8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

         Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk’un, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı basın açıklamasıdır.  

Yarın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Kadınların ortak mücadelelerinin sembolü olan bu özel günde ne yazık ki, Türk kadını günlük hayatta, sivil toplum örgütlerinde, siyasette ve karar mekanizmalarında yerini istenilen düzeyde alamamıştır.

 

Büyük Önder Atatürk, Türk kadınına büyük kazanımlar sağlamıştır. Türk kadınının siyasal ve sosyal hayatta “ben de varım” diyebilmesi Atatürk sayesinde olmuştur. Medeni Kanunun kabulü ile medeni haklarına kavuşan kadınlarımıza, milletvekili seçme ve seçilme hakkı da tanınmış, kadın-erkek eşitliği sağlanmıştır.

 

Buna rağmen, Cumhuriyetin kuruluş yıllarından bugüne baktığımızda, kadınlarımız değişimin ve gelişimin öncü kuvveti, modernleşmenin mihenk taşı olarak görülse de hak ettikleri konumu hiçbir zaman alamamıştır. Cinsiyet ayrımcılığı hala toplumda büyük bir sorundur. Kadınlar fiziksel ve cinsel şiddetle karşı karşıyadır. Şiddetin gölgesinde yaşayan, ayrımcılığa tabi tutulan milyonlarca kadın vardır. Töre adı altında kadınlarımızın hayatlarına kastedilmektedir. Yine töre kisvesi altında küçük yaştaki kız çocuklarımız istemediği evlilikler yapmak zorunda bırakılmaktadır.

 

Çalışma hayatında kadınların varlığı yeni yeni hissedilmektedir. Kadın yöneticilerin sayısı, erkek yöneticilere göre çok azdır. TBMM’de de kadın milletvekili sayısı yeterli değildir.  Siyasi parti genel başkanları her ne kadar kadın milletvekillerinin sayısının artırılması gerektiğinden dem vursa da, bunu hayata geçirmemektedir. Ülkemizde okula giden kız çocukları hala yüzde 100 seviyesinde değildir. Kampanyalara rağmen özellikle Doğu ve Güneydoğu’da aileler özellikle kız çocuklarını okula göndermemek için yoğun çaba sarfetmektedir. Kadınlar sivil toplum örgütlerine, sendikalara soğuk bakmakta, buralara üye olmakta tereddüt yaşamaktadır.

 

KADINLAR ÇALIŞMA HAYATINDA ERKEKLERLE EŞİT KOŞULLARDA YARIŞTIĞINA İNANMIYOR

2009 yılında sendikamızın kadınlar üzerinde yaptığı bir araştırmada ortaya çıkan sonuçlar da yukarıda bahsedilenleri doğrulamaktadır. Türk Eğitim-Sen’in kadın eğitim çalışanlarıyla yaptığı ve 1.215 kişinin katıldığı ankette, kadınlar, çalışma hayatında kadın ve erkeklerin birbiriyle eşit koşullarda yarışmadığına inanmaktadır. Ankete katılanların yüzde 42.5’i çalışma hayatında kadın ve erkeklerin kısmen eşit olduğunu düşünürken; yüzde 40.2’si eşit olmadığını, yüzde 17.3’ü ise eşit olduğunu söylemektedir.

 

KADINLARIN YÜZDE 53.2’Sİ SİYASİ PARTİLERİN YA DA SİVİL TOPLUM KURULUŞLARIN YÖNETİM ORGANLARINDA YER ALMAK İSTİYOR

            Kadın eğitimcilerin yüzde 53.2’si siyasi partilerin ya da sivil toplum kuruluşlarının yönetim organlarında yer almak istediğini ifade ederken, yüzde 46.8’i siyasi partilerin ya da sivil toplum örgütlerinin yönetim organlarında yer almak istemediğini söylemiştir.

 

 

 

KADIN EĞİTİMCİLERİN YÜZDE 94’Ü KADINLARIN TBMM’DE YETERLİ SAYIDA TEMSİL EDİLDİĞİNİ DÜŞÜNMÜYOR

Kadın eğitimcilere göre TBMM’de kadınlar yeterli sayıda temsil edilmemektedir. Kadınların Meclis’te yeterli sayıda temsil edildiğini düşünenlerin oranı sadece yüzde 6 iken, yeterli sayıda temsil edilmediğini düşünenlerin oranı yüzde 94’tür.

 

KADINLAR AYRIMCILIKTAN ŞİKÂYETÇİ

Kadınlara göre en büyük sorun ayrımcı tutum ve davranışlar olarak görülmektedir. Ankete katılanların yüzde 22.5’i toplumda kadınların yaşadığı en büyük sorunun kadınlara yönelik ayrımcı tutum ve davranışlar olduğunu söylerken; yüzde 22.1’i ekonomik bağımlılık, yüzde 21.6’sı kadınların eğitimine gereken önemin verilmemesi, yüzde 20.2’si fiziksel ve sözlü şiddete maruz kalmak, yüzde 11.8’i kadınların iş yaşamında yeterince aktif olamaması ve yüzde 1.6’sı görücü usulü evlilik, başlık parası, töre gibi uygulamalar cevabını vermiştir.

 

KADIN EĞİTİMCİLER KADIN SORUNLARINI

ÇÖZMEK İÇİN “EĞİTİM ŞART” DİYOR

Kadınlara sorunlarını çözmek için öncelik verilmesi gereken konuları sorduk. Buna göre ankete katılanların yüzde 38.3’ü eğitim derken; yüzde 37.4’ü toplumda kadına olan bakış açısının değişmesi, yüzde 11.3’ü kadın işgücü ve istihdamının artırılması, yüzde 8.1’i ülkemizde kadın-erkek ayrımcılığının önlenmesi, yüzde 4.7’si de kadının siyasette aktif olarak yer alması cevabını vermiştir.

Anket sonuçları da göstermektedir ki, Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2010 yılında da buruk kutlanmaktadır. Kadınlar, ezelden beri erkek egemen toplumlarda var olma mücadelesi vermektedir. Bu nedenle evde, sokakta, işyerinde kısacası her yerde “kadın” olmak bin bir zorlukla karşı karşıya kalmak olarak değerlendirilmektedir. Tüm bu gerçekleri çok iyi bilen Türk Eğitim-Sen, kadın haklarına büyük bir duyarlılıkla yaklaşmaktadır. Umuyoruz ki, kadınlarımız en kısa zamanda sosyal, kültürel, siyasi hayatta tam anlamıyla yerini alır. Zira sendika olarak; cinsiyet ayrımcılığının yapılmadığı, kadınlara yönelik şiddet ve istismarın yaşanmadığı, kadınların okuma oranının yüzde yüze ulaştığı, kadınların her alanda varlığını, etkinliğini artırdığı bir toplum özlemi içindeyiz.

 

            Kamuoyuna saygıyla duyurulur.