YENİ YÖK YASA TASARISI İLE İLGİLİ DEĞERLENDİRMELERİMİZ

 

          

         YÖK yasa tasarısı, tartışılma aşamasında konu ile ilgili tarafların, sendikaların ve sivil toplum örgütlerinin yazılı ve sözlü olarak görüşleri alınmasına rağmen bu görüşler dikkate alınmadan, gündeme getirildiği gibi antidemokratik bir anlayışı yansıtan özelliğini koruyarak  Milli Eğitim Bakanlığına sunuldu. YÖK konu ile ilgili tarafların fikir ve düşüncelerinden istifade ederek ortaya daha demokratik ve katılımcı bir tasarı çıkarmak yerine tüm kesimlerin adeta gazını alarak ve sivil toplum örgütleriyle de paylaştık demek adına yaptığı göstermelik toplantılarla geçirdiği bir sürecin ardından yine bildiğini okumuştur. Milli Eğitim Bakanlığına sunulan tasarı ile ilgili Türk Eğitim Sen olarak değerlendirmelerimiz ve eleştirilerimizin dikkate alınacağını umarak, tasarıyla ilgili düşüncelerimizi paylaşmak istiyoruz.

·   Taslakta özerk ve demokratik bir üniversite yerine siyasi etkinin daha öne çıkarıldığını görüyoruz. Bunu demokratik ve kabul edilebilir bir durum olarak görmüyoruz.

·   Yeni tasarıda ikinci bölümde yüksek öğretimin temel ilkeleri belirlenirken “Yükseköğretim; eşitlik, ayrımcılık  yasağı,  akademik ve  bilimsel özgürlük,  kurumsal özerklik,  çeşitlilik,  şeffaflık, hesap  verebilirlik,  katılımcılık, işbirliği, bilimsel rekabet ve kalite ilkeleri esas alınarak planlanır, düzenlenir ve yürütülür. “ denmekte ve güzel bir giriş yapılmaktadır ancak! Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş ilkelerinden olan Türk Milliyetçiliği kavramları dikkate alınmamış. Eğitim dili ile ilgili hiçbir açıklama yapılamamıştır. Türkiye Cumhuriyetinin temeli olan Atatürk ilke ve inkılâpları yok sayılmıştır.

· Bu güne kadar yüksek öğretim kurumlarının bütçeleri Milli Eğitim bakanlığı aracılığı ile yapılmakta ve bu durum çeşitli sıkıntılara sebep olmakta idi. Yine bu yasada da bu anlayış devam etmiş, özünde özerk bir yapı oluşturulmaya çalışırken dolaylı olarak bütçe ve harcamalar konusunda özerklikten uzak kalınmıştır.

·  Gerekçelerde bahsedilen “Yeni kanun taslağı önerisinden beklenen yararın elde edilebilmesi için, yükseköğretim kurumlarında görev alan başta araştırma görevlileri ve uzmanlar olmak üzere tüm öğretim elemanları ve idari personelin mali ve özlük hakları en azından emsal kurul,  kurum ve kuruluşlarda çalışanlar seviyesine getirilmeli;  yükseköğretim alanında en üst nitelikli insan gücüne sahip olmak için meslek olarak akademisyenliğin cazibesi mutlaka artırılmalıdır.” Denmesine rağmen içerikte bu konunun nasıl yapılacağı ve hedeflenen ücret ile ilgili hedeflere ulaşma zamanı ile ilgili bir vizyona  rastlanmamıştır.

·   Gerek 2547 sayılı kanun gerekse 2914 sayılı kanun; yükseköğretimle ilgili amaç ve ilkeleri belirleyen ve bütün yükseköğretim kurumlarının ve üst kuruluşlarının teşkilatlanma, işleyiş, görev, yetki ve sorumlulukları ile eğitim - öğretim, araştırma, yayım, öğretim elemanları, öğrenciler ve diğer personel ile ilgili esasları bir bütünlük içinde düzenleyen kanunlardır. Yeni kanunda sadece yüksek öğretim organlarının nasıl oluşturulacağı ve yetkileri belirlenmiştir ki bu haliyle çok büyük eksiklikler içermektedir

·   Yüksek öğretimde uzun süredir özerklik tartışılır hale gelmiş ve öğretim üyelerinin özgür olmadıklarıyla ilgili değişik yazılar yazılmıştır. Yeni kanun akademisyenlere yayın yapmakta tam yetki verirken diğer konularda özerklik sağlamaktan uzak kalmış tam tersine tüm yetkileri Üniversite konseyine taşıyan ve öğretim üyelerini Üniversite konseyinin vicdanına bırakan bir kanun olma yolunda çerçevelenmiştir.

