“BİZİM SENDİKAYA ÜYE OLMAZSANIZ…” ALÇAKLIĞI !

Bilindiği gibi kamuda görev yapan tüm kamu görevlileri 4688 sayılı yasa kapsamında sendikalı olma hakkına sahiptir. Kamu çalışanlarının bu hakkını kullanması yasa ile güvence altına alınmıştır.

4688 sayılı yasa ile güvence altına alınan sendikalı olma hakkı, bu hakkın kullanımı sırasında çeşitli engellemelerle karşılaşmakta, kamu çalışanlarının bu hakkı kullanması baskılarla yönlendirilmektedir. Yani insanların hür iradeleriyle sendikalarını tercih etme hakları ellerinden alınmakta ve gönlündeki sendikaya değil de baskılarla yönlendirildikleri sözde sendikalara üye olmaya zorlanmaktadırlar. Bu durum gerçek sendikal tercihlerin ortaya çıkmasına engel olmakta, sendikacılık adına hiçbir gayret göstermeyen bazı yapıların-hak etmedikleri halde-öne çıkmalarına ,hak etmedikleri yetkileri kullanmalarına yol açmaktadır. İşveren konumundaki siyasi iradenin değirmenine su taşımayı asli görevi bilen yapıların kamu çalışanlarını toplu sözleşme masasında temsil etmesi gibi garabet manzaralar ortaya çıkarmaktadır.

Bir sözde sendikanın varlığını borçlu olduğu siyasi yapının karşısında çalışanların hakkını arayıp koruyamayacağı ayan beyan ortada iken hala kamu çalışanları adına toplu sözleşme masasına oturarak kamu çalışanları aleyhine çeşitli hükümlerin altına imza atabilmesi üzüntü vericidir.

Kurumlarda sendikal faaliyetler yapılırken normal olarak sendikaların yaptıkları faaliyetleri anlatarak yeni üyeler yapması gerekirken ve pek çok sendika da böyle yaparken ,siyasi iktidarın besleme tosuncukları ve onların yandaşı bir kısım yöneticiler, öğretmenler odasına bile girmeden, yönetici odalarında, o yöneticilerin katkı ve desteği ile üye yapmaktadırlar. Bu üye yapma faaliyeti bazen ”bize üye olursanız yöneticiliğiniz devam eder”, “bize üye olursanız şunu yaparız “ şeklinde vaatlerle olmakta, çoğu zaman da “eğer bize üye olmazsanız tayininiz çıkmaz” ya da stajyer öğretmenlere “bize üye olmazsanız stajyerlik mülakatını kazanamazsınız, stajyerliğiniz kalkmaz” şeklinde  alçakça korkutmalarla yapılmaktadır. Daha meslek hayatının başında bulunan bir eğitimciyi baskı ile üye yapmak, inanmadığı bir camianın parçası haline getirmek, ezerek, iradesini baskılayarak meslek hayatına girişine neden olmaktan daha büyük bir alçaklık, daha büyük bir şerefsizlik olabilir mi? Bunu yaparak üye kaydeden yapılara sendika, bu adamlara da sendikacı denebilir mi? Elbette denemez. Hatta insan da, adam da denemez. Biz böyle bir sendikacılık anlayışını Türk Eğitin Sen olarak reddediyor ve ayaklarımızın altına alıyoruz.

Bu tür sendikacılık faaliyetleri ve sendikaya üye yapma yöntemlerinin hepsi, hem yasalarımızda, hem de taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerde suç olarak tanımlanmıştır.

Sendikalar, demokratik toplumun olmazsa olmaz koşulu olan sivil toplum kuruluşları olup, aynı zamanda muhalefet ve baskı unsurudur. Sendikalar yetkilerini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinden ve onunla bağlantılı İLO sözleşmelerinden almaktadırlar. Bu husus Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. ve 11. maddelerinde açıkça yer almaktadır. 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu ve 2821 Sayılı Sendikalar Kanunu, 87 Nolu Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin İLO Sözleşmesi, 151 Nolu Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunması Ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin İLO Sözleşmesi, 2003/37 ve 2005/14 Sayılı Başbakanlık Genelgesi ile yargı kararları ile de bu ilke sabittir.

87 Nolu Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin İLO Sözleşmesinin 3. maddesi “Çalışanların ve işverenlerin örgütleri tüzük ve iç yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek, yönetim ve etkinliklerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına sahiptirler.

Kamu makamları bu hakkı sınırlayacak veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmalıdırlar.”

4. maddesi “Çalışanların ve işverenlerin örgütleri yönetsel yoldan feshedilme veya faaliyetten menedilmeye tabi tutulamazlar.

Kamu makamları bu hakkı sınırlayacak veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmalıdırlar.”

 8. maddesi “Yasalar, bu sözleşme ile öngörülen güvencelere zarar verecek şekilde uygulanamaz.” Hükümlerini içermektedir.

151 Nolu Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunması ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin İLO Sözleşmesinin 4. maddesi “Kamu görevlileri, çalıştırılmaları konusunda sendikalaşma özgürlüğüne halel getirecek her türlü ayrımcılığa karşı yeterli korumadan yararlanacaklardır.

Böyle bir koruma, özellikle aşağıdaki amaçlara yönelik tasarruflara karşı uygulanacaktır:

Kamu görevlilerinin çalıştırılmalarını, bir kamu görevlileri örgütüne katılmama veya üyelikten ayrılma koşuluna bağlamak,

Bir kamu görevlisini, bir kamu görevlileri örgütüne üyeliği veya böyle bir örgütün normal faaliyetlerine katılması nedenleriyle işten çıkarmak veya ona zarar vermek.”

 5. maddesi “Kamu görevlileri örgütleri, kamu makamlarından tamamen bağımsız olacaklardır.

Kamu görevlileri örgütleri kuruluş, işleyiş veya yönetimlerinde kamu makamlarının her türlü müdahalesine karşı yeterli korumadan yararlanacaklardır.

Bir kamu makamının tahakkümü altında kamu görevlileri örgütlerinin kuruluşunu geliştirmeye veya kamu görevlileri örgütlerini bir kamu makamının kontrolü altında tutmak amacıyla mali veya diğer biçimlerde desteklemeye yönelik önlemler bu madde bakımından müdahaleci faaliyetler olarak kabul edilecektir.” Hükümlerini içermektedir.

Hukuk sistemimizde “sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi”, cezai anlamda bir suç olarak kabul edilmekte olup, Türk Ceza Kanunu’nun “Hürriyete karşı İşlenen Suçlar” başlıklı 7. Bölümünde yer alan 118. Maddesinde düzenlenmiştir.

Türk Ceza Kanunu’nun “Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi” başlıklı;

Madde 118- (1) “Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” şeklinde düzenlenmiştir.

Açıkça suç işleyen sözde(!) sendikacılar ve onların yandaşı yöneticiler bilmelidirler ki yaptıkları insanlık dışı, etik dışı ve yasa dışı bu işler için hesap vereceklerdir. Yaptıkları hiçbir suç yanlarına kalmayacak ve Türk Eğitim Sen tarafından hesabı sorulacaktır.

Bu insanlık dışı baskı yöntemlerine boyun eğmeyip ,dik ve onurlu durmayı tercih eden “Yezit ile su içmektense Hüseyin’le ölmek güzeldir” anlayışındaki tüm cesur yüreklere selam olsun.