MEMURUN SORUNU %1’LİK ENFLASYON FARKINDAN DAHA DERİNDİR


Altı aylık enflasyon rakamlarının açıklanmasıyla memurlara 2013 yılının ikinci yarısı için yapılacak maaş artışları da belli oldu. Buna göre Hükümetin altı aylık enflasyon hedefi yine tutmadı ve memur maaşları bir kez daha enflasyona yenik düştü.

Hatırlanacağı üzere 2012’de ilk kez gerçekleştirilen toplu sözleşme görüşmelerinde Türkiye Kamu-Sen’in bütün itirazlarına rağmen bir sendikanın  Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’ndaki akademisyen temsilcisinin oluruyla 2013 yılının ilk yarısı için memur maaşlarına %3 oranında zam yapılmasına karar verilmişti. Ancak enflasyon rakamları daha Mart ayında memur maaşlarına yapılan zammı geçince, maaşlar erimeye başlamış, memurların alım gücü düşmüştü. Haziran ayının TÜFE artışı %0,76 olarak açıklanıp, bu dönemde enflasyon %4 olunca memur maaşındaki altı aylık erime %1’e ulaştı. 

Yasal mevzuata göre memur maaşlarına Temmuz zammı ile birlikte %1’lik enflasyon farkı da yansıtılmak zorunda. Basın yayın organları bu artışı “memura müjde” başlıkları altında verecekler, siyasi iktidar da aslında memurları mağdur ettiği bir uygulama sonrasında başarılı bir iş yapmış gibi algılanacak. Oysa bu haberin müjdelik hiçbir yanı olmadığını mağdur olan, maaşları eriyen ve alım gücü azalan memurlar ve memur emeklilerinden başka kimse bilmeyecek.

Öyle ki Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte mutfak masrafları da iyiden iyiye artacak olan memur maaşlarına, yaklaşık 20 TL tutarındaki enflasyon farkı da dahil olmak üzere Temmuz ayı için yalnızca 76,98 TL zam gelecek ve ortalama memur maaşı, 1924,51 TL’den 2001,49 TL’ye yükselecek.

Memurların yalnızca küçük bir bölümüne ödenen aile ve çocuk parası hariç olmak üzere en düşük memur maaşına ise 15 TL’si enflasyon farkı olacak şekilde toplamda yalnızca 59,66 TL zam gelecek ve 1491,44 TL’den 1551,1 TL’ye yükselecek.

Aynı şekilde Temmuz ayında %3 maaş zammı ve %1 de enflasyon farkı alacak olan bir pratisyen hekimin maaşı yaklaşık 132 TL artacak ve 3297 TL’den 3429 TL’ye,

Mühendis maaşı 128 TL artışla, 3209 TL’den 3337 TL’ye,

16 yıllık bir öğretmenin maaşı 79 TL artışla, 1943 TL’den 2021 TL’ye,

Şube müdürünün maaşı 89 TL artışla, 2230 TL’den 2319 TL’ye,

Yüksekokul mezunu memurun maaşı 73 TL artışa, 1831 TL’den 1904 TL’ye,

Lise mezunu memurun maaşı 68 TL artışla, 1690 TL’den 1758 TL’ye,

Şoför maaşı 65 TL artışla, 1634 TL’den 1699 TL’ye,

Hemşire maaşı 86 TL artışla, 1891 TL’den 1977 TL’ye,

16 yıllık bir hizmetli maaşı ise 60 TL artışla, 1514 TL’den 1574 TL’ye yükselecek.

 

KONCUK: RESMİ VERİLER TÜRKİYE’NİN AB’DEN UCUZ OLMADIĞINI ORTAYA KOYMAKTADIR

Konu hakkında açıklama yapan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk ise Türk memurunu son 50 yılın en başarılı toplu sözleşmesini yapacağız diyerek aldatmaya çalışanların maskelerinin düştüğünü kaydederek, “Memurlarımızın alım gücü her yıl düşmektedir. Bazı sözde sendikaların kayıtsız tutumu da bu sefalet politikalarına adeta davetiye çıkarmaktadır.” dedi.  Uzun yıllardan beri Türkiye’de fiyatların Avrupa’ya göre daha düşük olduğu, bu nedenle satın alma gücü bakımından Avrupa Birliği vatandaşları ile Türkler arasındaki farkın sanıldığı kadar olmadığını ifade eden Koncuk, OECD, Avrupa Birliği ve Türkiye İstatistik Kurumu’nun son verileri, durumun terse dönmeye başladığını, Türkiye’de mal ve hizmet fiyatlarının Avrupa’yla neredeyse aynı düzeye geldiğini ve Türklerin alım gücünün her geçen yıl daha da azaldığını ortaya koyduğunu belirtti.

Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge Merkezi’nin resmi verilere dayanarak yaptığı “Satın alma Gücü” araştırmasının sonuçlarını da açıklayan Genel Başkan İsmail Koncuk, 2003 yılından beri Türkiye’de satın alma gücünün Avrupa’ya göre %21 azaldığını söyledi.

Koncuk şöyle konuştu: “OECD ve TÜİK verilerine dayanılarak gerçekleştirilen araştırmada 2003 yılında Türkiye, AB’ye göre ortalama %33 oranında daha ucuzken, bu rakam 2012 yılı sonunda %12’ye düştü. Aradan geçen sürede Türk halkının alım gücü de aynı oranda azaldı.

Resmi veriler Türkiye’nin artık AB’den daha ucuz olmadığını ortaya koyuyor.

Ülkelerin ulusal para birimlerinin karşılaştırılmalı olarak döviz kuruna göre alım gücünü belirleyen rakamlara göre, AB’deki ortalama gıda ve alkolsüz içecek fiyatları 100 olarak kabul edildiğinde 2003 yılında Türkiye’de 67 olan fiyatlar düzeyi, 2006’da 84’e, 2012 sonunda ise 88’e yükseldi. Başka bir deyimle Türkiye’de alım gücü %21 düştü.

Araştırmada genel kanının aksine Türkiye’de fiyatların AB’ye göre daha yüksek olduğu belirlendi. Öyle ki AB’ye göre Türkiye’de süt, peynir ve yumurta %22; hayvansal ve bitkisel yağlar %17; diğer gıda ürünleri ise %6 daha pahalı. Alkolsüz içecekler AB ile aynı fiyata satılıyor.

Avrupa’daki maaş seviyelerinin Türkiye’nin 2-3 katı olduğu düşünüldüğünde Türkiye’de memurlarımızın içler acısı hali daha iyi anlaşılacaktır. Türk memurunun ve emeklisinin sorunu %1 enflasyon farkı verilerek çözülemeyecek kadar köklü ve derindir.” dedi.

KONCUK: KAMU ÇALIŞANLARIYLA DALGA GEÇİLMEKTEDİR

Kamu çalışanlarına verilen bu enflasyon farkının tartışmalı bir rakam olduğunu belirten Koncuk “Yaptığımız araştırmada göstermektedir ki, Türk milleti yıllardır bir enflasyon aldatmacasıyla oyalanmakta, satın alma gücü her geçen gün tükenmektedir. Her ay açıklanan enflasyon rakamlarının gerçeği ne kadar yansıttığı bilinmezken ve gerçek enflasyon oranının bugün görünenden daha yüksek olduğu aşikarken, enflasyon farkı adı altında memurlara layık görülen bu farkın kabul edilmesi mümkün değildir.

Toplu sözleşme masasında 3+3’lük zamma imza atanlar ve bunu büyük bir başarı gibi göstermeye çalışanlar sanıyoruz bu enflasyon farkını da içlerine rahatlıkla sindirebileceklerdir.

Kamu çalışanlarının hayat standartlarının her geçen gün gerilediği, yapılan zamların daha yılın üçüncü ayından itibaren ellerinden alındığı bir süreçte verilen %1’lik enflasyon zammının memur bütçesi açısından hiçbir anlam ifade etmeyeceği gayet açık ve nettir.

Kamu çalışanları siyasi iktidarların bu duyarsızlığı karşısında  rahat bir nefes bile alamadan nefeslerini tüketmektedir. Asgari ücretle geçinilebilir diyen bir  siyasi iktidarın kamu çalışanlarına verdiği bu enflasyon zammı “harca harca bitmez” deyimi gibi kamu çalışanlarıyla dalga geçmenin ta kendisidir.

Türkiye Kamu-Sen olarak memurlara verilen bu enflasyon farkının gerçeği yansıtmadığını bir kez daha  ifade ediyor, TÜİK’i ve siyasi iktidarı gerçek enflasyon rakamlarını açıklayarak, memurlara hak ettikleri zam oranını vermeye davet ediyoruz.”  dedi.