· Yapılan tüm tartışmalarda Üniversite Konseyi şiddetle eleştirilmiş olmasına rağmen; yine gelişmiş üniversite , gelişmemiş üniversite ayrımı yaparak ve üniversiteleri kendi arasında ayrımcılığa tabi tutarak bu teklifte de yerini korumuştur. Ayrıca Üniversite konseyine verilen yetkiler sayesinde, Üniversitelerde rektör egemenliği kırılmaya çalışırken farkında olunmadan rektörlerin bile üstünde bir egemenliğe sahip olacak yeni yaklaşımlar oluşturulmaktadır. Üniversitelerin idari yapılanmasına eklenecek üniversite konseyleri hiçbir şekilde kabul edilemez. Üniversite konseyi seçilirken; başbakan, bakanlar kurulu, vergi veren söz sahibi olurken esas unsurlar olan öğrenci, idari personel ve öğretim üyeleri devre dışı bırakılmıştır. Üniversite konseyleri, akademik personel ve üniversite üzerinde yeni bir baskı mekanizması oluşturmaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Üniversiteleri kurumsallaşmış ve kurumsallaşmamış şeklinde nitelik olarak ayrıştırmanın da doğru olmadığını ifade etmek istiyoruz

· YÖK’ün üniversitelerin üzerinde bir baskı unsuru olarak değil, bir planlama ve koordinasyon kurulu olarak yapılandırılması gerekmektedir..

· Gerekçede; idari personelden sık sık bahsedilmesine rağmen üniversitelerin temel yapı taşlarından olan idari personelle ilgili olarak teklif içinde hiçbir şekilde düzenleme yapılmamıştır. İdari personel üniversitenin eğitim hizmetinin önemli bir parçasıdır. Sendika olarak tasarıya dönük olmazsa olmaz ön koşullarımızdan bir tanesi, idari personelin hak ettiği ve beklentilere cevap verecek şekilde tasarıda yeni bir düzenleme yapılmalıdır.

· Tasarı devlet üniversitelerini neredeyse cezalandıran hükümleri içeriyorken, özel üniversiteleri ve yabancı yükseköğretim kurumlarını baş tacı olarak gören bir anlayışı görüyoruz. Tasarıda özel üniversite açılmasına ve yabancı üniversitelerin ülkemizde kurum açmasına imkân sağlanmaktadır. Ülkemizi bir eğitim üssü yapmak ve yabancı öğrencileri ülkemize çekmek amacını anlıyor ve yanlış bulmuyoruz. Ancak bunu kendi üniversitelerimizi yükselterek de yapabiliriz. Bu amaç için yabancı üniversitelere vize verilmesinin başka sakıncalar doğurabileceğini düşünüyoruz. Türkiye de yabancı yüksek öğretim kurumu açılmasına izin verilmekte ancak bu kurumlar kuruluş mevzuatı olarak ülkemiz mevzuatlarına değil, asıl faaliyetlerini sürdürdükleri ülkelerin mevzuatlarına tabi olmaktadır. Bu durum da ülkemizdeki misyonerlik faaliyetlerinin önünü açabileceği endişesi yaratmaktadır.

·    Tasarıda mesleki ve teknik eğitimin geliştirilmesi ile beraber üniversite-sanayi işbirliğine katkı sağlayabilecek, bir vizyon oluşturulması gerekirken bundan uzak bir anlayış gözlenmektedir. Tasarıda mesleki ve teknik eğitim veren ortaöğretim kurumlarına ön lisans alanlarında sınavsız geçiş hakkı tanınmıştır. Ancak ön lisans programına nasıl yerleştirileceği özerk olan yüksek öğretimde özerklikten uzak olarak Milli Eğitim Bakanının görüşü almak kaidesi getirilmiştir ki bu büyük bir çelişki oluşturmaktadır.

