YENİ YÖNETMELİK VE GELECEĞE TAŞINAN PROBLEMLER-2

Yayınlanması ile eğitim camiasında büyük yankı ve aynı zamanda büyük hayal kırıklıkları yaratan MEB Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğini incelemeye devam ediyoruz.


Yönetmeliğin belki de  en sıkıntılı maddesi olan il dışı  tayin isteyebilmek için o ilde en az 3 yıl çalışma şartı getiren maddeye geçici de olsa MEB’den yapılan basın açıklamasıyla çözüm getirilmesi görünüşte sıkıntıyı halletmiş gibi görünse de  zorunlu hizmet bölgelerinde çalışan ve yıllarca memleketinden uzakta görev yapan arkadaşlarımızın dertlerine deva olmamıştır.Çünkü MEB bu seferde illerdeki boş öğretmen kontenjanlarını il içi,il dışı diye ayırmak suretiyle hem yönetmelikteki il içi ve il dışı tayinlerin birlikte yapılması mantığına uygun davranmamış hem de büyük ümitlerle il dışı tayin talebinde bulunan eğitimcilerin önüne set çekmiştir.MEB herhalde il içi ve il dışı tayinleri birlikte yapmaktan bu tayinleri eş zamanlı yapmayı anlamaktadır.Oysa yıllarca il içi ve il dışı tayinler birlikte yapılsın diyen ve bu talebi ısrarla dillendiren eğitimcilerin ve sendikaların isteği bu değildi.Peki neydi bizlerin talebi ?  İl içi ve il dışı tayinler zamanlama olarak birlikte yapılsın ama aynı zamanda da ildeki tüm öğretmen ihtiyacı her iki gruba da açık gösterilsin.Böylece ister il içinde ister il dışından olsun tayin isteyecek eğitimciler puan üstünlüklerine göre yarışsınlar,böylece puan üstünlüğüne dayanan bir sistem oluşturulsun.Böylece daha önceden olduğu gibi en merkezi okullara düşük puanlarla atananlar varken  yüksek puanlı eğitimcilerin sırf il dışından geldikleri için köy ve kasabalarda çalıştırılması garabetinden vazgeçilsin.Ancak Bakanlık bu yönetmelikteki uygulama ile de bu amacı gerçekleştirememiş,yine kontenjan sınırlaması sebebiyle  yüksek puanlı arkadaşların il dışı tayin talebi karşılanamazken daha düşük puanlarla il içi yer değişiklikleri gerçekleşmiştir.MEB’in bu uygulamayı yaparken adaletsizliklerin oluşmasını istemediğini de tabii ki biliyoruz ama ortaya çıkan sonuç maalesef budur.


 Yine bu yönetmelikte ısrarla istememize rağmen il içi sıralar eksik bırakılmış ve yanlış hesap Bağdat’tan döner atasözünde olduğu gibi çok kısa zamanda yanlış gelen tepkilerle fark edilerek il içi sıra tayinleri için yeni bir hak daha verilmiş ve sıra listelerinin yeniden oluşturulacağı açıklanmıştır.MEB keşke zamanında teklifimizi değerlendirerek sıraların oluşturulması uygulamasını yönetmeliğin bir parçası haline getirseydi.Çünkü yönetmelikte yer almadıkça senelik lokal çözümler bulunarak sorunlardan kurtulmak mümkün değildir.
Yine Bakanlık yönetmeliğin hazırlanmasında ve içeriğinde yok saydığı sözleşmeli öğretmenlerin eş durumu ve sağlık özrü gibi yer değişikliklerinde yine kontenjan uygulaması yaparak bu özürlere sahip olan bir kısım sözleşmeli öğretmene’’ siz yer değiştirmeyin her ne kadar mazeretiniz varsa da bu yetmiyor bir de puan üstünlüğüne sahip olmanız gerekir’’ demiştir.Bu şekilde sınırlamalar özür grubu tayinlerinin mantığına terstir ve mazeretini belgelendirerek tayin isteyen insanlara engel çıkarmak iyi niyetle bağdaşacak bir tutum değildir.MEB’in bu noktada yapması  gereken en doğru şey bizim de yıllardır dillendirdiğimiz,kadrolu ve sözleşmeli ayrımı yapmadan tüm özür gruplarında ‘’İL EMRİ’’ uygulamasını da getirecek bir şekilde yönetmelikte değişiklik yapmaktır.Bu tip sorunların başkaca bir çözümü yoktur.MEB artık çalışanları ve onların temsilcisi olan sendikalarıyla  barışmalıdır.

Yönetmeliğin yayınlanmasından sonra ortaya çıkan diğer önemli bir sorun ise görevlendirme olarak çalışılan sürenin il içi ve il dışı tayin isteyebilmek için geçirilmesi gereken sürenin hesabında dikkate alınmamasıdır.Tamamen torpile dayalı görevlendirmeler
Burada amaçlanmışsa bile uygulamada herkesi mağdur eden bir sonuç ortaya çıkarmıştır.Özellikle terör nedeniyle geçici olarak kapatılan okulların daha güvenlikli bir yerde görevlendirilen öğretmenleri ya da kendi insiyatifi dışında yapılan görevlendirmeleri ve yeni yönetmelik çıkınca böyle bir mağduriyet yaşayacaklarını bilmeden formatör olarak görevlendirilen öğretmenleri torpilli görevlendirmelerle aynı kategoriye koyup mağdur etmek insaf ve vicdanla bağdaşmamaktadır.

Yönetmelikle ilgili son ve genel değerlendirmemiz şudur.Bu yönetmelik atama ve yer değiştirme sorunlarına çözüm getirecek bir yönetmelik değildir.Nedeni de hazırlanışı aşamasında tüm sendikalardan görüş ve rapor alınmasına rağmen bunlar dikkate alınmadan hazırlanmış olmasıdır.Acilen revizyona ihtiyacı vardır.Zaten çeşitli hükümlerine neredeyse tüm sendikalar tarafından dava açılmış olması da bu yetersizliğin ve revizyon ihtiyacının göstergesidir.Bu yönetmelik hazırlanırken adeta öğretmenlerin’’ yer değiştirmemesi’’üzerine kurgulanmıştır.Temel mantık bu olunca da problemler çözülememiş ve bir çoğu geleceğe taşınmıştır.