İLKSAN SEÇİMLERİNDE YERE ÇAKILAN KİM?

ARTVİN ŞUBE BAŞKANIMIZ NİZAMETTİN TORUN'UN BASIN AÇIKLAMASI

                    İl Milli Eğitim Müdürü Rengini Belli Etti mi?

    Artvin’de,11 Nisan 2013 tarihinde Eğitim Bir-Sen bir toplantı düzenliyor. Genel Başkan yardımcısı Ali Yalçın’nın katıldığı toplantıya İl Milli Eğitim Müdürü şube müdürleriyle birlikte katılıyor. Bunda ne var diyebilirsiniz. Ama Sayın Yanmaz, 12 Haziran 2012 tarihinde Türk Eğitim-Sen’in Artvin Barosu ile birlikte düzenlediği “2012 Eğitimin Karnesi Paneli”ne katılmıyor. Ayrıca, emir verilmiş gibi müdürlükten bir kişi olsun panele katılan olmuyor.

    Ali Yalçın konuşmasının bir yerinde, eğitim çalışanlarının üye yapılması konusunda aynen şöyle diyor: “İdareci olan arkadaşlarımızı kurumlarında rengini, kokusunu yansıtmaya davet ediyorum.”

     İl MEM hakkında şimdilik bir şey söylemiyorum, ama şube müdürlerinin gerçekten bu konularda renklerini, kokularını yansıttıklarını, yansıtmakta olduklarını biliyoruz. Ayrıca, siz eğer bir yöneticiyi rotasyondan muaf tutup şube müdürü, ardından ilçe milli eğitim müdürü olarak görevlendirirseniz, elbette ona da rengini, kokusunu yansıtmak yakışır. Vefa borcu başka nasıl ödenir?

                    Valdo Sana da mı Müdürlük Vaat ettiler?


    Vergi konusuda ABD’ye karşı pasif direnişte bulunup tutuklanan Henry’yi, aynı görüşleri paylaştığı arkadaşı Valdo ziyaret eder ve, “Sen neden buradasın” diye sorar. Buna karşılık, Henry, “Valdo sen neden burada değilsin” sorusuyla karşılık verir. Sayın Yalçın bu hikayeyi anlattıktan sonra, Eğitim Bir-Sen’e üye yapmak için eğitim çalışanlarına, “Valdo sen neden burada değilsin” diye sorulması gerektiğini söylüyor.

    Türk Eğitim-Sen olarak biz de sorduk: “Valdo sen neden burada değilsin”? Her sorduğumuz kişiden değişik cevaplar aldık:

     - Bana müdürlük vaat edildi.

     - Benim çocuğuma iş vaat ettiler.

     - Benim şuraya atamamı yapacaklar.

     - Yeğenimin memuriyetindeki pozisyonu bozulabilir.

     - “Türk Eğitim-Sen sert muhalefet ediyor, başına bir iş gelebilir” dediler!

     - ……....

                 Zulüm, Sadece Size Yapılan Haksızlıklara mı Denir?


     28 Şubat’ın ikliminde yeşerenler hala mazlum rolü oynuyor. Zalimlerin değiştiğini, mazlumların şimdi zalimleştiğini görmüyorlar. 15 yıl önceki haksızlık ve adaletsizlikleri anlatırken AKP iktidarında; şube müdürlüğü sınavlarının 11 yıldır neden yapılmadığını, sözlü yapar ve kendi yandaşımı atarım yönetmeliklerini,76. madde müdürlerini, kariyer basamakları haksızlığını, öğretmenlerin ilk defa en az maaş alan kamu çalışanı konumuna düşürüldüğünü, yine öğretmenlerin tarihte ilk defa aşağılandığını, eğitimde 4B, 4C kölelik sisteminin bu iktidarın ürünü olduğunu, memur, hizmetli, şef gibi eğitim çalışanlarının basit sorunlarının dahi çözümü için 11 yılın yetmediğini, Türkiye’de taşeronlaşmanın 2002 yılında10-15 bin aralığındayken, bugün kamuda 500 bin sayısına ulaştığını, Belediyeleri ve özel sektörü de dahil ettiğinizde bu sayının 2,5 milyonu geçtiğini, Deniz Fenerine taş çıkaran KPSS hırsızlığını ve sayamadıklarımızı nasıl hatırlamazsınız? Etrafınıza bakın, kimler hangi makamlara oturmuş..