·   2547'de var olan ve uygulamasında bin bir sıkıntı ile karşılaşılan 50/d maddesinin bu teklifte madde 57/6 olarak karşımıza daha bir katı şekilde çıktığı görülmektedir.          İş güvencesi açısından bakıldığında bu maddenin ileride daha büyük sıkıntılara sebep olacağı aşikardır. 50/d’ye göre görevlendirilen araştırma görevlilerinin iş güvencelerinin sağlanması gerekir. İstihdam kaygısı yaşayan bir insanın sağlıklı bir akademik çalışma yapması mümkün görülmemektedir

·    Bir süredir Y.Ö.K. tarafından da sınırları belirlenmeye çalışılan ve tek bir not sistemi ile gerek ifade gerek içerik bakımından denk diploma sınırları eski kanunlarda olmadığı gibi yeni kanun taslağında da ele alınmamıştır.

·  Tasarıda yükseköğretim sisteminin kalitesinin yükseltilmesi, rekabet gücünün artırılması, gelecek nesillerin yetiştirilmesine yönelik öngörüler ve felsefi yaklaşımlardan uzak bir anlayış göze çarpmaktadır. Akademik faaliyet puan uygulaması “Üniversiteler arası rekabete ve dolayısıyla eğitim kalitesinin yükseltilmesine olumlu katkı sunabileceğini fakat bu konunun tereddütlere meydan vermeyecek ve iltimas, adam kayırma ve başka ilişkilere zemin oluşturmayacak şekilde; net, açık ve anlaşılır objektif kriterlerle ortaya konulması gerekmektedir. Akademik puanlama yapılırken, topluma hizmet diye bir kavram ortaya atılmıştır.     Bu kavram desteklenmekle beraber sendikal faaliyetler, topluma hizmetin dışında tutulmuştur. Hâlbuki sendikalar dernekler ve vakıflar sivil toplum örgütü olarak topluma hizmet kurumlarıdır.

·   Eğitimdeki en büyük sivil toplum kuruluşu olan sendikaları yok saymanın  kabul edilebilir bir yönü bulunmamaktadır. Katılımcılıktan ve demokratik temayüllerden korkulmaması gerekir. Üniversitede birimlerinde en çok üyesi bulunan sendikanın bütün kurul ve komisyonlarda bulunması kazanılmış demokratik bir haktır.

·  Akademik yükseltilme ölçütleri belirlenirken, akademik liyakatin değil bürokratik engellerin hâkim olduğu bir anlayışla hazırlanan bu taslak endişelerimizi artırmaktadır.

·  Rektör, Dekan vb. önemli kadroların belirlenmesinde, seçim usulünü ortadan kaldırarak, tek taraflı atamaların önünü açan anti-demokratik uygulamaları kabul etmek mümkün değildir. Statüsü ne olursa olsun rektör ve dekanların mutlaka seçimle işbaşına gelmesi gerekir. Üniversitelerimiz demokrasinin mihenk noktası olmalıdır. Demokrasinin gereklerinden üniversiteleri mahrum bırakmamak ve bundan korkmamak lazımdır. Üniversite rektörünü, bizatihi üniversitenin çalışanlarının iradesi tayin etmelidir. Üniversitede görev alan tüm akademik ve idari personelin oylarıyla en çok oyu alan aday atanabilmelidir. Bunun dışında herhangi bir kurula rektörü tayin yetkisinin verilmesi demokratik bir tutum değildir.

· Öğretim elemanlarının yetiştirilmesi, araştırma faaliyetlerinin desteklenmesi, üniversitelerde bilimsel altyapının zenginleştirilmesi ile beraber fiziki koşulların hazırlanması gibi konularda hukuki ve idari önermelerde eksiklikler bulunmaktadır.

·   Yardımcı Doçentlerin yaşadığı yabancı dil şartı da akademik çalışmalara bir engel teşkil etmektedir. Biz sendika olarak yabancı dilin iyi derecede öğretilmesini kesinlikle savunuyoruz. Ancak Doçentlik bilim sınavı önünde dil şartı bir engel olmamalıdır. Akademisyenlerimizi dil öğrenmeye ve kullanmaya teşvik edici tedbirler geliştirilmelidir; ancak yabancı dil şartı kişinin akademik hayatını akamete uğratmasına neden olmamalıdır. Dil sınavındaki 65 olan baraj 55’e düşürülmeli, Doktora yeterlilik için alınmış yabancı dil puanı bütün akademik yükseltmelerde geçerli olmalıdır.

