GENEL BAŞKAN EĞİTİM-ÖĞRETİMDE YAŞANAN GÜNCEL PROBLEMLERİ DEĞERLENDİRDİ.


Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Kanal B’de yayınlanan Güncel programına katılarak, SBS ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Koncuk şunları söyledi: “AKP 2002 yılının sonunda iktidar oldu. Çeşitli zamanlarda Milli Eğitim Bakanları değişti. Liselere giriş sisteminde ilk değişikliği Eski Bakan Hüseyin Çelik yapmıştı. Çelik döneminde 6, 7 ve 8. sınıflarda sınav vardı. Hüseyin Çelik o dönemde yaptığı açıklamalarda “Öyle bir sistem getiriyorum ki artık dershaneler olmayacak” diyordu. Ancak tam tersi oldu. Hüseyin Çelik döneminde dershane patlaması yaşandı. Hüseyin Çelik’in ardından Milli Eğitim Bakanı olan Nimet Çubukçu SBS’yi getirdi. SBS 8’inci sınıfta tek sınav şeklinde yapılıyordu. Bugün Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı da başka bir sistem getirdi.

Bakan Avcı; eski sistemlerin kötü olduğunu ima ediyor, ‘bir sınavla öğrencinin kaderini belirliyoruz’ diyor ama üç sınavı kaldıran ya da farklı sınav sistemleri ihdas eden yine aynı iktidarın bakanlarıdır. Dolayısıyla iktidarın eğitim-öğretim ile ilgili bir projesi olduğunu düşünmüyorum.”

Devletin bir milli eğitim politikasının olması gerektiğini kaydeden Koncuk, “Eğitim politikası, siyasi iktidarlara göre bir takım köklü olmayan değişiklikler geçirebilir ama eğitimin ana bir omurgası olmalıdır. Hangi siyasi iktidar olursa olsun aynı düzlemde projeler üretmelidir. Peki bugün değişen ne, yerine getirilen ne?” diye konuştu.

Yeni sınav sistemi Bakan Avcı’nın iddia ettiği gibi öğrencilerin sınav stresini ortadan kaldıracak bir sistem değildir.

Bu sistemin Bakan Avcı’nın iddia ettiği gibi öğrencilerin sınav stresini ortadan kaldıracak bir sistem olmadığının altını çizen Koncuk, “Bakan Avcı ‘Öğrencilerin yüzü hiç mi gülmesin’ diyor. Bu sistemle çocuklar güle oynaya bu sınava girecek gibi bir hava yaratılıyor. Bu doğru bir yaklaşım değildir. Bu ifadeleri, Bakan Avcı’nın bilim adamı kimliğine yakıştıramadım. Öğrenciler geçtiğimiz yıllarda sadece 8. sınıfta tek bir sınava girerken, bu sistemle birlikte önümüzdeki yıl 12, daha sonraki yıllarda toplam 36 sınava girerek liselere giriş hakkı kazanacaktır” diye konuştu.

Bu sistemin takdir edilecek tek noktası6, 7 ve 8. sınıf yılsonu başarı puanlarının aritmetik ortalamasının yüzde 30’nun liselere girişte etkili olmasıdır.

Ortaöğretime yerleştirmede, öğrencinin 6, 7 ve 8. sınıf yılsonu başarı puanlarının aritmetik ortalamasının yüzde 30'u ile 8. sınıf ağırlıklandırılmış merkezi sınav puanının yüzde 70'inin toplamının yerleştirme için esas puanı oluşturacağını belirten Koncuk, “Bu sistemin takdir edilecek tek noktası 6, 7 ve 8. sınıf yılsonu başarı puanlarının aritmetik ortalamasının yüzde 30’nun liselere girişte etkili olmasıdır. Bu durum öğrencilerin okulda verilen eğitime önem vermesini sağlayacaktır. Sistem bu yönüyle üniversiteye girişte de uygulanmalıdır. Ancak uzmanlar bu uygulamanın adil olmayacağını söylüyor. Çünkü Hakkari’de, İstanbul’da, İzmir’de okulların kalitesi farklıdır. Bu yönü adil olmayan bir sonuç doğursa bile, bunu uygulamak zorundayız. Çünkü ne üniversiteye, ne de liseye girişte okul derslerinin önemli olduğunu çocuklara başka bir metotla anlatamazsınız” dedi.

