OECD ÜLKELERİ BAZ ALINDIĞINDA İLKÖĞRETİMDE DERSLİK AÇIĞI 158 BİN 999

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail KONCUK, sendikamızın yaptığı araştırmayı açıkladı.

 

OECD ÜLKELERİ BAZ ALINDIĞINDA İLKÖĞRETİMDE DERSLİK AÇIĞI 158 BİN 999.

 

Türk Eğitim-Sen, Milli Eğitim Bakanlığı ve OECD verilerini derleyerek bir araştırma yaptı. Araştırmaya göre, 2009-2010 eğitim-öğretim yılında;

  • Okul öncesinde 26 bin 681 okul, 980 bin 654 öğrenci, 42 bin 716 öğretmen, 45 bin 703 derslik bulunuyor.
  • İlköğretimde 33 bin 310 okul, 10 milyon 916 bin 643 öğrenci, 485 bin 677 öğretmen, 332 bin 902 derslik bulunuyor.
  • Ortaöğretimde 8 bin 913 okul, 4 milyon 240 bin 139 öğrenci, 206 bin 862 öğretmen, 110 bin 310 derslik bulunuyor.

 

EĞİTİM KADEMESİ

OKUL/KURUM SAYISI

ÖĞRENCİ SAYISI

ÖĞRETMEN SAYISI

DERSLİK SAYISI

OKUL ÖNCESİ

26.681

980.654

42.716

45.703

İLKÖĞRETİM

33.310

10.916.643

485.677

332.902

ORTAÖĞRETİM

8.913

4.240.139

206.862

110.310

 

Not: Öğrenci sayılarına açık ilköğretim ve açık öğretim lisesi öğrencileri dâhildir.

 

İLKÖĞRETİM OKULLARINDA DERSLİK BAŞINA İSTANBUL’DA 46, ŞANLIURFA’DA 53, VAN’DA 45 ÖĞRENCİ DÜŞÜYOR

  • Milli Eğitim Bakanlığı 2009-2010 yılı verilerine göre, Türkiye’de derslik başına okul öncesinde 21 öğrenci, ilköğretimde 32 öğrenci, ortaöğretimde 33 öğrenci düşüyor.  Ancak Büyükşehirler ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde bu rakamlar çok daha fazladır. Derslik başına düşen öğrenci sayısı İstanbul’da ilköğretimde 46, ortaöğretimde 40; Bursa’da ilköğretimde 38, ortaöğretimde 39; Ankara’da ilköğretimde 36, ortaöğretimde 34; Adana’da ilköğretimde 39, ortaöğretimde 40; Ağrı’da ilköğretimde 43, ortaöğretimde 33; Van’da ilköğretimde 45, ortaöğretimde 39; Gaziantep’te ilköğretimde 46, ortaöğretimde 46; Şanlıurfa’da ilköğretimde 53, ortaöğretimde 40; Şırnak’ta ilköğretimde 44, ortaöğretimde 36’dır. (Derslik başına düşen öğrenci sayısında açık ilköğretim ve açık öğretim lisesi öğrencileri dahil edilmemiştir.)

 

OECD ÜLKELERİ BAZ ALINDIĞINDA TÜRKİYE’DE SADECE İLKÖĞRETİMDE DERSLİK AÇIĞI 158 BİN 999.

  • OECD ülkelerinde ise derslik başına düşen öğrenci sayısı ilköğretimde 21,4’tür. Bazı OECD ülkelerinde ilköğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısı şöyle: Avusturya 19,9; Çek Cumhuriyeti 20; Finlandiya 19,8; Lüksemburg 15,8; Polonya 19,6, İzlanda 18,2.
  • Buna göre OECD ülkeleri baz alındığında Türkiye’de sadece ilköğretimde derslik açığı, ilköğretimde 158 bin 999’dur.  