·  Yeni YÖK kanununda Türkçenin bir bilim dili olduğu mutlaka açık bir şekilde vurgulanmalı ve Türkçe yayınlanan ilmi çalışmalara yabancı dille yapılan ilmi yayınlardan daha fazla puan verilmelidir.

         Türk Eğitim Sen olarak, daha önce bizim hazırlayıp, kamuoyu ile paylaşarak YÖK’e ilettiğimiz aşağıdaki önerilerimiz dikkate alınsaydı; daha demokratik ve katılımcı bir üniversite hedefinin yakalanması mümkün olabilirdi. Ancak YÖK tüm haklı ve makul tekliflerimizi göz ardı ederek bildiğini okumuştur. Bizim hazırladığımız taslak teklifinde;

            1)Türkiye Yüksek Öğretim Genel Kurulu (TYÖK); Bu kurul, her üniversite için 20.000 öğrenciye kadar bir, sonraki her 20.000 öğrenci için ilave bir temsilciden oluşur. Bu temsilciler üniversitelerde seçimle belirlenir. Bu seçimde tüm akademik, idari personel ve üniversitelerin akademik birimlerinin (Fakülte, Yüksek Okul, Meslek Yüksekokulu, Enstitü, Araştırma ve Uygulama Merkezleri) Öğrenci Temsilci Konseyi (ÖTK) için seçilmiş birer öğrenci temsilcisi oy kullanır. Bu seçimde en çok oy alan adaylar Türkiye Yüksek Öğretim Genel Kurulu üyesi olarak seçilir. Bu kurul yüksek öğretimin en üst kuruludur ve Yüksek Öğretim Kurumları’nın öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, Yüksek Öğretim Kurumları’ndaki eğitim, öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek; akademik kadrolara yükseltilme kıstaslarını belirlemek, bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadıyla kurulur.

Türkiye Yüksek Öğretim Genel Kurulu (TYÖK); Yüksek Öğretim Kurulu, Yüksek Öğretim Yürütme Kurulu, Denetleme Kurulu ve Disiplin Kurulu Üyelerinin sayısını belirler ve seçer. Yukarıda belirtilen tüm kurul üyeleri ve başkanları beş yıllığına bir defa seçilir.

Yüksek Öğretim Kurulu: Türkiye Yüksek Öğretim Genel Kurulu (TYÖK) kendi arasından seçimle Yüksek Öğretim Kurulu Başkanı’nı ve Kurul Üyelerini seçer. Yükseköğretim Kurulu yirmi bir üyeden oluşur. YÖK Başkanı: Bu seçimde ilk turda üçte iki oy alan aday; Cumhurbaşkanı tarafından Türkiye Yüksek Öğretim Kurul (TYÖK) Başkanı olarak atanır. İlk turda üçte iki oy alan aday olmazsa, ilk turda en çok oy alan iki aday arasında seçim yapılarak en çok oy alan aday Cumhurbaşkanı Tarafından Yüksek Öğretim Kurul (YÖK) Başkanı olarak atanır. YÖK Başkanı TYÜK, Yüksek Öğretim Kurumu ve Yüksek Öğretim Yürütme Kurul Başkanı’dır.

2)Rektör: Devlet üniversitelerinde Rektör; Profesör unvanına sahip kişiler arasından, tüm Akademik, idari personelin ve üniversitenin akademik birimlerinin (Fakülte, Yüksek Okul, Meslek Yüksekokulu, Enstitü, Araştırma ve Uygulama Merkezleri) Öğrenci Temsilci Konseyi (ÖTK) için seçilmiş birer öğrenci temsilcisinin oy kullanacağı seçimle belirlenir. Bu seçimde ilk turda en az üçte iki oy alan aday YÖK Başkanı tarafından Rektör olarak atanır. İlk turda en az üçte iki oy alan aday olmazsa, en çok oy alan ilk iki aday arasında aynı usulde seçim yapılarak en çok oy alan aday YÖK Başkanı tarafından Rektör olarak atanır. Ancak, YÖK Başkanı üniversite yönetiminin oluşum sürecini kamuoyunda oluşan bilgi ve bulgulara yönelik tartışmaları, basın ve medya yoluyla izler. Bu bulguları Türkiye Cumhuriyeti’nin milli birlik ve bütünlüğünü tehdit eden algılar yönüyle de değerlendirir. İlgili üniversite de yapılmış rektörlük seçim sonuçlarına YÖK’ün görüşleri doğrultusunda, YÖK Başkanı müdahil olur, rektörlük seçiminin antidemokratik bir şekilde yapıldığına, demokratik iradenin baskı altına alındığına yönelik objektif bir kanaat oluşursa seçim sonuçlarından bağımsız bir yöntem izlenir, ilgili üniversitenin rektörü TYÖK kararıyla, YÖK Başkanı tarafından atanır. Rektörlük görevi bir defa yapılır ve süresi 5 yıldır. Rektör, Üniversite Yönetim Kurulu ve Senatosu’nun aldığı tüm kararları uygulamakla yükümlüdür.