8’inci sınıfta 6 temel dersten yazılıların merkezi sınavla yapılması nedeniyle öğrencilerin stres ve heyecan içinde olacağını kaydeden Koncuk, “Siz bir sınavı merkezi yapıyorsanız, bu durum basit bir yazılı sınav olmaktan çıkar. Öğrenci o merkezi sınava hazırlanırken farklı çalışma yöntemleri uygular; sadece öğrenci değil, tüm aile fertleri heyecanlanır” diye konuştu.

Yeni sınav sistemi bir devrim değildir.

‘Bu sınavları açık uçlu sorularla yapacağım’ iddiasında bulunursanız, ölçme ve değerlendirme konusunda ciddi problemleri yaşamaya razı olursunuz.

Yeni sınav sisteminin bir devrim olmadığını söyleyen Koncuk, “Bir sınavı kaldırıyorsunuz, yerine önümüzdeki yıl için 12, daha sonraki yıllar için ise 36 sınav getiriyorsunuz. Bu sınavlarda güvenlik zafiyeti de yaşanabilecektir. Bu nedenle sınavlarda güvenlik tedbirleri en üst düzeyde alınmalıdır” dedi.

Koncuk sınavlarda açık uçlu soru sorulmasının sakıncalarına da değindi. Koncuk şunları kaydetti: “Önümüzdeki yıl çoktan seçmeli sorularla öğrenciler sınava girecek ama daha sonraki yıllarda açık uçlu sorularla değerlendirme yapılacak. Açık uçlu sorularla yapılacak sınavın ölçe ve değerlendirmesi de açık uçlu olur. Ciddi şaibeler yaşanır. Şimdi bile test usulü sınav yapılmasına rağmen,  ‘Netler eksik hesaplandı’ gibi iddialar oluyor. Dolayısıyla ‘bu sınavları açık uçlu sorularla yapacağım’ iddiasında bulunursanız, ölçme ve değerlendirme konusunda ciddi problemleri yaşamaya razı olursunuz. Yazılılar için açık uçlu soru doğrudur. Çünkü öğrencileri ezberci eğitimden kurtarma hedefi vardır. Ancak merkezi sınavlarda açık uçlu sorulardan kaçınmamız gerekir. Bir yazılı kağıdını 10 öğretmen, 10 farklı notla değerlendirir. Çünkü öğretmenlerin not kriterleri farklıdır. Kaldı ki merkezi sınavda açık uçlu sorular sorarsanız- ki bu sorular elektronik ortamda okunacak, teknolojinin böyle bir değerlendirme yapma gücü var mı bilmiyorum- çok farklı sonuçlarla karşılaşmamız mümkün olacaktır. Bu nedenle açık uçlu soru konusu dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir.”

“Hem 36 sınavı merkezi yapacaksınız, hem de ‘alternatif eğitim kurumlarına gerek kalmayacak’ diyeceksiniz. Buna kargalar bile güler.

Bu sistemin dershaneleri ortadan kaldırmayacağına da dikkat çeken Genel Başkan Koncuk, “Hem 36 sınavı merkezi yapacaksınız, hem de ‘alternatif eğitim kurumlarına gerek kalmayacak’ diyeceksiniz. Buna kargalar bile güler. Yeni sistemle dershaneler ihtiyaç olmaktan çıkmayacak. Yarış olduğu sürece dershane bir ihtiyaçtır. Üstelik okulların kalite sorunu da vardır. Öğrenciler daha iyi Anadolu liselerinde okumak için yarış içinde olacaktır. Yarış olduğu sürece de arzu etmediğim halde alternatif eğitim kurumları hep revaçta olacaktır. Önümüzdeki yıldan itibaren dershanelerin kapatılacağına yönelik iddia var. Ben bu iddianın gerçek olmadığını düşünmüyorum. Başbakanın talimatına göre, dershaneler bu yıl kapatılacaktı ama dershaneler kapatılmadı. Dershaneleri ihtiyaç olmaktan çıkarmadan kapatamazsınız. Elbette bir kanun çıkararak dershaneleri kapatabilirsiniz ama bu kez illegal dershaneler türer. Maddi gücünüz varsa çocuklara özel ders aldırırsınız. Yani alternatif eğitimler bir şekilde devam eder.” diye konuştu.

