SOSYAL GÜVENLİĞİMİZE VE SAĞLIĞIMIZA SAHİP ÇIKALIM
SOSYAL GÜVENLİKTE FİNANSMAN SORUNU KİMDEN KAYNAKLANIYOR?
Finanas sorunu, hali hazırda kayıt altında çalışan, her türlü vergisini ve keseneğini ödeyen bizlerden mi, yoksa Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın ifade ettiği 10,6 milyon kayıt dışı çalışandan mı kaynaklanıyor? Bu sorunun cevabını akıl sahibi herkes verebilir. Sorunun kaynağı apaçık ortadayken, finans sorununu "karadelik" olarak niteleyip, bütün yükünü kayıt altında çalışan bizlere yüklemekte akıl, izan, vicdan ve iyi niyet var mıdır?

Sosyal güvenlik sistemine yapılan devlet katkısını kara delik olarak gören anlayışı şiddetle reddediyoruz. Sosyal devlet olmanın gereği, milletin sosyal güvenlik ve sağlık yükünü karşılamaktan geçer. Sosyal güvenliğe yapılan devlet katkısı sosyal devlet olmanın bir gereğidir. Avrupa’da ve Dünyada pek çok ülke bu şekilde sosyal güvenlik sistemine katkıda bulunmaktadır. Avusturya, bütçesinin yüzde 26’sını, Belçika yüzde 27’sini, Fransa yüzde 28’ini ve Danimarka yüzde 29’unu sosyal güvenliğe ve sosyal yardımlara ayırırken; Türkiye’de bütçenin yüzde 16’sı sosyal güvenlik ve sosyal yardımlara ayrılmaktadır. Dünyadaki en düşük oranlardan biri olan bu rakam bile toplumumuza karadelik olarak yansıtılmakta ve sosyal güvenlik sistemi adeta ülkemizdeki bütün sorunların nedeni gibi gösterilmektedir.

KAYIT DIŞI KAYIT ALTINA ALINSIN DÜZENLEME SONRA YAPILSIN!

Ülkemizde çalışan her iki kişiden biri sosyal güvenlik sistemine kayıtlı değilken, sosyal güvenlik kurumlarının açıklarını kapatmak mümkün değildir. Bu nedenle, sosyal güvenlik sisteminde yapılacak her türlü değişiklik, kayıt dışı istihdamı kayıt altına almak üzerine olmalıdır. Hükümetin sosyal güvenlikte yapmayı planladığı yeni düzenlemeler, Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği kanundan bile daha geride uygulamalar içermektedir. Kanunla birlikte;

• Sağlık hizmetleri tam anlamıyla paralı hale gelecek, her muayene ve tedaviden katılım payı alınmaya başlanacaktır.
• Yatarak tedavilerde, tedavi ücretinin %1’i sigortalıdan alınacaktır. Bu kişilere uygulanacak tedavi araç gereçleri ve ilaçları için de ayrıca %20’ye kadar katılım payı alınacaktır.
• Emekli aylığı bağlama oranları düşürülecektir. 25 yıl boyunca prim ödeyen bir çalışan emekli olduğunda, çalışırken aldığı maaşın yarısı kadar emekli aylığı alabilecektir.
• Emekli aylıkları yalnızca enflasyon kadar artırılacaktır. Yani emekli maaşları reel olarak hiç artmayacaktır.
• Emekli aylıklarının alt sınırı, çalışılırken alınan maaşın üçte birine düşürülerek, emekli aylıklarının açlık sınırının bile altına inmesinin yolu açılacaktır.
• Fiili hizmet zammından yararlandırılan pek çok çalışan artık bu zamdan yararlandırılmayacaktır.

Bu yasa sosyal güvenlik sisteminin bütün yükünü memura, işçiye, çiftçiye, emekli, dul ve yetime yüklemek üzerine kurgulanmıştır.
Suç işleyen, vergi kaçıran, kayıt dışı işçi çalıştıranları ödüllendiren bu kanun hayata geçerse, ülkemizde sosyal güvenlikten söz etmek mümkün olmayacaktır. Hükümet, yol yakınken yaptığı yanlıştan dönmeli ve bu konuda sağduyunun sesini dinleyerek bir kez daha düşünmelidir.