     3)Senato: Rektörün başkanlığında, rektör yardımcıları, dekanlar, enstitü müdürleri, yüksekokul müdürleri, meslek yüksek okulu müdürlerinden, her fakülteden fakülte kurullarınca seçilecek birer öğretim üyesinden ve kurumda yetkili eğitim sendikasını temsilen bir öğretim üyesinden oluşur.

          4)Üniversite Yönetim Kurulu: Rektörün başkanlığında, dekanlar, enstitü ve konservatuar müdürleri ile meslek yüksekokulları müdürlerinin kendi aralarından seçeceği bir müdür, kurumda yetkili eğitim sendikası tarafından belirlenen bir üyeden oluşur. Rektör Yardımcıları ve Genel Sekreter oy hakkı olmaksızın toplantılara katılır ve Genel Sekreter raportörlük yapar. Üniversite öğrenci temsilcisi oy hakkı olmaksızın akademik yükselme, atama, akademik ve idari personelin disiplin konuları dışındaki toplantılara katılabilir.

         5)Üniversite Genel Sekreteri, Sekreter Yardımcıları ve Daire Başkanları: Üniversitede bulunan Genel Sekreter ve Genel Sekreter Yardımcılıklarına üniversitede görevli idari personel arasından üniversite senatosunca atamalar yapılır. Genel sekreterliğe bağlı tüm daire başkanlıkları, müşavirlikler kurumda görev yapan idari personel arasından liyakat esasına bağlı olarak Rektör tarafından atanır.

Genel sekreter, genel sekreter yardımcısı, daire başkanı, fakülte sekreteri, enstitü sekreteri, konservatuar sekreteri, meslek yüksekokulu sekreteri ve müdür olarak atanabilmek için lisans diplomasına sahip idari personel olmak şarttır. 657 ye bağlı İdari personelin görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavı her yıl YÖK tarafından merkezi olarak yapılır.

     6)Fakülte Dekanları: İlgili Fakültenin kadrosunda Profesör unvanına sahip kişiler arasından, tüm akademik ve idari personelin katılacağı seçimle belirlenir. Bu seçimde ilk turda en az üçte iki oy alan aday Rektör tarafından Dekan olarak atanır. İlk turda en az üçte iki oy alan aday olmazsa, ilk turda en çok oy alan ilk iki aday arasında aynı şekilde seçim yapılarak en çok oy alan aday Rektör tarafından Dekan olarak atanır. Dekan, Fakülte Yönetim Kurulu ve Fakülte Kurulu’nun aldığı tüm kararları uygulamakla yükümlüdür. Dekanlar üç yıllığına seçilir ve en fazla iki defa atanır. Yeni açılan ve yeterli öğretim üyesi kadrosu olmayan fakültelerde dekan rektör tarafından atanır.

       7)Fakülte Kurulu: Fakülte Kurulu, dekanın başkanlığında fakülteye bağlı bölümlerin başkanları ve üç yıl için fakültedeki profesörlerin kendi aralarından seçecekleri üç, doçentlerin kendi aralarından seçecekleri iki, yardımcı doçentlerin kendi aralarından seçecekleri bir öğretim üyesi, diğer öğretim elemanlarının kendi aralarından seçeceği bir, fakültede en çok üyesi olan eğitim sendikası tarafından belirlenen bir, fakültede öğrenci konseyi tarafından seçilmiş bir üyeden oluşur.