Türk Eğitim-Sen olarak Şubat ayında 40 bin atama yapılmasını istiyoruz. Şayet Şubat ayında atama yapılmazsa ve atama bekleyen öğretmenlerimiz de eylem yapmamızı isterse, Ocak ayında Ankara merkezli bir eylem yapacağız.

Öğretmen atamalarına da değinen Genel Başkan İsmail Koncuk, şunları kaydetti: “Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı da 42 bin atama yapılacağını söylemişti. Ancak 9-10 Eylül tarihinde 40 bin atama yapılacağı açıklandı. Yani öğretmen atamaları söz verilenden 2 bin eksik yapılacaktır. 2 bin rakamı büyük görünmese de, 2 bin kişinin hayata tutunması anlamına gelmektedir. Dolayısıyla 2 bin kişinin hayata tutunması engellenmiştir. Milli Eğitim Bakanı’nın 42 bin atama sözünün ardından, öğretmen atamalarının 40 bine düşürülmesini doğru bulmuyorum. Bildiğiniz gibi Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen ihtiyacını 127 bin olarak açıklamıştı. OECD ülkeleri ile karşılaştırıldığında 280 bin öğretmen açığı vardır. Öte yandan 400 bin öğretmen atama beklemektedir. Dolayısıyla 40 bin atama yeterli değildir ve hiçbir yaraya merhem olmayacaktır. 4+4+4 sistemi çok ciddi bir öğretmen ihtiyacı doğurmuştur. Bakınız; öğrenciler önümüzdeki yıl her dönem 6 temel dersten sınava girecektir. Dolayısıyla 6 temel dersin öğretmen ihtiyacı mutlaka karşılanmak zorundadır. Peki soruyorum: Bu atama döneminde kaç tane fen bilgisi öğretmeni atandı? Sadece Muş’ta 2 bin sınıf öğretmeni ihtiyacı bulunmaktadır. Ama Türkiye genelinde sınıf öğretmenleri için ayrılan kontenjan sayısı 1820’dir. 2013 yılında Fransızca öğretmenliğine, teknik öğretmenliğin 6 alanına hiç öğretmen ataması yapılmayacaktır. 23 bin kişi sosyal bilgiler öğretmeni olarak atama beklemektedir. Lise branşlarında binlerce atama bekleyen öğretmen vardır. Ne yazık ki adaletli bir  öğretmen ataması yapılmamaktadır.

MEB Müsteşarı Yusuf Tekin’in ‘Şubat’ta atama düşünülebilir. Başbakanla görüşüyoruz’ şeklinde açıklaması bulunmaktadır. Türk Eğitim-Sen olarak Şubat ayında 40 bin atama yapılmasını istiyoruz. Bilindiği gibi Eski Bakan Ömer Dinçer döneminde öğretmen atamaları yılda iki defadan yılda bir defaya düşürüldü. 400 bin evladımız atama beklerken, yılda bir kez atama yapılır mı? Şayet Şubat ayında atama yapılmazsa ve atama bekleyen öğretmenlerimiz de eylem yapmamızı isterse, Ocak ayında Ankara merkezli bir eylem yapacağız. Biliyorsunuz seçim dönemine giriyoruz. Önümüzde yerel seçimler, Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler var. Türk Eğitim-Sen olarak Hükümetten Şubat ayında atama yapılmasını isteyeceğiz. Bu bir koz mudur? Kozdur. Ağlamayan çocuğa meme vermezler. Bakınız memurlar masada satıldı, 123 TL zamma mahkum edildi. Tüm bunları sineye çekmememiz lazım. Bu ülkede demokrasi varsa haklarımızı kullanacağız. 2002 yılında ataması yapılmayan öğretmen sayısı 72 bin idi. Başbakan ‘Bizim iktidarımızda ataması yapılmayan öğretmen sorunu kalmayacak” şeklinde açıklama yapmıştı. Bugün atama bekleyen öğretmen sayısı 400 bine çıktıysa, Hükümetin şapkayı önüne koyup düşünmesi gerekir.”