İLKÖĞRETİMDE ÖĞRETMEN BAŞINA TÜRKİYE’DE 22, BELÇİKA’DA 12,6, MACARİSTAN’DA 10,2, PORTEKİZ’DE 11,8 ÖĞRENCİ DÜŞÜYOR

  • Türkiye’de ilköğretimde 22 öğrenci, ortaöğretimde 18 öğrenci düşüyor. (Öğretmen başına düşen öğrenci sayısında açık ilköğretim ve açık öğretim lisesi öğrencileri dâhil edilmemiştir.)
  • Bazı ülkelerde öğretmen başına düşen öğrenci sayısı şöyle: Belçika’da ilköğretimde 12,6, ortaöğretimde 10,2; İspanya’da ilköğretimde 13,6, ortaöğretimde 10; Macaristan’da ilköğretimde 10,2, ortaöğretimde 11,1; Portekiz’de ilköğretimde 11,8, ortaöğretimde 8,1; Japonya’da ilköğretimde 19, ortaöğretimde 13,5, İsveç’de ilköğretimde 12,3, ortaöğretimde 12,5, Hollanda’da ilköğretimde 15,6, ortaöğretimde 15,7’dir.

 

OKULLAŞMA ORANI OKUL ÖNCESİNDE YÜZDE 38,55, İLKÖĞRETİMDE YÜZDE 98,17, ORTAÖĞRETİMDE YÜZDE 64,95

  • 2009-2010 yılında okullaşma oranı okul öncesinde yüzde 38,55, ilköğretimde yüzde 98,17, ortaöğretimde yüzde 64,95, yükseköğretimde okullaşma oranı ise 2008-2009 eğitim öğretim yılında sadece yüzde 27,69.   

KIZLARDA OKULLAŞMA ORANI ERKEKLERE GÖRE DAHA DÜŞÜK

  • Kızların okullaşma oranı erkek öğrencilere göre daha düşük. 2009-2010 eğitim-öğretim yılında okul öncesinde kız öğrencilerde okullaşma oranı yüzde 37,91, erkek öğrencilerde 39,17; ilköğretimde kız öğrencilerde okullaşma oranı yüzde 97,84, erkeklerde 98,47; ortaöğretimde kız öğrencilerde okullaşma oranı yüzde 62,21, erkeklerde de yüzde 67,55, yükseköğretimde kız öğrencilerin okullaşma oranı yüzde 25,92, erkeklerin yüzde 29,40.

 

OKULLAŞMA ORANLARI

İLKÖĞRETİM

 

 

ORTAÖĞRETİM

 

 

YÜKSEKÖĞRETİM

 

 

YILLAR

TOPLAM

ERKEK

KADIN

TOPLAM

ERKEK

KADIN

TOPLAM

ERKEK

KADIN

2002-2003

90,98

94,49

87,34

50,57

55,72

45,16

14,65

15,73

13,53

2003-2004

90,21

93,41

86,89

53,37

58,01

48,50

15,31

16,62

13,93

2004-2005

89,66

92,58

86,63

54,87

59,05

50,51

16,60

18,03

15,10

2005-2006

89,77

92,29

87,16

56,63

61,13

51,95

18,85

20,22

17,41

2006-2007

90,13

92,25

87,93

56,51

60,71

52,16

20,14

21,56

18,66

2007-2008

97,37

98,53

96,14

58,56

61,17

55,81

21,06

22,37

19,69

2008-2009

96,49

96,99

95,97

58,52

60,63

56,30

 27,69

 29,40

 25,92

2009-2010

98,17

98,47

97,84

64,95

67,55

62,21

 

 

 

 

 

OKULLAŞMA ORANLARI

OKUL ÖNCESİ

 

 

YILLAR

TOPLAM

ERKEK

KADIN

2009-2010

38,55

39,17

37,91

 

 

 

 

 

TÜRKİYE’DE 2008 YILINDA 16 BİN 790 DERSLİK YAPILIRKEN, 2009 YILINDA 9 BİN 844 DERSLİK YAPILDI

  • Son 7 yılda yapılan derslik sayısına bakıldığında; 2003 yılında toplam 15.253, 2004 yılında 28 bin 78, 2005 yılında 28 bin 698, 2006 yılında 28 bin 243, 2007 yılında 15 bin 728, 2008 yılında 16 bin 790, 2009 yılında 9 bin 844 derslik yapılmıştır. Derslik sayısının 2009 yılında bir önceki yıla göre 6 bin 946 düşüş göstermesi dikkat çekicidir. Öte yandan 2009 yılında bin 304 anaokulu, 6 bin 148 ilköğretim okulu, bin 720 ortaöğretim okulu yapılmıştır.   