      8)Fakülte Yönetim Kurulu: Fakülte Yönetim Kurulu, dekanın başkanlığında kendi aralarından üç yıl için seçilen üç profesör, iki doçent, bir yardımcı doçent, bir öğretim görevlisi/okutman/uzman, bir araştırma görevlisi ile idari personelin kendi arasında seçeceği bir üye ile fakültede en çok üyesi olan eğitim sendikası tarafından belirlenen bir üyeden oluşur.

    9)Enstitü Müdürü: Enstitü Müdürü,  Enstitü yönetim kuruluna seçilen üyelerden birisi Rektör tarafından üç yıllığına müdür olarak atanır. Enstitü Yönetim Kurulu, kendi anabilim dalında idari görevi olmayan öğretim üyeleri arasından seçilir. Bu kurula ilave olarak, ilgili enstitüde en fazla üyesi olan eğitim sendikasının bir öğretim üyesi temsilci olarak yer alır.

            Bünyesinde kurulmuş olan mevcut enstitüler kuruluş amacına bağlı olarak, faaliyetlerini sürdürür, ihtiyaç halinde yeni enstitü talebi üniversite senatosunun görüşü, rektörlüğün teklifi, YÖK’ün onayıyla kurulur.

    10)Meslek Yüksekokullarının yetkili organları; Meslek Yüksekokulu Kurulu ve MYO Yönetim Kuruludur. Meslek Yüksekokulu Kurulu; MYO Kurulu en az on öğretim üyesi bulunan okullarda öğretim elemanları ve idari personelden oluşur. MYO Müdürü; Okulun kadrolu profesörleri, bulunmadığı takdirde doçentleri, doçent de bulunmadığı takdirde yardımcı doçentleri arasından tüm öğretim elemanları ve idari personelin de oy kullanacağı yöntemle seçilir ve rektör tarafından üç yıl için atanır. Kadrolu öğretim üyesinin bulunmadığı ve gerekli şartların sağlanmadığı yerlerde, üniversite öğretim üyelerinden biri rektör tarafından atanır Vakıf üniversitelerinde mütevelli heyeti tarafından atanır.

    11)Bölüm başkanı, bölümün kadrolu profesörleri, bulunmadığı takdirde doçentleri, doçent de bulunmadığı takdirde yardımcı doçentleri arasından bölümün kadrolu öğretim üyeleri ile öğretim görevlisi, okutman ve uzmanlar tarafından seçilir ve dekan tarafından üç yıl için atanır. Bölümün öğretim üyesi sayısının üçten az olması durumunda bölüm başkanı doğrudan dekan tarafından atanır.

        12)Bölüm kurulu, bölüm başkanı ve anabilim dalı başkanlarından oluşur. Bu kurula ilgili bölümün seçilmiş öğrenci temsilcisi öğrencileri ilgilendiren konularla sınırlı olmak kaydıyla oy hakkı olmaksızın katılır. Bölüm kurulu, bölümde her düzeyde eğitimöğretim, insan kaynağının planlanması ile bilimsel araştırma, yayın ve diğer faaliyetlerin planlanmasından sorumludur.

            Üniversitelerde Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezleri 2547 Sayılı Kanunla belirlenmiş statülerini devam ettirir. Ayrıca yeni üniversitelerin ve/veya mevcut üniversitelerin ilave Sağlık Araştırma Ve Uygulama Merkezleri kurma teklifini üniversite senatosu kararına dönüştürülür ve YÖK Kararı ile Sağlık Araştırma ve uygulama merkezleri açılabilir.

         13)Yeni kurulacak olan Devlet ve Vakıf üniversiteleri, TYÖK’ün gerekçeli kararı, Bakanlar kurulu teklifi üzerine kanunla kurulur. Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumları kamu tüzel kişiliğine haizdir.

          14)Eğitim ve Öğretim Süresi:  Bir yıl süreli yabancı dil hazırlık sınıfı hariç, kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere, her dönem için kayıt yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın önlisans programlarını azami dört yıl, lisans programlarını azami yedi yıl, lisans ve yüksek lisans derecesini birlikte veren programları azami dokuz yıl, yüksek lisans diploma programını azami dört yıl, doktora diploma programını ise azami sekiz yıl içinde başarı ile tamamlayarak mezun olamayanların öğrenciliği devam eder. Bu durumda, ders ve sınavlara katılma ile tez hazırlama hariç, öğrencilere tanınan diğer haklardan yararlandırılmaksızın öğrencilik statüleri devam eder.

