MEB ÇALIŞANLARINA YAPILAN VEFASIZLIK KABUL EDİLEMEZ!

MEB’de Merkez Teşkilatı Personelinin Alınterinin Yok Sayılmasını Protesto Ettik

 

Türk Eğitim-Sen, Milli Eğitim Bakanlığı’na yıllarca emek vermiş merkez teşkilatı çalışanlarının, çıkarılan Teşkilat Kanunu ile mağdur edilmesini Milli Eğitim Bakanlığı önünde protesto etti.

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikaların Genel Başkanları, Türk Eğitim-Sen Genel Merkez Yöneticileri, Ankara Şubeleri ve Bakanlık çalışanlarının katıldığı eylemde; “Vefanın MEB’de Yeri Yok mu?”, “Vefasız Yönetim İstemiyoruz”, “Teşkilat Yasası Kıyım Furyası”,  “Tüccar Yönetim İstemiyoruz” şeklinde sloganlar atıldı.

Eylemde konuşma yapan Genel Başkan İsmail Koncuk,  Milli Eğitim Bakanlığı Merkez Teşkilatı’nda çalışan personelin yıllardır ortaya koyduğu alın terinin yok sayıldığını kaydederek, bu personele vefasızlık yapıldığını söyledi. Koncuk sözlerini şöyle sürdürdü: “Eğitim çalışanlarına sokakları adres gösterenler utanmalıdır. Bu insanlar ‘devlet yönetiyoruz’ diye böbürlenmemelidir.  Çalışanları mağdur edenlerin, kamu çalışanlarının haklarını gasp edenlerin yüzleri kızarmalıdır. Teşkilat Kanunu’nun değiştirilmesini yanlış bulmadık. Usul olarak beğenmesek de, TBMM’yi yani millet iradesini yok sayarak KHK ile devlet yönetmeyi uygun bulmasak da, MEB’de birtakım şeylerin düzene girmesi açısından Teşkilat Kanunu’nun değiştirilmesini uygun gördük. Yasa daha çıkmadan önce Sayın Bakanı ziyaretimizde ‘burada çalışan başta şube müdürleri olmak üzere bakanlık personeli ne olacak?’ diye sormuştuk. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, “Hiçbir şey olmayacak. Onların haklarını koruyacağız’ demişti. Bugün geldiğimiz noktada ise; MEB Merkez Teşkilatı’nda çalışan yaklaşık 4 bin personel şu anda ne olacağını bilmiyor. Şube müdürlerine ‘kendinize il beğenin’ deniliyor. 4 bin personelin sayısının 1000’e düşürülmesi hedefleniyor. Bakan Dinçer’e soruyoruz: Bakanlık Merkez Teşkilatını 1000 personelle yönetebileceğinize dair elinizde bilimsel bir çalışma mı var? Sayın Bakan; bu personel siz Milli Eğitim Bakanı olmadan önce de, Nimet Çubukçu’dan önce de, Hüseyin Çelik’ten önce de MEB Merkez Teşkilatındaydılar.”

Şu anda MEB Merkez Teşkilatı’nda müthiş bir huzursuzluk olduğunu kaydeden Koncuk, Bakan Dinçer’in MEB’i işletme gibi gördüğünü belirtti. Koncuk şunları söyledi: “Bakan’ın üst düzey atadığı insanlar işletme mezunları, iktisatçılar. Buradan Sayın Bakan Dinçer’e sesleniyoruz: Sayın Bakan, MEB’de yaklaşık 700 bin öğretmen, 80 bin personel var. 780 bin personel arasından yıllarca emek vermiş, alın teri dökmüş insanlar arasından Genel Müdürlüğe layık bir tek insan bulamıyor musunuz? Sayın Bakan; emin olun şube müdürleri, uzmanlar eğitim-öğretimin problemlerini sizden çok daha iyi bilmektedir. Bu insanların birikimlerini kullanmak yerine, onları sağa sola atmak, adam yerine koymamak Milli Eğitim Bakanı’nın görevi midir? Öte yandan birçok Bakanlıkta Teşkilat Kanunu değiştirildi. Ancak ‘Grup Başkanlığı’ diye bir kavramın sadece Milli Eğitim Bakanlığı’nda var. Bu nedenle soruyorum: Bir Bakanlıkta başka bir teşkilatlanma, diğer Bakanlıkta başka bir teşkilatlanma nasıl olabilir? Bir devletin düzeni, kuralları vardır. Bu kuralları hâkim kılmak devleti yönetenlerin görevidir.”