SON YEDİ YILDA YAPILAN DERSLİK SAYISI

YILLAR

TOPLAM

ANAOKULU/ANASINIFI

İLKÖĞRETİM

ORTAÖĞRETİM

YAYGIN EĞİTİM

EĞİTİME YÜZDE 100 DESTEKTEN YAPILAN

2003

15.253

610

13.959

553

131

 

2004

28.078

884

17.471

2476

104

7143

2005

28.698

951

20.256

683

155

6653

2006

28.243

748

19.301

1336

114

6744

2007

15.728

425

10.721

928

124

3530

2008

16.790

505

14.169

716

42

1358

2009

9.844

1304

6.148

1.720

48

624

 

MİLLİ EĞİTİME AYRILAN PAY, 2010 YILINDA YÜZDE 9,80’E GERİLEDİ

 

YILLAR

MEB BÜTÇESİNİN GSYH ORANI (%)

MEB BÜTÇESİNİN KONSOLİDE BÜTÇEYE ORANI (%)

2003

2,24

6,91

2004

2,30

8,53

2005

2,29

9,53

2006

2,18

9,47

2007

2,49

10,42

2008

2,41

10,30

2009

2,95

10,64

2010

2,74

9,80

Milli Eğitim Bakanlığı bütçesine bakıldığında; eğitime ayrılan bütçe 2003 yılında yüzde 6,91, 2004 yılında yüzde 8,53, 2005 yılında yüzde 9,53, 2006 yılında yüzde 9,47, 2007 yılında yüzde 10,42, 2008 yılında yüzde 10,30, 2009 yılında yüzde 10,64, 2010 yılında ise yüzde 9,80’tir.

MEB bütçesinin GSYH’ya oranı ise 2003 yılında yüzde 2,24, 2004 yılında yüzde 2,30, 2005 yılında yüzde 2,29, 2006 yılında yüzde 2,18, 2007 yılında yüzde 2,49, 2008 yılında yüzde 2,41, 2009 yılında yüzde 2,95, 2010 yılında da yüzde 2,74 olmuştur. 2010 yılında gerek eğitime ayrılan bütçede, gerekse MEB bütçesinin GSYH’ya oranında yaşanan düşüş dikkat çekicidir.

 

OECD 2009 YILI RAPORUNA GÖRE; GÖREVE YENİ BAŞLAYAN BİR ÖĞRETMEN TÜRKİYE’DE YILDA BRÜT 14 BİN 63 DOLAR, LÜKSEMBURG’DA BRÜT 49 BİN 902 DOLAR KAZANIYOR

  • OECD 2009 eğitim raporuna göre; OECD ülkelerinde ilköğretimde göreve yeni başlayan bir öğretmen yılda 28 bin 687 dolar, en üst derecedeki bir öğretmen ise 47 bin 747 dolar kazanmaktadır. OECD 2009 yılı raporuna göre Türkiye’de en düşük derecede görev yapan bir öğretmen yılda 14 bin 63 dolar, en yüksek derecedeki öğretmen ise 17 bin 515 dolar kazanmaktadır. Öğretmen maaşları bazı ülkelerde şöyledir: Danimarka’da ilköğretimde en düşük 35 bin 691, en yüksek 40 bin 322, Kore’de en düşük 31 bin 717, en yüksek 87 bin 745, İspanya’da en düşük 34 bin 250, en yüksek 49 bin 666, Lüksemburg’da en düşük 49 bin 902, en yüksek 101 bin 707. (OECD’nin belirttiği ücretler, brüt olarak hesaplanmıştır.)

