2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ İLE HUKUK ÇİĞNENMEKTEDİR

         AKP, 2011 yılı için siyasi kaygılarla hazırladığı ve milletimizin tercihlerini yok saydığı bir bütçe ile milletimizin karşısına çıkmıştır. Merkezi Yönetim Bütçesi ile çalışanlarımız yok sayılmakta, dışarıdan mal ve hizmet alımları artırılarak seçim ekonomisi uygulanacağı, taşeronlaşmanın tüm hızıyla süreceği ilan edilmektedir.

         Adil bir gelir dağılımı sağlanması için en önemli araçlardan biri olan ücret ve personel politikası, AKP iktidarı ile birlikte zenginlere kaynak aktarma aracı haline gelmiştir. Öyle ki; 1990 yılında %42 olan bütçedeki personel payı, 2011 yılında %23 olarak planlanmıştır. Buna bağlı olarak çalışanların milli gelirden aldıkları pay da aynı dönemde %10’dan %6’ya kadar düşmüş olacaktır. Çalışanlarımızın maaşlarının reel olarak azaltılması gibi uygulamaların, milletimize bir fayda getirmeyeceği ve kamu hizmetlerinin kalitesinin ve niteliğinin azalacağı aşikârdır. Dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızın omuzlarına karabasan gibi çöken dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payı %65 iken; bu durumun düzeltilmesi için hiçbir girişimde bulunulmaması, AKP’nin adaletinin sorgulanmasına neden olmaktadır. Öyle ki bu yolla bütçe gelirlerinden yarıdan fazlası çalışanlarımızdan toplanan vergiler yoluyla sağlanırken, paylaşımda adaletsizlik artırılmaktadır. Bu yolla milletimizden alınan vergiler, rant çevrelerine, hortumculara pay edilecek, sermaye üzerindeki vergi yükü azaltılırken, başta kamu çalışanları ve dar gelirliler olmak üzere milletimizin üzerindeki yük artmaya devam edecektir.

         Emekli maaşlarına yapılacak artışlar belirlenirken işçi ve memur emeklileri arasında ayrım yapılmış, emeklilerimiz açlığa mahkûm edilmiştir. Ancak bu noktada dahi adil davranılmamış, memur emeklileri, işçi emeklilerinin faydalanacağı 60 TL iyileştirme zammından faydalandırılmamıştır. Bu uygulama bile AKP’nin özünde adaletin bulunmadığının en açık göstergesi, ayrımcılığın ilanıdır.

         Memur maaşlarına yapılacak artışlar ise 2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi ile tam bir skandala dönüşmüştür. Bu noktada AKP, Uzlaştırma Kurulu’nun kararlarının bağlayıcı olacağına dair yapılan Anayasa değişikliğini yok sayarak Kurul kararlarını göz ardı etmiş ve kendisi ile dahi çelişkiye düşmüş, büyük bir hukuk ihlaline imza atmıştır. Bununla da yetinilmemiş, toplu görüşmelerde denge tazminatına en düşüğü 80 TL olmak üzere kademeli bir artış yapılacağını belirtmesine rağmen artış, herkese 80 TL olacak şekilde düzenlenmiştir. Türkiye Kamu-Sen, oynanan bu oyunları gördüğü için toplu görüşme tutanağına imza atmamışken AKP, yandaş sendikasını dahi aldatmıştır. Ancak yandaş sendikanın bunu itiraf edecek cesareti yoktur.
 
         Bu nedenle 2011 yılı bütçesi, AKP adaletsizliğinin perçinlendiği, hukuk tanımaz uygulamaların tescil edildiği bir belge olmuştur. Dünya Adalet Projesi’nin hazırladığı Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde Türkiye 35 ülke arasında en kötü durumdaki 5 ülkeden birisi olarak açıklanmıştır. Temel hak ve özgürlükler konusunda ise hukukun en kötü uygulandığı ülke olmuştur. Çalışanların en temel insani hakkı olan toplu sözleşme hakkını dahi halkoylamasına sunan bir ülkeden de başka bir sonuç beklenemezdi. Ne yazık ki, şimdi de halkoylaması ile değişen Anayasa hükümleri, AKP hükümeti tarafından yok sayılmaktadır.

         Türkiye Kamu-Sen, hukuku tanımayan, kendi yaptığı Anayasayı dahi işine gelmediği durumlarda ihlal eden AKP’nin peşini bırakmayacaktır. AKP’yi hukuka ve Anayasanın hükümlerine uymaya davet ediyoruz. Konfederasyonumuz, yapılan Anayasa değişikliği ile kararlarına uyulması zorunlu hale gelmesine rağmen hazırladığı bütçede Uzlaştırma Kurulu kararlarına yer vermeyen ve memur emeklisi, dul ve yetimlerini mağdur eden AKP iktidarının hukuk dışı tavırlarını yargıya taşıyacak ve hukukun üstünlüğü ilkesinin hayata geçirilmesi için her türlü yasal yolu, sonuna kadar kullanacaktır.