet edilmiş, ancak; müvekkil taşıdığı görev ve bu oluşumun Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bütünlüğünün korunmasına bir hizmeti bulunmadığı,  devleti bölmek, varlığını ortadan kaldırmak için 30 yıldır, asker, polis, kamu görevlisi, sivil vatandaş on binlerce kişiyi öldürmekten, beşikteki bebeklere kıymaktan geri durmayan, terör örgütü ile masaya oturulamayacağı, böylesi bir sürecin bu ülke için canlarını vermiş şehitlerin kemiklerini sızlatacağı, şehit ailelerinin ve gazilerinin derinden yaralanacağı, dahası illegal bir yapılanmanın bu tür anlatımlarla, legal bir yapıya kavuşturulmak istendiği düşüncesi ile bu oluşuma katılmamış, sürece katılmayı ret etmiştir.

Şikâyet edilen; müvekkilin haklı olarak bu oluşumda bulunmayı reddinden sonra, defalarca oluşumun içerisinde bulunmayan müvekkil hakkında haksız eleştirilerde bulunmuş,  en son şikâyet konusu beyanı ile müvekkile hakaret suçunu işlemiştir.

Sonuç olarak; açılım adı verilen süreç; siyasi iradenin herhangi bir parlamento kararı,  kanuni dayanağı olmayan, en önemlisi 30 yıldır teröre muhatap olan, devletin verdiği yetki dâhilinde illegal, bölücü terörle yapılan mücadelede şehit düşenlerin ailelerinin bu uğurda gazi olanların, terörün yansıması olarak ortaya çıkan korku, panik ile terörden etkilenenlerin haklı tepkilerinin dikkate alınmadığı, doğrudan terör örgütü lideri ile müzakere yapıldığı bir süreçtir. Bu süreçte; terörden etkilenen ve sayıları milyonları bulan bu ülke vatandaşlarının sürece karşı çıkmaları Anayasanın 26. Maddesinde tanımlanan evrensel olarak da ifade edilen; Anayasanın Düşünce ve Kanaat Hürriyeti başlıklı 25. Maddesinde  yer alan “ Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.  Her ne sebeple ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz” Hükmünün bir sonucudur. Bu sonuç karşısında; hiç kimsenin,  ülkenin birliği, milletimizin huzur ve refahı için bedel ödemişlerle yine bu ülkenin geleceği için haklı endişe taşıyanlara karşı insanı niteliklerinin olmadığı “anlama idrak etme, muhakeme gücünden yoksun olma” anlamına gelecek “hayvanlar bile anlamış ama bazı insanlar anlamıyor” şeklinde hakarette bulunmaya, onur, şeref ve saygınlığına saldırmaya, kamuoyu nezdinde küçük düşürmeye hak ve yetkisi bulunmamaktadır.

Türk Ceza Kanununun 125. maddesi; “(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da yakıştırmalarda bulunmak veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir. “

(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.”

(4) Ceza, hakaretin alenen işlenmesi hâlinde, altıda biri; basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, üçte biri oranında artırılır.”

Yine mağdurun belirlenmesi başlıklı  126. Maddesinde; “Hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksamayacak bir durum varsa, hem ismi belirtilmiş ve hem de hakaret açıklanmış sayılır. Hükümleri yukarıda açıklanan fiilleri cezalandırmaktadır.

 

İSTEM SONUCU:Yukarıda sunulan nedenlerle; TCK’nın,  125. maddesi ile 126. sayılı maddelerinde de ifade bulan suç açıkça işlenmiştir. Gerekli kovuşturmanın yapılarak, sorumlular hakkında kamu davası açılması hususunda gereğini saygıyla arz ve talep ederim. 

 

 

ŞİKÂYETÇİ VEKİLİ: Av. İlhan KARA