MEB’DEN HAKİM EŞİNE ÖZÜR GRUBU TAYİNİ... PEKİ YA, DİĞERLERİ ?

Öğretmensiz kalan öğrencilerden bahsederek Şubat ayı özür grubu atamalarının kaldırılmasını savunan Milli Eğitim Bakanlığı, eşi hâkim olan öğretmenin atamasını yapıyor. Hâkimlerde kamu görevlisi olmalarına karşın, diğer kamu görevlilerinden nasıl bir ayrıcalığı var ki hakim eşine böyle bir uygulama yapılabiliyor.  Kanun, yönetmelik ve diğer normlarda hâkimlere özel düzenlemeler mi var? Anayasa’da “eşitlikten” bahsedilmiyor mu? İdarenin tüm işlemlerinde herkese eşit uzaklıkta olmasını ve hukuki bir nedeni olması gerektiğini düzenlemiyor mu? ATAMASI YAPILAN “HÂKİM EŞİ ÖĞRETMENİN” ÖĞRENCİLERİ ÖĞRETMENSİZ KALMIYOR MU? Demek ki Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendi personeline ve diğer kamu görevlilerinin öğretmen olan eşlerinin aile bütünlüğü gibi bir hakları yok. Bu durum kabul edilemez olduğunu belirterek parçalanmış eğitimci ailelerini birleştirmek için Milli Eğitim Bakanlığını bir an önce harekete geçmeye çağırıyoruz. Bu çağrımızı 10 Aralık Cumartesi günü saat 12:30’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde Özür Grubu Mağdurlarının katılacağı eylemimizle bir kere daha duymayan kulaklara haykıracağız.

İŞTE ’in HABERİ

MEB, KASIM AYINDA, EŞİ HAKİM OLAN ÖĞRETMENİN NAKLEN ATAMASINI YAPTI

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer her yerde ve her vesileyle, eş durumu atamalarının ne kadar zararlı olduğunu anlatmaya çalışıyor. Ancak, bakanlık MEB'in Teşkilat Kanununda yer alan hükümlere de aykırı olarak, Kasım ayı içinde, eş durumu ataması yaptı. Bakanlık, bu atamanın "Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına Yönetmelik" hükümlerine uygun olarak yapıldığını iddia edebilir. Bu görüş doğru olsa dahi, şöyle bir durum ortaya çıkmaktadır: Eşi hakim, savcı, emniyet mensubu ve mülki idare amiri olan öğretmenlerin eş durumu nakli eğitim öğretimi etkilemeyecek ama eşi normal memur olanların eş durumu özründen nakli, eğitim öğretimi etkileyecektir.

6 Aralık 2011 04:48

Yeni çıkarılan 652 sayılı KHK hükümleri çerçevesinde Milli Eğitim Bakanının verdiği demeçlere bakılırsa özür durumu atamaları yılda bir kez yapılacaktı. Bu konuyla ilgili olarak Bakan Dinçer bir çok basın yayın organında demeçler vermiştir. Ancak, Bakanlık tarafından yapılan yeni bir eş durumu ataması bütün dengeleri değiştirerek sistemi farklı bir mecraya çekti. Aşağıda bütün yönleriyle bu konuya yer vererek bundan sonra yaşanacak yeni sürecin nasıl işleyeceğinden bahsedeceğiz.

Önce Bakanın bu konudaki demeçlerine bakalım. Bakanın vermiş olduğu bir demeçte şu açıklamalarda bulunduğunu görüyoruz.

“Bakan Dinçer, özür grubu atamaları ile ilgili başka bir soru üzerine, “Her yıl çocuğunuzun öğretmeni değişse idi hoşunuza gider miydi? Dönemin tam ortasında çocuğunuzun öğretmeni bırakıp gitse idi hoşunuza gider miydi?” diye sordu.

Dinçer, şöyle devam etti: “Öğretmenlerimiz niçin Şubat’ta özür grubuna dayalı olarak tayin talep ediyorlar. Gelin hep birlikte kısmen de fedakarlık yaparak, bu ülkenin bütün çocuklarına kendi çocuğumuz için istediğimiz hakları ve fırsatları verelim.”

Öğretmenlerin dönem ortasında hangi gerekçe ile olursa olsun bir başka okula geçmelerinin doğru olmadığını vurgulayan Dinçer, “Bu yüzden de bu talepte bulunacak arkadaşlarımızın 3 ay daha sabretmelerini tavsiye ediyorum.” dedi.

Öğretmenliğin kısmen fedakarlık gerektiren bir meslek olduğunu kaydeden Dinçer, “Eğer biz buna hazır değilsek, ona hazır olacak bir alt yapıyı onlara kurmak için çaba sarf edeceğim. Ama onlar da bize destek versinler. Hem özür grubundaki atamaları hem de yıllık atamaları yılda bir kere yapacağız, okullar açılmadan önce yapacağız. Okullar açıldığı zaman herkes nerede olacağını bilecek ve yıl boyunca orada çalışacak.” şeklinde konuştu.”

