ZORAKİ ALAN DEĞİŞİKLİĞİ ZULME DÖNÜŞÜRKEN….

        MEB geçtiğimiz aylarda belki tarihinde hiç görülmemiş çapta bir alan değişikliği uygulaması yaptı. O kadar geniş çaplı bir uygulama yapıldı ki; neredeyse isteyen her öğretmen alan değiştirebilme hakkına sahip kılındı. Neticede  on binlerce öğretmen arkadaşımız yapılan bu uygulamadan yararlanarak , çeşitli zorunlulukların da etkisiyle alan değiştirdi. Alan değişikliği önceki yıllarda da yapılan bir uygulamaydı. Ama önceki yıllarda yapılan alan değişikliği, sadece il içinde  mezuniyet alanı itibarıyla ihtiyaç duyulan alana öğretmen olarak atanabilecek olanlara verilen bir haktı. Bu kadar geniş çaplı bir uygulama hiç yapılmamıştı.

         MEB ve siyasi iktidar, geçtiğimiz yıl pek çok yanlış karar ve uygulamaya imza attı. Önceki yıllarda iller arası özür grubu yer değiştirme kılavuzları ile verilen “il  ve ilçe emri” uygulamasının bu yıl kaldırılması ve sadece özür grubundan yer değiştirmek isteyen personelin gitmek istediği ilde bulunan boş kontenjanlara yer değiştirme yapılabilmesi nedeniyle eş durumu ve diğer özürleri bulunan pek çok öğretmen yer değiştiremedi.  Yine bilindiği gibi 4+4+4 eğitim sistemine içinde bulunduğumuz öğretim yılında geçilmiş, yeni sistem çerçevesinde 5 yıllık ilkokul eğitimi 4 yıla indirildiği ve sendikamızın bu konudaki ısrarlı uyarıları dikkate alınmadan  bu değişiklik yapıldığı için on binlerce sınıf öğretmeni norm kadro fazlası duruma düştü. Anayasamız tarafından güvenceye alınan aile bütünlüğü, MEB’in “il ve ilçe emri” uygulamasını kaldırması nedeniyle paramparça olurken, hiçbir pedagojik ve reel temele dayanmayan ilkokul eğitiminin 4 yıla indirilmesi ile de Türk Eğitim Sen’in öngördüğü şekilde okulunda norm fazlası olan sınıf öğretmenleri  çaresizlik içerisinde bırakıldı . Hem aldığı yanlış kararlardan dönme ferasetini göstermeyen, hem de yaşanan sorunlarla yüzleşen MEB, alan değişikliği uygulamasını bir “can simidi” gibi gördü ve bu simide sarıldı. Yayınlanan alan değişikliği kılavuzunda; Talim ve Terbiye Kurulunun 07/07/2009 tarihli ve 80 sayılı Kararı ile 12/09/2012 tarihli ve 5110 sayılı mütalaası doğrultusunda 2012 yılına mahsus olmak üzere;

1-     Sınıf öğretmenleri ,a) Yüksek öğrenimleri diğer alanlara atanmaya kaynak teşkil edenler öğrenimlerine göre atanabilecekleri alana veya diplomalarında yazılı olan yan alana ya da öğretmen yetiştiren iki yıllık yükseköğretim kurumu mezunları lisans tamamladıkları alana,b) Zihin Engelliler Sınıfı Öğretmenliği alanına, bu alanda boş norm kadro bulunmaması halinde Teknoloji ve Tasarım alanına,

2-      Diğer alan öğretmenleri ise; a) Yüksek öğrenimleri diğer alanlara atanmaya kaynak teşkil edenler öğrenimlerine göre atanabilecekleri alana veya diplomalarında yazılı olan yan alana ya da aylık karşılığı okutabilecekleri dersin alanına ,b) Teknoloji ve Tasarım alanına, denilerek hemen hemen tüm öğretmenlere alan değişikliğine başvuru hakkı verildi.

Verilen bu hakla birlikte eşinin yanına gidemeyen , bulunduğu okulda norm fazlası olan ya da olma endişesi yaşayan , mezuniyet alanı dışında bir alanda çalışan, diplomasında yan alanı bulunan ve bunların dışında zihinsel engelliler sınıf öğretmenliği alanına veya teknoloji tasarım alanına geçmek isteyen tüm öğretmenler isteklerine bağlı olarak alan değişikliğine müracaat etti ve büyük çoğunluğu da alanını değiştirdi. Bu dönemde özür durumuna bağlı yer değiştirme döneminde açık ilan edilmeyen kadroların alan değişikliğinde ilana çıkarılması garabeti yaşanmış, öğretmenlere özrünün bulunduğu yere alan değiştirerek gitmenin dışında bir seçenek bırakılmamıştır. Alan değişikliği uygulamasını kendi yarattığı sorunların çözümü için bir araç olarak gören MEB , bu sayede eş durumu özründen eşinin yanına gidememiş öğretmenlerin  bir kısmının yerini değiştirdi. Yine sistem değişikliği nedeniyle norm fazlası konuma düşen sınıf öğretmenlerini yan alanlarına ya da yan alanları yoksa zihinsel engelliler sınıf öğretmenliği alanına veya teknoloji tasarım alanına alan değiştirterek kendince norm fazlası sınıf öğretmenleri  problemini çözmüş oldu . Bu durum kağıt üzerinde bir çözümmüş gibi görünse de aslında yeni problemlere kaynaklık ettiği de çok geçmeden ortaya çıktı. İnsanları önce zor duruma düşürüp daha sonra da bu zor durumdan faydalanarak yaptırılan bu değişiklikler neticesi alan değiştiren pek çok öğretmenimiz değiştirdikleri alanların zorluklarını yaşamaya başladılar. Çok başarılı öğretmenler olmalarına rağmen geçmek zorunda kaldıkları alanda bir öğretmen olarak yeteri kadar yararlı olamayacaklarına inanmaya başladılar.

Bilindiği gibi öğretmenlik her şeyden önce bir vicdan mesleğidir. Bu yüzden öğrencilere yararlı olduğuna inanmak son derece önemlidir. Zorunlu nedenlerle alan değiştirerek ,değiştirdiği alanda da  tüm gayretini ortaya koymasına rağmen öğrencilerine yeteri kadar yararlı olamadığını düşünen ve gittikçe de buna inanan öğretmenlerimizin eski alanlarına dönme imkanı sağlanması yaşanılan mağduriyetleri bir nebze de olsa giderecektir. Eğitimin en temel unsurlarından olan öğretmen eğer mutsuzsa ve geçtiği alanda yeteri kadar başarılı olamadığına inanıyorsa, MEB’e düşen “ne yapalım kardeşim değiştirmeseydiniz” tutumu sergilemek değil, öğretmeni en faydalı olacağı alanda istihdam etmektir. Aksine bir tavır ve tutum insanların kafasında MEB’in öğrencilerin en iyi nasıl yetiştirileceğini önemsemeyen, öğretmenin verimliliğini dikkate almayan bir kurum olduğu düşüncesini doğuracaktır. Türk Eğitim Sen olarak her gün onlarca telefon alıyoruz bu konuda. Geceleri uykularının kaçtığını ifade eden öğretmenlerimiz var. Mesleki özgüvenlerini kaybetme noktasına geldiklerini açıkça ifade eden arkadaşlarımız var. MEB, bu konuya daha fazla duyarsız kalmamalı ve bu arkadaşlarımızdan, isteyenlere, mutlaka geri dönüş hakkı vermelidir. Çünkü aklın yolu ve doğru olan budur…