YÖNETİCİ ATAMA ‘DA YENİ YÖNETMELİĞİ BEKLERKEN…

              Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde değişiklik yapma çalışmaları yürütüyor. Kamuoyunda yandaş atama yönetmeliği olarak bilinen ve bizim de “ucube yönetmelik” olarak nitelediğimiz 28.02.2013 tarihli yönetmeliğin uygulaması durduruldu. MEB İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü 17.06.1013 tarihli açıklaması ile ucube yönetmeliğin uygulanmamasını istedi. Uygulanabilirliği zaten şüpheli olan ucube yönetmeliğin  gündemden çıkarılması sevindiricidir. Ancak Bakanlığın ucube yönetmeliğin yerine nasıl bir yönetmelik koyacağı ve nasıl bir yönetmelikle yöneticilerin atama ve yer değiştirmelerini düzenleyeceği de son derece önemlidir.

         MEB,19.06.2013 günü bir Yönetici Atama Ve Yer Değiştirme Yönetmelik Taslağı yayınlayarak kamuoyunun ve sendikaların görüş ve değerlendirmelerine sundu. MEB, daha önce yaptığı gibi yine görüşleri almakla birlikte bildiğini mi okuyacak, yoksa kendisine iletilen makul ve mantıklı taleplere göre düzeltmeler mi yapacak ? Bunu bekleyip hep beraber göreceğiz.

         MEB’in taslağında müdür atamalarında sözlü sınav getirme ısrarının devam ettiğini ,üzülerek görüyoruz. Sözlü sınav ya da mülakat gibi uygulamalar her zaman suistimale ve adam kayırmaya açık uygulamalardır. Bu nedenle biz Türk Eğitim Sen olarak sözlü sınava karşı olduğumuzu her fırsatta ifade ediyoruz. Nitekim yargının sözlü sınavların objektiflikten uzak uygulamalar içerdiğine dair çok sayıda kararı da mevcuttur.

        MEB’in yeni taslağı müdür başyardımcılığını kadrolu atama, yer değiştirme ve sınav kapsamından çıkardığını görüyoruz. Müdür başyardımcılığı eğitim kurumu yönetim kademeleri arasında çok önemli bir yere sahiptir. Bu yönetim kademesini  keyfi görevlendirmelerle doldurulan ve yer değiştirmelerde sona eren bir anlayışla görmek kabul edilemez.

       Taslakta bulunduğu eğitim kurumunda ilk göreve başlama tarihi itibarıyla 6 yıllık çalışma süresini tamamlayan eğitim kurumu yöneticilerine zorunlu yer değişikliği(rotasyon) getiriliyor. Türk Eğitim Sen olarak rotasyonun her türüne karşı olduğumuz gibi, hizmet süresi hesabında da o kuruma ilk atama tarihinin esas alınmasını da son derece yanlış bulduğumuzu belirtmek istiyorum. MEB’in bu rotasyon aşkını anlamak gerçekten mümkün değil. MEB bürokrasisi zannediyor ki herkes zoraki yer değiştirirse pek çok problem halledilecek. Eğer böyle olsaydı birkaç yıldır yapılan zoraki yer değişiklikleri pek çok sorunu çözerdi. Ama hiçbir şeyin değişmediği görüldü. O zaman bu ısrar niye? Anlamak mümkün değil.

       MEB bünyesinde önemli bir sorun olan kurucu müdürlük görevlendirmeleri taslakta yine keyfi ve kayırmacılığa dayalı kullanımlara uygun bir şekilde teklif ediliyor. Halbuki kurucu müdürlük tecrübe ve yetkinlik isteyen bir görevlendirmedir. Mutlaka liyakat ve yöneticilik tecrübesi temelinde yapılacak duyuru ve başvuranların puan esasına göre değerlendirilmesini öngören bir sistem getirilmelidir. Üstelik keyfi olarak dağıtılan kurucu müdürlük için Ek-1 formunda 10 puan gibi yaklaşık 15 yıllık müdürlük puanına denk gelen puan öngörülmesi hakkaniyete uygun bir durum değildir. Bu puan diğer yönetim kademelerinin her yılına verilen puanlarla uyumlu olarak yeniden tespit edilmelidir.

        Taslağın temel bir eksikliği de eğitim kurumları arasındaki tip ve tür farklılıklarını yok kabul eden bir anlayışla hazırlanmış olmasıdır. Yani Bakanlığa göre tüm eğitim kurumları aynıdır. Bir köy ya da kasabada yer alan ve çok az öğrencisi ve öğretmeni bulunan bir okulla il ya da ilçe merkezinde binlerce öğrencisi ve yüzlerce öğretmeni bulunan okullar ve bunların yöneticileri aynı statüdedir. Bu anlayış özellikle eğitim kurumu yöneticilerinin yer değiştirmelerinde büyük mağduriyetleri beraberinde getirecektir. Bu mağduriyetlere mahal verilmemesi açısından kurum tipleri ile ilgili düzenlemenin mutlaka yönetmelikte yer alması gerekmektedir.

     Yönetmelik taslağında yönetici atamalarıyla ilgili olarak anacak öğretmen olarak atanabileceği eğitim kurumuna atanabilme şartı getirilmiştir. Bu yönetici olarak atanmayı sınırlayan ve daraltan bir hükümdür. Bunun yerine atanmak istediği eğitim kurumunda  maaş karşılığı gireceği dersi bulunmak yeterli bulunmalı ve yönetmelik bu şekilde düzenlenmelidir.

      Taslağın özellikle sendikacılık açısından kabul edilemez bir hükmü de 20/c maddesindeki “4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 18 inci maddesi kapsamında bir yıldan daha fazla süre ile aylıksız izin alanların yöneticilikleri, sona erer.” Hükmüdür. Sendika yöneticiliği ile eğitim kurumu yöneticiliği arasında tercihe zorlayan ve sendika yöneticisi ni eğer  4688 sayılı yasa gereğince aylıksız izne ayrılmışsa yöneticilik görevinin sona ermesi ile adeta cezalandıran bu hükmünde adil ve hakkaniyete uymadığını belirtmek isteriz.

      MEB, yönetmelik taslağında yöneticilerimiz açısından çok önemli olan yöneticilerin iller arası yer değişikliğine yer vermemiştir. Bu büyük bir eksikliktir. Yöneticilerimize mutlaka Bakanlıkça tespit edilecek bir takvim çerçevesinde iller arası yer değişikliği hakkı verilmeli ve bu durum keyfiliklere de fırsat vermeyecek şekilde net olarak yönetmelikte ifade edilmelidir.

    Yönetmeliğin çıkarılacağı bu günlerde, Türk Eğitim Sen olarak geniş bir şekilde düzenlediğimiz ve bakanlığa ilettiğimiz görüşlerimizin dikkate alınmasını istiyoruz. Bizim görüşlerimiz masa başı bürokrat görüşleri değildir. Doğrudan doğruya  eğitimin içinden gelen ve sıkıntıları bilen, tahmin eden insanların tecrübelerinden süzülen düşünce ve tekliflerdir. Dikkate alınması hem MEB’e hem de çalışanlara yarar sağlar. Eğer  MEB, ben yaptım oldu mantığı ile hareket ederse çalışanların gözünde itibar kaybetmeye ve çalışanları ile mahkemelik olmaya devam eder. Bakalım MEB hangisini tercih edecek…