     Sayın Yalçın, 28 Şubat’ta yapılan toplum mühendisliğinden yakınırken, şimdi kendi genel başkanının toplum mühendisliğine soyunduğunu görmüyor ve bizim de görmediğimizi sanıyor. Genel başkanınıza verilen “Algı yönetimi” görevinin, siyahı beyaz gösterme, diğer bir ifade ile gerçeğe takla attırma sanatı olduğunu bilmiyor musunuz?

     28 Şubat sürecinde Türkiye Kamu-Senliler yakalarına “Sürekli Demokrasi İstiyoruz” kokartı takarak meydanlara çıkarken, tatlı su demokratları ileride (AKP iktidarında) sendikacılık yapmak üzere kış uykusuna yatmışlardı. 100 bin, 50 bin değil, 10 bin üye ile Meydanlara çıkacak yürekleri hiç olmadı. 1 Mayıs’ta işverenle miting (piknik) yapmayı sendikacılık sandılar. Makam mevki kapmayı, kul hakkını yemeyi sendikacılık sandılar. Ağababalarına yaslanarak sendikacılık yapmayı yiğitlik sandılar. AKP Ankara il başkanının, “Memur-Sen bizim arka bahçemiz değil; ön bahçemizdir” sözünü bir yana bırakıp soralım: Siz 2003’e kadar neden bir türlü varlık gösteremediniz? 2003 ile 2013 arasında yüzde 1158 büyümeyi nasıl açıklıyorsunuz?

Arkalarından siyasi güç çekilince (siyasi gücün etkisi kapalı alandaki seçim sandığına kadar ulaşamamıştır), İLKSAN seçimlerinde yere çakıldılar. 222 delegenin sadece 40’ni alarak aynadaki gerçek resimlerini gördüler.

       Son 50 yılın en iyi sözleşmesini yapacağız dediler, Sonuçta memura 3+3 zam verdiler. Ek ödeme sözüne karşılık, hiç artı hiç verdiler. 4+4+4 ile hiçbir öğretmenin mağdur olmayacağını söylediler, on binlerce öğretmeni mağdur ettiler. İstismar edecek tek başörtüsü kaldı, onunla memurun karşısına çıktılar. AKP Hükümetine, 11 yıldır bu sorunu neden çözmediniz, hala neden çözmüyorsunuz diye sorma cesaretini bile gösteremediler.

                               Birlikte Eyleme Var mısınız?


    Kıyafet özgürlüğü adı altında eylem yapıyorsunuz ama kime karşı yapıyorsunuz? Özgürlüğü kimden talep ediyorsunuz? 11 yıldır sorunu çözmeyen iktidara karşı gelin birlikte eylem yapalım, birlikte hesap soralım. Artvin AKP binasının önüne birlikte siyah çelenk koyalım. Kılık Kıyafet Yönetmeliğinin hemen değiştirilmesini isteyelim.

    Hem, “Dinsiz, ruhsuz ve kör bir anayasa istiyoruz” diyeceksiniz, hem de kutsal değerlerden bahsedeceksiniz… “Türküm, doğruyum, çalışkanım deyince insanlar doğru, çalışkan mı oluyor? Bunları düşünmek lazım. Bırakın andımızı, çocuklarımıza her gün koro halinde Fatiha’yı bile okutsanız tiksindirirsiniz.” diyen Sayın “Akil” Genel Başkanın Andımız’dan (içinde Türk geçiyor) rahatsızlığını anlıyoruz, ama Fatiha için verdiği örneği yadırgıyoruz. (Kızılcahamam’da, 11 Ekim 2011, İlçe Temsilcileri İstişare Toplantısı).

   Eğitim çalışanları, rica ederek, biat anlayışıyla ile sendikacılık yapılamayacağını geçen yıl ağır bedel ödeyerek gördüler. Türk Eğitim-Sen’in her türlü olumsuzluğa rağmen eğitim çalışanlarının güvenini kazanması, her geçen yıl büyümesi ve dik duruşu Türkiye için bir şanstır. Eğitim çalışanları bunun farkındadır. Genel Başkanımız Sayın İsmail Koncuk’un, “Akil adam” saçmalığına pirim vermemesinin önemi ileride daha iyi anlaşılacaktır.


Nizamettin TORUN
Türk Eğitim-Sen Artvin Şube Başkanı