“Yaklaşık 500’ü bulan şube müdürü ve uzmanın akıbeti ne olacak? Siz Milli Eğitim Bakanlığı’nı acemilerle mi yönetecek ve başarılı olacaksınız? Bu insanların emeği sizin emeğinizden fersah fersah fazladır. Bakan olduğunuzda umutlandık. Ama siz ne yaptınız? 780 bin personel arasından üst düzey yöneticiliğe layık bir tek eğitimci insan bulamadınız. Siz kimin Bakanısınız?” diye soran Koncuk, şöyle kaydetti: “Siz kendinizi hep haklı görüyorsunuz. Ama emin olun haklı değilsiniz. MEB’de öyle bir hava yaratılmış ki, MEB Merkez Teşkilatı çalışanları kendileri için yapılan eyleme katılma cesareti gösteremiyor. Bu başarı sizlerin başarısıdır! İnsanları korkutarak hiçbir şey başaramazsınız. Emin olun, her adımınızı takip ediyoruz. Doğrularınızı alkışlayacağız, ama Sayın Bakan sanmayın ki; bu meydan boş, kimse yanlışlarınızı görmeyecek. Türkiye Kamu-Sen, Türk Eğitim-Sen yürekli teşkilattır. Çalışanların haklarını her platformda savunur.”

 

 

Eylemde yapılan basın açıklamasının tam metni:

 

Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilat Yasası’nda yapılan değişiklikle, Bakanlık Merkez Teşkilatı’nda çalışanlar arasında bir huzursuzluk başlatıldı. Geleceğinden emin olamayan, belirsizliğe terk edilmiş olan MEB Merkez Teşkilatı çalışanları, alınterinin hiç hesaba katılmadığını düşünmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı vefasızlık yaparak, eğitime bugüne kadar büyük özveri göstermiş, emek vermiş herkesi tek kalemde sildi. Şu anda Milli Eğitim Bakanlığı çalışanları huzursuz ve mutsuz. Büyük operasyonun düğmesine basan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, sonuçlarını iyi hesap etmeden başlattığı bu süreçle Bakanlık çalışanlarının yıllardır ortaya koydukları emeği, alınterini yok saydı.

 

Varan 1: Milli Eğitim Bakanlığı Merkez Teşkilatı’nda şube müdürleri kadroları hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal edildi. KHK ile görevleri sona eren şube müdürlerinin mağdur edilmeyeceği söylense de Bakanlığın, şube müdürlüğü görevi sona eren personel il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri bünyesinde görev almaları için yer seçmeleri konusunda telkinde bulunduğu biliniyor. Bugüne kadar yaptıkları çalışmalar nedeniyle ödüllendirilmeyi beklerken, cezalandırılan şube müdürleri kendilerine reva görülen bu muameleyi hak etmemiştir. Mağdur edildikleri artık tescillenen şube müdürlerinin tecrübesinden, bilgisinden yararlanmayı bilmeyenler ve onları belirsizliğin tam ortasında bırakanlar büyük vebal altına girmektedir. Hayatını adadığı her şeyi geride bırakarak, yerleşik düzenini yıkarak farklı il ve ilçelere gitmesi istenen personele yapılmak istenenin sürgünden farkı olmadığı açıktır.

Bu noktada; İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine gitmek istemeyen personelin durumu ne olacaktır?

Onlar hiçbir ayrımcılığa tabi tutulmadan, baskı ve dayatmaya maruz kalmadan Merkez Teşkilatı’nda çalışabilecek midir?

Sayın Bakan’ın bu iki sorunun cevabını vermesi ve endişeleri gidermesi gerekmektedir. Hiç kimse bu insanları ezerek, onların yerleşik düzenlerini yıkarak, çalışma şevkini kırarak Bakanlık içinde yeni yapılar inşa edeceğini düşünmemelidir. Bu personeli merkez teşkilatından uzaklaştırmak fayda sağlamayacak, aksine Bakanlığa zarar verecektir. Çünkü Bakanlığın yönetici sıfatıyla hizmet vermiş bu insanların engin bilgisi ve tecrübesine ihtiyacı vardır. Bir anlamda Bakanlığın hafızası silinmektedir.

 

Varan 2: Şube müdürleri ve il müdürlerinin ne olacağı belli değilken; diğer tüm üst düzey yöneticiler de görevlerinden alındı, yerlerine eğitimle tek ortak bağı çocuğunun öğrenci olmasından ibaret olan kişiler getirildi. Üst kadrolarda yer alanlar bir gecede müşavir yapıldı. Bu insanlar çalışmaları ve başarıları göz ardı edilerek kızağa alındı. Ne yazık ki Bakan Dinçer, bu kişilerin yerlerine milli eğitim camiasından değil, tebeşir tozu yutmamış, eğitime uzak,  eğitimcilerin dilinden, ruhundan anlamayan kişileri getirmektedir. Bakan’ın yakın çalışma arkadaşlarını seçerken izlediği yol ve yöntemi doğru bulmuyoruz.