Görüleceği üzere, Bakanın açıklamaları yoruma yer bırakmayacak kadar açık ve net. Sayın bakan daha önce de, 2012 yılı yarıl yıl tatilinde özür durumundan naklen atama yapılmayacağını belirtmişti. Sayın Bakanı bu konuda bu kadar net konuşmaya sevk eden yasal dayanak ise 652 sayılı KHK nın 37 nci maddesiydi.

652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin atama başlıklı 37 nci maddesinde; “…Öğretmenlerin Bakanlıkça belirlenen hizmet bölge veya alanlarında en az üç eğitim öğretim yılı görev yapması esastır. Bunların yer değiştirme suretiyle atamaları her yıl yapılan atama plan ve programları çerçevesinde eğitim öğretim faaliyetlerini etkilemeyecek şekilde sonuçlandırılır. Bakanlıkça belirlenen özür gruplarına bağlı yer değiştirmeler ise yaz tatillerinde yapılır.

Öğretmenlerin yer değiştirme suretiyle atamalarında uyulacak temel ilkeler, özür grupları, hizmet bölgeleri ve alanları, hizmet puanı ve diğer hususlara ilişkin usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir.”hükümlerine yer verildiğini görüyoruz.

Ayrıca, bu KHK’nın düzenleyici işlemler başlıklı Geçici 6 ncı maddesinde ise; hükmünü görüyoruz. Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin uygulanmasına ilişkin düzenlemeler bir yıl içinde yürürlüğe konulur. Bu düzenlemeler yürürlüğe girinceye kadar mevcut düzenlemelerin bu Kanun Hükmünde Kararnameye aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.”

Maddelerin birlikte değerlendirilmesi ve sonuç

Bu maddeler birlikte değerlendirildiğinde bu KHK ya aykırı olmayan yönetmelik hükümleri uygulanacaktır. Şuan uygulamada olan “Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde” ise bu KHK ya aykırı çok fazla hüküm bulunmakta olduğundan bu Yönetmelikteki özür grubu atamalarının uygulanmayacağı aşikardır.

Madde metninde, özr gruplarının bakanlıkça belirleneceği ve yönetmelikle düzenleneceği açıklanmış olmasına rağmen, şuana kadar Öğretmenlerin atama ve yer değiştirmelerini düzenleyen yönetmelik çıkarılmadığı için Bakanlıkça belirlenen özür gruplarının neler olduğunu da bilemiyoruz. Bu özür durumlarının neler olduğu yönetmelikle belirlenmeden ise özür durumları dikkate alınarak atama yapılamayacaktır.

O zaman bu yönetmelik çıkarılmadan mazerete dayalı öğretmen atamaları yapılabilir mi?

KHK da geçen “Bakanlıkça belirlenen özür gruplarına bağlı yer değiştirmeler ise yaz tatillerinde yapılır.” hükmü ile “Öğretmenlerin yer değiştirme suretiyle atamalarında uyulacak temel ilkeler, özür grupları, hizmet bölgeleri ve alanları, hizmet puanı ve diğer hususlara ilişkin usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir.”hükmünün KHK'ya yeni konulması nedeniyle; yeni yönetmelikle hangi özür gruplarının yılda bir kez ve yaz tatilinde yapılması gerektiğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu hususlar belirlenmeden ise özür grubu atamaları yapılamasının mevzuata aykırı olacağı açıktır. Bu noktada kimse eski yönetmelik hükümleri geçerlidir dememelidir. Şayet eski yönetmelik hükümleri geçerli ise, bir yıl süreyle yapılacak atamalarda bu kadar gürültü çıkarılmasına ve Bakanın bu şekilde demeç vermesine gerek kalmazdı.

Aşağıda belgesini yayımladığımız, nakil atama örneğinde görüleceği üzere, bir öğretmenimiz eş durumundan atanmıştır. Burada atanan öğretmenimizi afişe etme gibi bir amacımız bulunmadığından, ona ilişkin özel bilgileri gizledik. Yapmış olduğumuz araştırmaya göre bu atama oğru olup, öğretmenimiz eşi hakim olduğundan, eş durumundan atanmıştır.

Yukarıda yapılan atamanın mevzuata aykırılığından bahsettik. Ancak, Sayın Bakan, atamanın mevzuata uygun olduğunu da iddia edebilir. Bu halde manşet spotunda belirtilen şu çelişki ortaya çıkacaktır: Eşi hakim, savcı, emniyet mensubu ve mülki idare amiri olan öğretmenlerin eş durumu nakli eğitim öğretimi etkilemeyecek, ama eşi normal memur olanların eş durumu özründen nakli, eğitim öğretimi etkileyecektir.

Bir kaç ay önce yaptığımız öneriyi bir kez daha tekrarlıyoruz: Durumunu ve şartlarını 2012 yılı Şubat ayına göre düzenleyen çok sayıda öğretmen bulunmaktadır. Bu öğretmenleri rahatlatan bir düzenleme yapılmalıdır. "Eğitim öğretimin aksamaması" yönündeki kaygılar, önemli bir kamusal yarar düşüncesini göstermektedir. Bu düşünceyi önemsiyoruz. Ancak bu ilkeyi hayata geçirirken, hiç kimsenin hakkı yenmemelidir.

İŞTE BELGELER