SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLİK VE MÜLAKATLA SEÇİM KABUL EDİLEMEZ…

     Milli Eğitim Bakanlığınca Sözleşmeli  Öğretmenlik Başvuru ve Atama duyurusu yayınlandı. MEB 15.000 sözleşmeli öğretmen alacak. Üstelikte KPSS puanının üç katı kadar adayın katılacağı bir mülakata tabi tutularak.

Hem sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına hem de mülakat uygulamasına hep karşı çıkmış bir sendika olarak MEB’in bu son mülakat yoluyla sözleşmeli öğretmen alımını doğru bulmadığımız gibi, pek çok sakıncayı da beraberinde getireceğini söyleyerek itiraz ettik. MEB’in yapacağı mülakatla öğretmen alımı  uygulaması, hangi gerekçeyle yapılırsa yapılsın doğru bir uygulama olmayacaktır. Kamu görevlisi alımında detaylı bir güvenlik soruşturması yapılarak, istenmeyen yapılarla ve terör örgütleriyle bağlantısı tespit edileceklerin ayıklanması yerine torpilin ön plana çıkacağı bir mülakatı tercih etmek son derece yanlıştır.

Mülakat, denetimi neredeyse imkânsız olan ve uygulamada birçok haksızlığı beraberinde getiren objektiflikten en uzak sınav şeklidir. Denetimi zor olan ve tamamen kişiye özel uygulamalar yapılan mülakat uygulamasının  ne denli objektiflikten uzak olduğu, yıllardır mülakatların  iptali için açılan bireysel ve genel davaların  sonuçlarından açıkça anlaşılmaktadır. Mülakat uygulaması somut bir değerlendirme olmadığı gibi somut kriterlere  dayandırılması neredeyse imkânsız, hem de her türlü adam kayırmacılığa açıktır. Soyut değerlendirmeye son derece elverişli olan mülakatlarda  idareye sınırsız bir takdir yetkisi tanınmaktadır. Bu, kabul edilemez. Okul Müdürlüğü ve şube müdürlüğü mülakatlarında  yaşanan ve kamuoyuna yansıyan adam kayırmacılık ve torpil uygulamaları mülakatın ne kadar haksız bir uygulama olabileceğini de net olarak göstermiştir. Muğla Milas’ta yaşanan mülakat komisyonuna önceden liste verme ve Muğla Seydikemer’ de kaza ile whatsapp ta paylaşılan torpil listeleri mülakatın nasıl uygulandığının   açık örnekleri olarak kamuoyuna yansımıştır. Yine aday öğretmenlerin adaylık süreci içinde tabi tutuldukları mülakat uygulamasının birtakım sendikalar tarafından nasıl baskı aracı olarak kullanılabildiği de yaşanan ve bilinen bir gerçektir.

Hal böyle iken hala mülakat konusunda ısrarcı davranmak, bu tür yeni haksızlıklara kapı açmak demektir.

Türk Eğitim Sen olarak Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına da karşıyız. Sözleşmeli istihdam modelinin iş güvencesinden yoksun bir istihdam şekli olduğunu ,bu uygulama yerine tek istihdam şekli olarak tüm kamuda kadrolu istihdam şekli olması gerektiğini düşünüyoruz. MEB, geçmişte sözleşmeli öğretmenlik uygulaması yaptı. Sözleşmeli öğretmenlik uygulaması ile hiçbir mazeret kabul etmeden öğretmeni atadığı yerde çakılı tutmayı hedefleyen MEB,  bununla öğretmen istihdamında zorluk çekilen yerlerdeki problemi çözmeyi düşünüyorsa da doğru çözüm bu değildir. Öğretmen istihdamında zorluk yaşanan yerler için Türk Eğitim Sen olarak ekonomik teşvik politikasının uygulanması teklifimiz vardır. Geçmişte de uygulanan ve olumlu sonuçlar veren ekonomik teşvik politikası yerine, denenmiş ve hiçbir fayda getirmemiş bir sistemde ısrar etmek MEB’e yakışmamakta ve eğitim camiasında huzursuzluklara yol açmaktadır. Geleceği amirinin iki dudağı arasında olan, sendikal haklar da dahil olmak üzere en temel haklarını bile özgürce kullanamayan öğretmenlerle eğitimin bir yere varamayacağı artık görülmelidir. Yanlış bir uygulamadan dönmek erdem olduğu gibi yanlışta ısrar da yararsız ve eğitimimiz açısından kayıp demektir.

Türk Eğitim Sen, karşı olduğunu açıkça ifade ettiği sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına ve mülakatla öğretmen alımına karşı hukuki haklarını kullanmış ve 04.08.2016 tarihi itibarıyla, yürütmenin de durdurulması talepli olarak Danıştay nezdinde dava açmıştır. Kamudaki istihdam şeklinin tamamının kadrolu olması ve adam kayırmanın, torpilin son bulması için mücadelemiz devam edecektir.