     15)Yükseköğretim kurumları, öğretim elemanları ve idari personelin, öğrencilerinin barınma, beslenme, çalışma, dinlenme ve serbest zamanlarını değerlendirme gibi sosyal ihtiyaçlarını karşılamak ve bu amaçla bütçe imkânları nispetinde yurt, kütüphane, okuma salonları, sağlık merkezleri, öğrenci kantin ve lokantaları açmak, öğrenci kulüplerini desteklemek, toplantı, sinema ve tiyatro salonları, spor salon ve sahaları, sosyal tesisler ve lojman ihtiyaçlarını karşılamak ve benzeri faaliyetleri sağlamak ve bunlardan öğretim elemanları, idari personel ve öğrencilerin en iyi şekilde yararlanmaları için gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler.

         16)Doktora yeterlilik için alınmış yabancı dil puanı (55 puan) bütün akademik aşamalarda geçerlidir. Doktora eğitimi ilgili alanlarda bilimsel yeterlilik standart olarak bilinmektedir. Dolayısıyla yüksek lisans, doktora öğrenimine hak kazanmış Yükseköğretim kurumunda kadrolu öğretim elemanı, eğitim döneminde yabancı dil bilgisinin geliştirilmesi, yetişmiş insan gücümüze rekabet gücü kazandırması için kurum içi kurslar veya TYÖK imkânlarına bağlı olarak en az iki yılı kapsayan dil öğrenme ve yurt dışı deneyimini kazandırma programlarına işlevsellik kazandırılması gerekir. TYÖK bu konuda gelişme sağlayacak önlemler alır. Yabancı dil öğrenme dönemi yüksek lisans ve doktora eğitim süresinden sayılmaz. Doktora yeterlilik için alınmış yabancı dil puanı (55 puan) bütün akademik aşamalarda geçerlidir.

          17)Doçentlikte sözlü sınav kaldırılmış olup, adayın eser aşamasında başarılı olması halinde, adaya ilgili bilim alanında doçent unvanı verilir.

           18)Yüksek Lisans ve Doktorasını Tamamlayamayan Araştırma Görevlilerinin Durumu: Araştırma görevlilerinden, atandığı tarihten itibaren on iki yıl içinde doktora, tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık ya da sanatta yeterlilik eğitim-öğretimini başarı ile tamamlayamayanların yükseköğretim kurumları ile ilişiği kesilir. Bunlardan yüksek lisans aşamasında başarısız olanlar ilişiği kesildiği tarihten itibaren bir ay içerisinde müracaat etmeleri halinde yükseköğretim kurumunun memur unvanlı kadrolarına, doktora aşamasında başarısız olanlar ise durumlarına uygun olmak kaydıyla meslek yüksekokullarında öğretim görevlisi, okutman, uzman veya yükseköğretim kurumunun memur unvanlı kadrolarına atanırlar.

            19)Öğretim Elemanlarına Kadro Güvencesi: Öğretim elemanları, üniversitede 48 ve 53.  maddede (Yeni Yükseköğretim Kanun Taslağı) tanımlanan genel hükümlere paralel olarak daimi kadroda görev yapar.

