BÖLÜCÜLÜKTE YARIŞ MI VAR DEDİK, CEVAP GELDİ.

Şimdi de KESK`e bağlı Eğitim-Sen in kapatılma davasına konu olan tüzüklerininin 2. maddesinin (b) şıkkına bakalım.
Madde 2) Eğitim-Sen;
b)...........eğitim görmesini, bireylerin anadillerinde öğrenim görmesini ve kültürlerini geliştirmesini savunur.
Eğitim-Sen tüzüğünde iddia ettiği şeyi kendisinin savunduğunu belirtirken, Eğitim Bir-Sen aynı şeyi devletten talep ediyor.

Acaba bölücülükte yarış mı var? Varsa kim birinci olur sizce?”

Bu haberimiz “Suçlu ayağa kalk” olarak algılanmış ki, Türklük Yerine Türkiyeliliği getirmeye çalışan hükümetin desteklediği malum sendika kendini belli etti. Tabandan gelen “Biz bölücülük yapan sendikaya üye olmayız” baskısı da paniklemeye sebep olmuş olmalı ki, aldıkları kararı, söyledikleri sözü, edep sınırlarını aşan, bozuk bir Türkçe ile inkar edip, durumu kurtarma telaşındalar.

Hatay da basın aracılığı ile yapılan açıklamada misyonerlik faaliyetlerini “dini özgürlük” olarak ilan eden malum sendikanın yöneticisi, ana dilinin ne olduğunu bilmediğimiz şahıs bakın ne diyor;

““bölücülükte yarışıyorlar” diyor ve sonrasında da bağnaz siyasal duruşlarının kilitlediği kafalarına göre, bizim olduğunu iddia ettikleri metinlerden alıntılar yapmakta ve bunları yine alıntı yaptıkları Eğitim-Sen tüzüğüyle karşılaştırarak “bunların ikisi de aynı” yargısına varmaktalar. Bu yargı ancak yukarıda da ifade ettiğimiz gibi anlama özürlü olmakla anlamlandırılabilir.
…..
“Anadilde eğitim” ifadesiyle, “anadil eğitimi” ifadesini aynı saymak, her halde Türkçe’den nasip almamak olarak ifade edilebilir.
…..
“anadil eğitimi” ise, bir dilin öğretilmesi manasına gelir ki, bundan rahatsızlık duymak, bunu polemik konusu yapmak ancak, bulanık suda balık tutma hevesinde olan kişilerin kendi düşünce ufuklarının sınırlarında bir uğraş olur.”

İnkara bakın;
“bizim olduğunu iddia ettikleri metinlerden alıntılar yapmakta” Bu metin kendilerinin değilmiş de, biz kendilerinin olduğunu iddia ediyormuşuz güya. Yani sizin altına imza koyduğunuz değil mi bu 13. madde. Bunu siz yayınlamadınız mı? Basında bu şekilde yer almadı mı? Dergilerinizde, sitenizde aynen yok mu? Bunun inkarı ancak zihin ve ahlak özrüyle anlamlandırılmaz mı? Sizin değilse bu metin, biz size iftira atıyoruz demektir. İftiraya uğramış namuslu, şerefli ve dürüst insanlar gereğini yaparlar. Peki siz niye yapamıyorsunuz?

Aldatmaca devam ediyor;
“Anadilde eğitim” ile “Anadil eğitimi” ni kendince geveleyerek anlatmaya çalışıyor ve asıl konu ört-bas edilmeye kalkılıyor. Oysa yazıya konu olan altına imza attıkları deklarasyonlarının yukarıdaki 13. maddesinde “Türkiye’de konuşulan etnik diller” var sadece. Yani Türkçe haricindeki diller. Deklarasyonun hiçbir yerinde Türkçe’nin korunup geliştirilmesi yok. Türkçeyi koruyup geliştirmek yerine “etnik dillerin” korunup geliştirilmesi için aldıkları bir karar var ortada. Bu ülkeyi bölmeye çalışan diğer unsurlar da yıllardır aynı teraneyi dile getirmiyorlar mı? Bundan rahatsızlık duymak, karşı çıkmak, ifşa etmek, bulanık suda balık avlamak değil, milletimizin aklını bulandıran art niyetlileri deşifre etmektir.

Ana dilinin ne olduğunu bilmediğimiz şahıs; “anadil eğitimi” nin bir dilin öğretimi manasına geldiğini ve bundan rahatsızlık duymamak gerektiğini iddia ediyor. Bütün eğitimcileri aptal yerine koyuyor, ne denildiğini anlamaz zannediyor kendince. Oysa herkes aynada kendisini görür. Anadilden kasıt Türkçe ise, okullarda öğretimi yapılıyor zaten ve kimsenin bir rahatsızlık duyduğu yok. O halde burada “anadil” den kasıtla etnik dillerin öğretiminden bahsediliyor. Mesela okullarda Kürtçe öğretimi yapılmalıdır demeye getiriliyor. Yıllardır PKK da aynı şeyleri söylüyor, şu tesadüfe bakın. Ne kadar masum! Değil mi?

Şimdi yine soruyoruz;
Bölücülükte yarış mı var? Varsa kim birinci olur?

Şunu kimse aklından çıkartmasın;
Türkçenin korunup geliştirilmesi, bizim üzerinde önemle durduğumuz meselemizdir. Tıpkı Türk Bayrağı konusundaki hassasiyetimiz gibi, Tıpkı Türkiye’nin ve Türk milletinin bölünmez bir bütün olduğunun savunulması gibi, Bazı bölücü mihrakların, aydın geçinen kapkaranlık adamların, bölücülüğü körükleyen dışarıdan destekli hainlerin, besleme sendikaların bütün gayretleri dilimizi, dinimizi, vatanımızı, milletimizi bölmeye yetmeyecektir. Türk Eğitim-Sen bunların korkulu rüyasıdır ve öyle olmaya devam edeceğiz.
Aşağıdaki şiir bizim gibi düşünenlerin hislerine tercüman olmaktadır.

BAYRAKSIZLAR, BAYRAK SIZLAR,
YERE DÜŞSE BAYRAK SIZLAR,
NERDEN BİLSİN KIYMETİNİ
SOYSUZ SOPSUZ BAYRAKSIZLAR…

NE OLURDU YAZMASAYDIM
BEN BU KARA YAZIYI,
BİLMESEYDİ NAMERT SOYSUZ
İÇİMDEKİ SIZIYI…
Aşık Sefai