 

ABD’DE BİR PROFESÖR 8 BİN 529 EURO, BELÇİKA’DA 6 BİN 625 EURO KAZANIYOR

  • Öte yandan akademisyenlerin maaşları da AB ve ABD ile karşılaştırıldığında büyük farklar göstermektedir. Profesörler Belçika’da ayda ortalama 6 bin 625 euro, Kanada’da ayda 7 bin 145 euro, Danimarka’da ayda 6 bin 974 euro, Finlandiya’da ayda 5 bin 218 euro, Fransa’da ayda 4 bin 500 euro, Almanya’da ayda 4 bin 546 euro, ABD’de ayda 8 bin 529 euro kazanmaktadır. Türkiye’de en yüksek derecede görev yapan bir profesör ayda brüt 2 bin 439 euro, net 1.880 euro kazanmaktadır. ( AB ve ABD’deki maaşlar brüttür ve 2007 yılına aittir, Türkiye’deki maaş ise 2010 yılına aittir.) Buna göre ABD’li profesör Türk profesörden 3.4 kat, Belçika’lı profesör de Türk profesörden 2.8 kat fazla kazanmaktadır. Almanya’da çalışan bir memur ise ayda 3 bin 500 euro, Hollanda da çalışan bir memur ayda 3 bin euro kazanırken, Türkiye’de 9/2 derecede çalışan bir memur ayda 647 euro kazanmaktadır.

 

  • OECD 2009 raporuna göre; Türkiye’de öğrenci başına düşen harcama miktarı ilköğretimde 1,130 dolar,  ortaöğretimde 1,834 dolardır. OECD ülkelerinde ise öğrenci başına harcama miktarı ilköğretimde 6,437 dolar, ortaöğretimde 8,006 dolar, yükseköğretimde 12,336 dolardır. Ayrıca öğrenci başına düşen harcama miktarı Almanya’da ilköğretimde 5,362 dolar, ortaöğretimde 7,548 dolar; İtalya’da ilköğretimde 7,716 dolar, ortaöğretimde 8,495 dolar; Kore’de ilköğretimde 4,935 dolar, ortaöğretimde 7,261 dolar, ABD’de ilköğretimde 9,709 dolar, ortaöğretimde 10,821 dolar, Norveç’te ilköğretimde 9,486 dolar, ortaöğretimde 11, 435 dolardır.

Konuyla ilgili açıklama yapan Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail KONCUK, şunları söyledi: “Eğitimde istenen başarıyı bir türlü yakalayamayan, beklenen çıkışı gerçekleştirilemeyen ülkemiz, OECD ülkelerinin çok gerisindedir. 2010 yılında da derslik açığı, öğretmen açığı sorunu çözümlenemedi. Okul çağındaki tüm çocuklar hala okullu yapılamadı. OECD ülkeleri ile karşılaştırıldığında öğrenci başına düşen harcama miktarı çok düşük kalmaktadır. Öğretmen maaşları AB ülkelerinin gerisindedir. Bu rakamlarla Türkiye’de eğitimde çağ atlamamız mümkün değildir. Bu nedenle bütçeden eğitime daha fazla pay ayrılmalı, eğitim-öğretime daha fazla yatırım yapılmalıdır. Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet ÇUBUKÇU, eğitimin asli sorunlarına eğilerek, eğitim sistemini içinde bulunduğu çıkmazdan kurtarmalıdır.  Yeni bir eğitim sistemi oluşturmak, eğitimin aksayan yönlerini tartışmak ve eğitim alanında önemli adımlar atarak, sorunlara kalıcı çözümler bulmak hem ülkemiz, hem de geleceğimiz açısından çok önemlidir. Aksi takdirde Türk Milli Eğitimi ancak üçüncü dünya ülkeleriyle yarışabilir ve uluslararası alanda kendisine yer bulamaz.