MEB ATAMA KEŞMEKEŞİ TBMM GÜNDEMİNE GETİRİLDİ
MHP Mersin Milletvekili Kadir URAL şöyle konuştu;

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son yıllarda Millî Eğitim Bakanlığımız, sanki hiçbir hükûmetin ya da Millî Eğitim Bakanlığının aklına gelmemiş gibi yönetici, okul müdürü ve müdür yardımcısı atama yönetmeliğindeki, kısaca beş yılını dolduran okul müdürlerinin yerlerini değiştirme maddesini keyfî uygulamalarla yapmaya başladı. Bütün tepkilere ve bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti Yargı ve Danıştayından bu uygulamaların döneceğini bile bile okul müdürlerinin yerleri hukuk tanımaz bir aymazlıkla, vurdumduymazlıkla ve inatla değiştirildi. Tabii, adaletsiz olan bu uygulamalar bir iki defa Türk yüksek yargısından geriye döndü. Yürütmeyi durdurma kararları alındı. İşlemler iptal edildi.

Millî Eğitim Bakanlığımız, sanki eğitimcilerimizden ve yöneticilerimizden intikam alır gibi 4/3/2006 tarih ve 26.098 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren hizmet puanı, sözlü sınav ve komisyonların takdir puanlarını göz önüne alarak tercih yapma sistemli bir yönetmelik daha çıkardı. Bu yönetmeliğe göre, yine okul müdür ve yardımcılarının yerleri bir kez daha değiştirildi. Örnek vermek gerekirse, Mersin ili Tarsus ilçesinde görev yapan bir okul müdürü bu yönetmeliğe göre 200 kilometre ilerideki Mersin ili Anamur ilçesindeki bir okula müdür olarak tayin edildi. Eş durumundan eşi de bir okula öğretmen olarak geldi. Çocuklarını da getirdi, Anamur'daki okullara kaydettirdi. Anamur'a gelince "Zaten emekliliğime üç, dört yıl kaldı." diyerek, Tarsus'taki evini, arabasını sattı, biraz da kredi çekti, Anamur'dan bir de ev aldı.

Buraya kadar her şey güzel, fakat bu yönetmelik Bakanlığın kadrolaşma isteğine uygun olarak hazırlanmış ve hiçbir objektif kritere yer vermeyen bir yönetmelik olduğundan, bir eğitim sendikası, yönetmeliğe yönelik yürütmeyi durdurma talepli Danıştaya dava açtı. Sonuç ne? Danıştay 2. Dairesi 2007/2002 sayılı kararıyla bu yönetmeliği iptal etti. Bu yönetmeliğe göre yapılan bütün atamalarda yürütmeyi durdurma kararı aldı ve bunu Millî Eğitim Bakanlığına bildirdi. Bakanlık da 2007/84 sayılı genelgeyle bu kararı valiliklere gönderdi ve bütün idarecilerinin eski görev yerlerine gönderilmesini istedi.

Şimdi Tarsus'tan Anamur'a gelen müdür ne olacak? Mecburen geriye dönecek. Yani o kadar şeylerini bırakacak, tekrar geriye dönecek. Bunun gibi 5 bin tane eğitimci arkadaşımızın maalesef bu konuda sıkıntıları var. Bu yaptığınız şimdi hak mı, adalet mi, Allah'tan reva mıdır Sayın Bakan? Yıllarını eğitim ve öğretime adamış bu insanlara yapılan zulüm değil midir? Bu insanların eşlerinin ve çocuklarının vebalini nasıl çekeceksiniz?

Şimdi, sormak gerekiyor: Sizin Bakanlığınızda hukuk danışmanlarınız, bürokratlarınız ne iş yapar? Bu yönetmelikleri hazırlayanlar ya Bakanlığınızı yan gelip yatma yeri olarak görüyorlar ve uygulamaların yargı kararlarına rağmen yapılamayacağını size söylemiyorlar ya da bunların yanlış olduğunu size iletiyorlar, fakat siz, buna rağmen "Ben, bildiğimi yaparım. Dediğim dedik, çaldığım flüt" diyerek yargıdan bu kararların döneceğini bile bile eğitimi katletme uğruna bunları yapıyorsunuz.

Kaldı ki, şu anda Ankara'daki bir okula kadrolu bir yönetici atayacak bir yönetmeliğiniz dahi yok, çünkü Danıştay, bu keyfî uygulamalı yönetmeliklerin maddelerinin hepsini iptal etti. Bunlardan daha vahimi ne olacak şimdi? Aldığımız bilgi ve duyumlara göre, AKP'nin bazı il, ilçe ve belde teşkilatları işin kolayını bulmuşlar, durumdan vazife çıkartarak yönetici arkadaşlara, yandaşınız olduğu söylenen sendikaya geçerlerse, bağlı oldukları sendikadan istifa ederlerse, vekaleten atama yaptıracaklarını söyleyerek, yandaşınız olduğu söylenilen sendikaya kaymalar sağlanıyormuş.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve Sayın Bakanımız; burada olsaydınız bunları da dinlemenizi isterdim.

Eğitimcilerimizi ne hâle getirdiniz. Ailesinden, yuvasından, zar zor sağladığı yaşam koşullarından koparttınız. Kutsal mesleklerinden soğuttunuz. Dönem ortasında okul idarecilerini değiştirerek, idarecilerimizin, öğretmenlerimizin, öğrencilerimizin, velilerimizin psikolojilerini bozdunuz. Eğitime destek olacağınıza sekte vurdunuz. Oysa, eğitimcilerimizin işi, Türk millî eğitiminin temel ilkelerinde belirtildiği gibi, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı, Türk örf, adet ve gelenek ve göreneklerine göre Türk milliyetçiliği ruhuyla yetişmiş nesiller mi yetiştirmek olmalıydı, sizin partizanca tavır ve yönetmeliklerinizle uğraşmak mı olmalıydı?
Şimdi, şapkayı önünüze koyup düşünmeniz gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığına yakışır bir yönetmelik çıkartarak bu sorunları çözmenizi istiyoruz. Bugün geldiğimiz noktaya bakacak olursak, zaten bu sorunlar bir bakanı rahatlıkla koltuğundan edebilecek durumdayken, Sayın Bakanın hâlâ o koltukta oturmasını da doğrusu anlayabilmiş değilim. Millî Eğitim Bakanı, eğer Kadir Ural olarak ben olsaydım, zaten şimdiye kadar çoktan istifa ederdim.

Sözlerime son verirken, millî eğitim camiası içinde görev yapan bütün idareci, öğretmen ve yönetici arkadaşlarıma selam ve saygılarımı iletiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.