        20)Tıp ve Diş Hekimliği fakülteleri ile Üniversite Hastaneleri hesabında toplanan Döner Sermaye Gelirlerinin Dağılımı:  Döner Gelir getiren görevlerde çalışan öğretim üyesi ve öğretim elemanlarına aylık (ek gösterge dâhil), yan ödeme, ödenek (geliştirme ödeneği hariç) ve her türlü tazminat (28/3/1983 tarihli ve 2809 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ödenen tazminat dâhil, makam, temsil ve görev tazminatı ile yabancı dil tazminat ı hariç) toplamından oluşan ek ödeme matrahının yüzde 800'ünü, araştırma görevlilerine ise yüzde 500'ünü; bu yerlerde görevli olmakla birlikte gelire katkısı olmayan öğretim üyesi ve öğretim görevlilerine yüzde 600'ünü, araştırma görevlilerine ise yüzde 400'ünü, Diğer öğretim elemanlarına ve 657 sayılı Kanuna tabi personel ile aynı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) bendine göre sözleşmeli olarak çalışan personele ek ödeme matrahının; uzman tabipler için yüzde 600’ünü, hastaneler başmüdürü ve eczacılar için yüzde 350'sini, başhemşireler için yüzde 300'ünü, diğer öğretim elemanları ile diğer personel için yüzde 250'sini, işin ve hizmetin özelliği dikkate alınarak yoğun bakım, doğumhane, yeni doğan, süt çocuğu, yanık, diyaliz, ameliyathane, enfeksiyon, özel bakım gerektiren ruh sağlığı, organ ve doku nakli, acil servis ve benzeri sağlık hizmetlerinde çalışan personel için yüzde 200'ünü geçmeyecek şekilde aylık ek ödeme yapılır. Sözleşmeli personele yapılacak ek ödeme matrahı, sözleşmeli personelin çalıştığı birim ve bulunduğu pozisyon unvanı itibarıyla aynı veya benzer unvanlı memur kadrosunda çalışan, hizmet yılı ve öğrenim durumu aynı olan emsali personel dikkate alınarak belirlenir. Emsali bulunmayan sözleşmeli personelin ek ödeme matrahı ise brüt sözleşme ücretlerinin yüzde 25'ini geçemez. Bu fıkra uyarınca yapılacak ödeme sigorta prim kesintisine tabi tutulmaz.

       21)Üniversite Ödeneğinden İdari Personel de Yararlanır: Üniversite ödenekleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde kurumda çalışanlara yönelik eşitlik ilkesini ihlal eden bir uygulama mevcuttur. Bu uygulamada 2914 sayılı kanunun madde 12 düzenlemesinde idari personele yer verilmemiştir. Ayrıca çalışma hayatının zorlukları göz önüne alındığında idari personelin ücret düşüklüğü böyle bir düzenlemeyi gerektirmektedir.

           22) 2914 sayılı kanunun madde 12 (Değişik : 20/3/1997 KHK 570/4 md.) de düzenlenen  üniversite ödeneğinde yer alan akademik kadrolar içerisinde yer almayan idari personel de üniversite ödeneğinden aşağıdaki ilkeler çerçevesinde yararlanır.

      a. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuru brüt aylık (ek gösterge dâhil) tutarının; %30'u üniversitede çalışanların önceki kazanımları saklı kalmak şartıyla ilave ek ödeme olarak ödenir.

      b. İdari kadrolarda istihdam edilen ve 25 yıla kadar olan üniversitede geçen her yıl için,  lisansüstü eğitim yapanlara %5,

     c. İdari kadrolarda istihdam edilen ve Lisans eğitimi yapanlara %4,

     d. İdari kadrolarda istihdam edilen ve Önlisans eğitimi alanlar %3,

     e. İdari kadrolarda istihdam edilen ve Lise ve dengi okullar için %2.5,

     f. İdari kadrolarda istihdam edilen ve Temel eğitim için %2 her ay üniversite ödeneği olarak ödenir. Bu ödenek damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz ve kısmi statüde görev yapanlara ödenmez.

       23)Makam ve Görev Tazminatının Bütün Öğretim Elemanlarına ve İdari Personele Ödenmesi: 5289 sayılı kanun, madde(1) 457 sayılı KHK ile 399 sayılı KHK’ya eklenen ek geçici madde de düzenlenen, Profesör ve doçent derece(14) kapsamında yer alan makam ve görev tazminatları dışında kalan tüm öğretim elemanları ve idari kadrolarda yer alan personel aynı ilke temelinden olmak üzere makam ve görev tazminatlarına hak kazanır.

         24)Doçentlik Unvanını Alanlar, Doçentlik Makam ve Maaşına Hak Kazanır: 2547 sayılı kanun madde 24 (b) fıkrası, 2880 sayılı kanunla değişik 24.maddesi uyarınca doçentlik unvanını almaya hak kazananlar, kadro şartı aranmaksızın doçent olduğu tarihi takip eden ayda doçentlik unvanı ile paralel makam ve maaşına hak kazanır.

Şeklinde son derece makul, mantıklı ve demokratik ve bilimsel üniversite hedefine uygun tekliflerimiz bulunmaktaydı. YÖK’ün akıl almaz ve demokratik katılımcılıktan uzak tavrını üniversite çalışanlarının ve kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.

                                                                                  TÜRK EĞİTİM-SEN GENEL MERKEZİ