VEDAT BİLGİN'DEN TES ÜNİVERSİTE SEMPOZYUMU

Türk Eğitim Sen 16-18 Nisan 2010 tarihinde Ankara'da Üniversite Sempozyumu düzenlemiş ve sempozyuma bir çok üniversiteden akademik ve idari personel katılmıştı. Habertürk Gazetesi köşe yazarı Vedat BİLGİN köşe yazısında Türk Eğitim Sen'in üniversite sempozyumunu ve üniversitelerimizin problemlerini yazdı.

Bilim ve üniversite sorunu

19 Nisan 2010 Pazartesi, 14:17:35

Türkiye’de gündelik tartışma konularının ülkenin temel meselelerini ihmal eden polemikler çerçevesinde kaldığını sıkça şikâyet ederiz. Temel problemlerin tartışılmamasının, bir anlamda bu problemlere dönük siyaset üretme yeteneğinden yoksun bir anlayıştan kaynaklandığı da söylenebilir.

Türk Eğitim Sen 16-18 Nisan tarihleri arasında Ankara’da bir bilim ve üniversite sorunları sempozyumu düzenledi. Ülkenin en büyük eğitim çalışanları sendikasının bu konuya hassasiyet göstermesi önemlidir. Fakat çeşitli oturumlarında ele alınan ülkenin eğitim sorunlarının tartışıldığı bu sempozyumda Ankara’da bulunan YÖK’ten herhangi bir katılımcının yer almaması düşündürücüdür.

Bilim ve Gelişme

Türkiye’nin sorunları tartışılırken ekonomik ve toplumsal geri kalmışlığımızın nedenleri üzerinde çokça durulur. Bir toplumun sorunlarını aşarak ilerlemesi, şüphesiz birçok faktöre bağlıdır. Bunlar içerisinde bilimsel bilginin üretilmesi, bilimsel zihniyetin yaygınlaşması çok ayrı bir yere sahiptir.

Çok iyi bilindiği üzere batıda bilimsel düşüncenin gelişmesi öncelikle bilim anlayışının skolastik zihniyeti tasfiye etmesiyle mümkün olmuştur. Badlamyuscu evren anlayışında Kopernik devrimine geçiş Aristotalesci mantıktan bilimsel mantığa geçiş, Francis Bacon’ın metodolojik düşüncesinin gelişmesi bilimin gelişmesinde önemli aşamalar olduğu gibi batıda ki büyük değişimde yapı taşlarıdır.

Batı düşüncesi bu büyük dönüşümü yaşarken rahmetli Prof. Dr. Sabri Ulgener’in deyimiyle bizim dünyamızda ortaya çıkan “ortaçağlaşma” ciddi bir zihniyet geriliğine yol açmıştır. Bir anlamda batı orta çağdan çıkarken bizim uygarlık çağımızda tersine bir gidiş vardır.

Bugün geldiğimiz noktada Türkiye’nin yaklaşık yüz yıllık bir dönemde bilhassa üniversite eğitimini, Türkiye’deki bilim sorununu, bilim düşüncesinin gelişmesini önündeki engellerin tartışıldığını söyleyebiliriz. Bu sorunun en azından teorik düzeyde nasıl aşılacağına dair birçok çalışmanın yapıldığı da bilinmektedir. Bütün bunlara rağmen sorunun içinden çıkılamadığı ortadadır. Bugün dünyanın beş yüz büyük üniversitesi içerisinde hala birkaç Türk üniversitesinin adı geçmiyorsa, ülkemiz tabiat bilimlerinden sosyal bilimlere kadar çeşitli alanlarda bilime katkı yapacak bilimsel bilgi üretiminin uzağında bulunuyorsa sorun önemini korumakta ve henüz ortaya konulmamış boyutları bulunmaktadır.

Üniversitenin Yeri

Bundan yirmi yıl önce Çin’in, Hindistan’ın ya da Birleşik Arap Emirlikleri’nin üniversitelerinin yakın bir gelecekte dünyanın sayılı üniversiteleri arasında yer alacağını iddia edecek olanlar olsaydı kim inanırdı? Bugün böyle bir tabloyla karşı karşıya bulunmak demek, bir ülkenin bilimsel gelişme hedefleri olmadan, başarıya ulaşmasının zor olması demektir.

Türkiye’de üniversite sorunu uzun yıllar YÖK etrafında tartışmıştır. Üniversitenin özgür düşünce, bilimsel yöntem, bilimsel bilgi ve teori üretme zemini olduğu bir tarafa bırakılarak  “bir idari” mesele olarak ele alınması bile ,başlı başına bir yanlışı göstermektedir. Bilim ve bilimsel zihniyetin gelişmesini idari bir sorun olarak gören anlayış bürokratize olmuş bir zihniyet durumunu yansıtır.

Ülkemiz üniversite ve bilim sorununu nerdeyse her kasabaya üniversite adı altında bir “okul “açarak çözmeye çalışmaktadır. Meseleyi bürokratik perspektife hapseden bu yaklaşım aslında sadece ülkenin kaynaklarını verimsiz kullanımına neden olmakla kalmayıp üniversite çağına gelmiş nesillerin gençliğini çalmaktadır.

Türkiye’nin bilimsel gelişmesi için dünyanın gelişmiş üniversiteleri standardında üniversitelere sahip olma hedefi olmalıdır. Bu hedefe ulaşmış üniversitelerin kurucu üniversite rolünü üstlendiği bir modelde yeni üniversitelerin kurulması, bunların bütün anadoluya yayılacak şekilde planlanması ülkemizin bilimsel bilgi üretebilir hale gelmesinin yolunu açacaktır.

vbilgin@haberturk.com