Koskoca Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde bu görevleri layıkıyla yerine getirecek yüzlerce personel varken, ehil olmayan, diplomasında işletmeci yazan insanların milli eğitim camiasını yönetecek olmasından dolayı kaygılıyız. Dışarıdan tepeden inme yöntemlerle getirilen kişilerin eğitime faydasının olacağını düşünmüyoruz. Eğitimi bilmeyen, eğitimcinin sorunlarına hâkim olmayan yöneticilerle işler ağır aksak, yarım yamalak yürüyecektir. Üstelik hayatını eğitime adamış kişilerin bir anda yok sayılması onlara ve 700 bin eğitimciye yapılmış ağır bir hakarettir. Bakanlık bünyesinde hassas mevkilere getirilecek kişilerin daha özenle seçilmesi, üst düzey yöneticilerde kariyer ve liyakat ilkelerinin gözetilmesi gerekmektedir. 

 

Varan 3: Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde çalışan personel sayısının 4 bin’den bin’e düşürüleceği belirtilmektedir. Bu nedenle MEB’de görev yapan şefler, uzmanlar, memurlar, hizmetliler büyük bir endişe içindedir. Milli Eğitim Bakanlığı’nda yıllarca canla, başla hizmet veren insanların alın terini hiçe saymak, onları dışlamak, ‘buraya kadarmış’ demek onlara yapılacak en büyük kötülüktür. Bu insanlarla kendini yenileyen, gelişen, büyüyen Milli Eğitim Bakanlığı anlaşılan o ki, elindekinin kıymetini bilmemektedir. Bakanlığın sağ kolu konumundaki vefakâr ve cefakâr personelin sayısını azaltmak, bu anlamda Bakanlığın tam kalbine hançer saplamak anlamına gelir.

Doğrusu merak ediyoruz; Sayın Bakan Ömer Dinçer Bakanlık bünyesinde eğitim uzmanı, şef, memur, hizmetli bırakmamaya yemin mi etmiştir?

Bu insanlar ihtiyaç fazlasıysa, niçin bu kadar zaman görev yapmıştır? Şayet ihtiyaç fazlası değilse, bu belirsizlik ortamından derhal çıkılmalıdır. 

Buradan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’e çağrıda bulunuyoruz: Sayın Dinçer, siz henüz Bakan değilken, bu insanlar milli eğitime hizmet etmekteydi. Dolayısıyla bu personelin hizmetlerini, yıllarca verdiği emeği bir kenara atarak, Bakanlık bünyesinde küçülmeye gitmeniz doğru değildir.

Bu noktada zat-ı alinize bazı sorularımız da olacaktır:

Bakanlık Merkez Teşkilatındaki personel sayısının azaltılması gündemde midir?

MEB Merkez Teşkilatında çalışan sayısının fazla olduğuna dair elinizde bir rapor var mıdır? Fazlalık olduğuna dair gerekçeleriniz nelerdir?

Personel sayısı 1000’e düşürülecekse, bu personelin akıbeti ne olacaktır? Personelin hakları muhafaza edilecek midir? Yoksa şube müdürleri gibi onlara da farklı il ve ilçeler mi adres gösterilecektir?

 

Sizden Bakanlık çalışanlarını rahatlatacak bir açıklama bekliyoruz. Zira bu tür uygulamalar çalışanların çalışma şevkini kırmakta, onların moral ve motivasyonunu bozmakta, psikolojilerini olumsuz yönde etkilemektedir. Takdir edersiniz ki; yarın ne olacağını bilmeden çalışmak, belirsizlikle örülü bir yolda yürümek kabir azabı ile eşdeğerdir. Yıllardır alınteri döken personel bu eziyeti hak etmemektedir.

 

Bakanlık çalışanları Teşkilat Yasasıyla yaşanan mağduriyetlerin giderilmesini ve belirsizliklerin sona erdirilmesini talep etmektedir. Bu nedenle, Bakanlığın olumsuz politikalarını ve personeli yerle yeksan eden uygulamalarını bugün burada tek ses, tek yürek olarak protesto ediyoruz. Haklı taleplerimizin dikkate alınacağını ve Sayın Bakan Dinçer’in feryadımıza kulak vereceğini umuyoruz. Çünkü; Bakanlık çalışanları horlanmayı, dışlanmayı,  paçavra gibi bir kenara atılmayı hak etmemektedir.

 

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 

Genel Başkanın Konuşmaları İçin Tıklayınız.