HÜKÜMET VE YÖK BİRBİRİNE BABAYİĞİTLİK TASLIYOR
Türk Eğitim-Sen Kayseri 2 Nolu Şube Erciyes Üniversitesi Temsilciliği tarafından düzenlenen Türkiye’de Sendikalaşma konulu konferans Erciyes Üniversitesi Sabancı Kültür sitesinde gerçekleştirildi.Programa Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Şuayip Özcan,Türk Dünyası Araştırmalar Vakfı Başkanı Prof. Dr. Turhan Yazgan, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü Müdürü ve KÖKSAV Sosyal Ve Stratejik Araştırmalar Vakfı Başkanı Prof. Dr. Cihat Özönder ve Türk Eğitim-Sen Kayseri 2 Nolu Şube Başkanı Ali İhsan Öztürk, öğretim görevlileri ve sendika üyeleri katıldı.
 
Açılış konuşmasını yapan Türk Eğitim-Sen Kayseri 2 Nolu Şube Başkanı Ali İhsan Öztürk katılımlarından dolayı konferansı izlemek üzere bulunanlara teşekkür etti.
 
Program kapsamında konuşan Türk Eğitim-Sen Erciyes Üniversitesi Temsilcisi Bayram Durbilmez de yapılan faaliyetler hakkında bilgiler vererek, Üniversitelerdeki Bilim dilinin Türkçe olması gerektiğini söyledi.
 
Daha sonra kürsüye gelen Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Şuayip Özcan, ''İnsanları, gelişen teknolojinin ışığı doğrultusunda, üstün özelliklerle bezenmiş biçimde yetiştirmek sorumluluğumuz var. Bunu yapabilmek için kafamızda problem olmayacak, karnımız tok, sırtımız pek, alnımız ak olacak'' dedi.
Şuayip Özcan, Erciyes Üniversitesi Sabancı Kültür Sitesi'ndeki ''Türkiye'de Sendikalaşma'' konulu konferansta, eğitimcilerin yemesi, içmesi, giyinmesi ve davranışlarıyla örnek olması gereken insanlar olduklarını söyledi.

Atatürk'ün bir öğretmene 23 altın maaş verdiğini ifade eden Özcan, şunları kaydetti:
''O dönemde bu kadar değer verilen eğitim çalışanını, bugün ayaklar altına alarak paspas niyetine kullanmanın hiçbir anlam ve manası yoktur. Yine şöyle bir geçmişe dönülüp bakıldığı zaman öğretmenini döven, bıçaklayan, gaspeden öğrenciler yoktu. Bağımlılık 8 yaşına inmemişti. Tacizler alabildiğine çoğalmamıştı. İnsanlar sokakta rahatça geziyor, birbirinin hatırını soruyordu. Bugün sokağa çıkamaz hale geldik.''

Özcan, terörün cahillikten doğduğunu belirterek, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin cahil kalması için burada görev yapan öğretmenlerin şehit edildiğini savundu.
Niyetlerinin kavga etmek, birilerini karalamak olmadığını dile getiren Özcan, şunları anlattı:

''Bizim amacımız, herkesi kucaklayarak, 21. yüzyılın lider ülkesi Türkiye'yi oluşturmak için, herşeyin eğitimden geçtiği şuuruyla hareket ederek, bize teslim edilen insanları, bu hamuru yoğurmak için kurulmuştur. Biz insan imal ediyoruz, düzenliyoruz, şekillendiriyoruz. 'Bu bozuk çıkmış atın yenisini üretin' deme şansınız yok.
Onun için bizim, bu insanları gelişen teknolojinin ışığı doğrultusunda, üstün özelliklerle bezenmiş biçimde yetiştirmek sorumluluğumuz var. Bunu yapabilmek için kafamızda problem olmayacak, karnımız tok, sırtımız pek, alnımız ak olacak. Biz görevimizi ikinci adres olarak değil, asli unsur olarak görmek istiyoruz.'' diyerek sözlerini tamamladı.
 
Programda konuşan Türk Dünyası Araştırmalar Vakfı Başkanı Prof.Dr. Turhan Yazgan,  bir ulusun insan gücünü 3 grup insan tipinin temsil ettiğini söyledi.