Öğretmen atamalarında 60 puan barajını doğru bulmuyorum. Bu şekilde kontenjanlar boş kalacaktır.

Öğretmen atamalarında getirilen 60 puan barajına karşı çıktığını kaydeden Genel Başkan İsmail Koncuk, “Öğretmen atamalarında 60 puan barajını doğru bulmuyorum. Bu şekilde kontenjanlar boş kalacaktır. Bu barajın konulması öğretmenlerin elindeki diplomalara tezattır. Öğretmenlerin formasyonunu ve başarısını gösteren diplomalarıdır. KPSS bir sıralama sınavıdır, başarıyı ölçmez. Sıralama ise, yeteri kadar kontenjan yoksa yapılır. KPSS, öğretmenlerin görev yapacağı ili tespit için yapılabilir. Ne yazık ki ataması yapılmayan öğretmen sorunu her yıl daha da kronikleşiyor. Eğer Türkiye’de milli gelir artıyorsa, bu artıştan gençlerimizi faydalandırmak bizim görevimizdir” dedi.

Özür grubu mağdurları konusunda Sayın Müsteşarın sözünü tutacağına inanıyorum. Bu konuda bir çalışma yapılıyor. Eğer bu söz yerine getirilmezse, o zaman özür grubu mağduru öğretmenler ile birlikte eylem yaparız.

Özür grubu tayinleri ile ilgili açıklamalar da yapan Koncuk, “Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, eş özrü mağduru öğretmenlerin, norm açığı olmasa bile, norm kadro fazlası olarak, o illere verileceğini söyledi. Sayın Müsteşarın sözünü tutacağına inanıyorum. Bu konuda bir çalışma yapılıyor. Bu söz yerine getirilmediği taktirde, özür grubu mağduru öğretmenler ile birlikte eylem yaparız.” diye konuştu.

Alan sınavını doğru bulmuyorum. Şayet alan sınavı olacaksa, 3 yıl sonra yapılmalıdır.

Alan sınavını da doğru bulmadığını söyleyen Koncuk, “Şayet alan sınavı olacaksa, 3 yıl sonra yapılmalıdır. Çünkü yeni mezunların alan bilgileri daha güncel olduğu için eski mezunlara haksızlık yapılmaktadır. Şayet alan sınavı 3 yıl sonra yapılırsa, öğretmenlerimiz de kendilerini ona göre hazırlar. Biliyorsunuz alan sınavının iptali ile ilgili davalar açıldı. Bu davaların sonucunu bekleyelim. Öte yandan Bakanlık, 87 branşta öğretmen alıyor ama sadece 16 alanda sınav yapıyor. Bu da çifte standarttır” dedi.

Genel Başkan Koncuk, alan değişikliği iptali konusunda da şunları söyledi: “Danıştay, il içi alan değişikliğinde sınıf öğretmenlerinin Zihin Engelliler Sınıfı Öğretmenliği ile Teknoloji ve Tasarım Öğretmenliğine ve diğer alan öğretmenlerinin Teknoloji ve Tasarım Öğretmenliğine geçişlerini iptal etti. MEB de bu öğretmenlerin önceki alanlarına ve görev yerlerine döndürüleceklerini açıkladı. MEB, yargı kararını uygulamak zorundadır. Aynı dava iller arası alan değişikliği için de açıldı.Ne yazık ki bu hatayı yapan Eski Bakan Ömer Dinçer’dir. Bu noktada yapılması gereken; öğretmenlerin bulunduğu ilde kalarak, eski alanlarına döndürülmesidir. Ayrıca bu öğretmenlerimizin öncelikli olarak alınacağı kurslarla onlara yeni bir alan değişikliği hakkı da verilebilir. MEB’in il içinde de öğretmenlerimize, bulundukları okulda veya istekleri  mutlaka dikkate alınmak suretiyle aynı ilde, eski il ya da ilçelerine döndürmeden bir başka okulda yer değiştirmesini sağlaması gerekmektedir. Aksi uygulamalar bu öğretmenlerimize ikinci bir mağduriyet yaşatmak anlamına gelecektir.

 

        ...:: GENEL BAŞKANIN AÇIKLAMASI İÇİN TIKLAYINIZ ::...