Birinci gruptakilerin ''hak yok, görev var'' diyenlerden oluştuğuna işaret eden Yazgan, şöyle devam etti: ''Bunlar, idealistlerdir, fedakardırlar, devlet için, vatan için, bayrak için canlarını verirler ve hiçbir menfaat de gözetmezler. İkinci grup bunların tam zıddıdır. Bunlar da 'Hak var, görev yok' derler. Bunlar soyguncudurlar, hırsızdırlar, uğursuzdurlar, namussuzdurlar, şerefsizdirler, haysiyetsizdirler, hortumcudurlar. Bunlar için hiçbir değer yoktur. Ne din, ne ahlak. Devleti de dini de sömürürler.
Bunların arasında bir üçüncü gurup vardır. 'Hak var, görev var' derler. 'Vazifenin karşılığı hak, hakkın karşılığı vazifedir' derler. İşini yapar, vazifesini yapar hakkını alır. Hakkını alamasa da kanunlar çerçevesinde namuslu insanlar olarak, örf ve adetlere göre mücadele eder, hakkını alır, almaya çalışır.
Eğer ülkeye birinci gurup hakimse, bu geniş gurup ona tabi olur ve o ülke kalkınır. Ordusu güçlenir, halkı faziletli, ahlaklı olur. Eğer üçüncü grup, hırsız, uğursuz dediğimiz ikinci gurubun hakimiyeti altına girerse, devlet zayıflar, millet fakirleşir, ahlak çöker ve anarşi, kargaşa başlar, haklı haksız ayırt edilemez olur ve namussuzlar cirit atar.''

Yazgan, bugün öğretmenlerin bu soyguncu gruba karşı idealist, namuslu, onurlu ve özverili insan yetiştirme görevi üstlendiklerini ifade ederek, Atatürk'ün döneminde bu konuya son derece önem verildiğini anlattı.

Atatürk döneminde öğretmenlerin muhtaç olmayan, sevilen ve sayılan insanlar olduklarını kaydeden Yazgan, şöyle devam etti:

''İnsan beyninin hafıza kısmını değil, yaratıcı kısmını geliştirmek gerekir. Yaratıcı kısmını geliştirirken de insanları düşünen arayan, soran, bulan ve çözen insanlar haline getirmek gerekir. Fakat arayan, bulan, çözen ve soran insan da yeterli değildir.
Eğer insan ahlaklı değilse, devletine ve milletine bağlı değilse, bayrağına saygılı değilse, dış güçler tarafından kullanılır, eğer bunlara tamah eden alçaklar varsa, alçaklar çoğunluktaysa. Onun için öğretmenin asıl vazifesi, ahlaklı, faziletli, namuslu, şerefli ve haysiyetli insan yetiştirmektir. Artık okulların görevi de budur.''

Yazgan, öğretmenin görevinin bilgiyi araç kılarak düşünen insanı, erdemli insanı yetiştirmek olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bir ülkenin kalkınması, refaha ulaşması, ordusunun güçlenmesi, devletinin sözünün dinlenir olması, soyulmaması, sömürülmemesi ve daha da önemlisi horlanmaması buna bağlıdır. Onun için Atatürk 'Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır' demiştir.
Öğretmenlerimizi namerde muhtaç olmaktan kurtarmadıkça, faziletli evlatlar yetiştirmekten başka birşey düşünmesine gerek olmayan öğretmenler haline getirmedikçe, bu vatanı kurtaramazsınız, bu devleti yüceltemezsiniz, bu kargaşayı önleyemezsiniz. Refah da yükselmez, iktisadi kalkınma da olmaz, Türk dünyası, Türk birliği de hayalde kalır. Soyulmaya sövülmeye devam edersiniz.''
Program kapsamında konuşan Türk Eğitim-Sen Erciyes Üniversitesi Temsilcisi Bayram Durbilmez de yapılan faaliyetler hakkında bilgiler vererek, Üniversitelerdeki Bilim dilinin Türkçe olması gerektiğini söyledi.Ardından Kürsüye gelen Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Şuayip Özcan öğretmenlerin toplumu bilinçlendirebilmesi için geçim kaygısı içinde olmaması gerektiğini söyledi.Özcan,ayrıca YÖK’e yüklendiği konuşmasında ülkedeki bütün üniversitelerin sorunlarının olduğunu belirterek,“Hükümet ve YÖK birbirine girdi,birbirlerine babayiğitlik taslıyorlar” dedi.
 
Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü Müdürü ve KÖKSAV Sosyal Ve Stratejik Araştırmalar Vakfı Başkanı Prof. Dr. Cihat Özönder'de yaptığı konuşmada Türkiye'de üniversiteler ve sendikalaşma gayeleri hakkında bilgi verdi.