SAYIN AVCI ! HALA ÜÇ MAYMUNU MU OYNAYACAKSINIZ?


Yaklaşık 11 yıldır devam eden AKP iktidarının pek çok başarısız olduğu alanın yanında şüphesiz ki en başarısız olduğu alan Milli Eğitim Bakanlığı’dır. Bir milyona yakın çalışanı ve on milyonlarca öğrencisi bulunan Bakanlık, AKP tarafından partiler üstü bir eğitim politikası ile yönetilmek yerine, sürekli değişen politikalarla ve asla değişmeyen kadrolaşma ve yandaş kayırma anlayışıyla yönetilmektedir. AKP iktidarı döneminde  tam beş kez Milli Eğitim Bakanı değişmiş, ama bu partizanca anlayış hiç değişmemiştir.   Nabi AVCI dönemine gelindiğinde de yaşanan sorunlar azalmak bir yana  katmerleşerek artmaya devam etmiştir. Akıl ve mantık süzgecinden geçirilmeden, tamamen siyasi hesaplarla alınan ve pedagojik gerekçelere dayanmayan 4+4+4 eğitim sistemi ile ilgili yanlış karar, bir sürü başka yanlışın da tetikleyicisi olmuş, on binlerce sınıf öğretmeni norm fazlası konuma düşürülmüş, sonra bunlar Bakanlık tarafından branş değişikliğine zorlanmış, zoraki yaptırılan branş değişikliklerinin bir bölümü Danıştay tarafından iptal edilmiştir.  Aldığı kararlar sonucu eğitimciler mağdur olurken, asıl sorumlu MEB, büyük bir pişkinlikle sorunlara kulak tıkamış ve mağduriyeti adeta seyretmiştir. 4+4+4 ‘ün getirdiği  okul dönüşümleri ve ilkokula başlama yaşının aşağıya çekilmesi nedeniyle öğrenciler ve veliler karmaşaya  itilmiş, yaşanan kaos sonucunda alınan kararlardan çark edilerek öğrencilere ve velilere deneme tahtası muamelesi yapılmıştır. AKP iktidarı döneminde MEB çalışanları mutsuz, huzursuz ve yarınından endişeli hale gelirken MEB’den eğitim hizmeti alan  milyonlarca öğrenci ve bunların aileleri adeta yok sayılmıştır. Aslında  eğitimi geri götürdüğü tartışılmaz olan AKP yönetimindeki MEB, Fatih Projesi gibi ayakları yere basmayan ve Türkiye gerçeklerinden uzak seçim yatırımları ile milletin gözünü boyamaya çalışarak hezimeti gizlemek istemiştir...

AKP iktidarı, en büyük partizanlık örneklerini de MEB’de vermiştir. İktidarları döneminde MEB’de yandaş sendikaları olduğu tüm kamu oyu tarafından bilinen bir sendikanın (Eğitim Bir Sen) üye sayısı, iktidarın da desteği ile yaklaşık %1200 artarak 250.000’lere ulaşmıştır. Eğitim hizmet kolundaki diğer sendika üyelerine her türlü gayrı ahlaki  baskı uygulanmış ve  bu sendikaların üyeleri çeşitli vaatlerle istifa ettirilmeye ve Eğitim Bir Sen’e üye olmaya zorlanmıştır. Atama ve yer değiştirmelerde, idareci olarak görevlendirmelerde, yönetici atamalarında ve çeşitli idari işlemlerde yandaş sendikanın üyeleri açıkça kollanmış,  başka sendika üyelerine açık haksızlıklar yapılmış ve bu çalışanların hakları gasp edilerek bir zulüm düzeni kurulmuştur.

Yandaş sendikanın üyelerini kollamanın ve  yandaş sendika üyesi olmayanlara yapılan haksızlık ve zulümlerin en son örneği geçtiğimiz günlerde yapılan ve halen de yapılmakta olan yönetici atamalarında yaşanmaktadır. Bu atamalarda açıkça kul hakkı yenilmekte, yönetici koltukları pek çok liyakatsiz yandaşa sırf yandaş olduğu için adeta ikram edilmektedir.

MEB, daha önce yönetici atamalarını  objektifliği herkes tarafından kabul edilen yazılı sınavla yapıyordu. Ancak Ömer DİNÇER döneminde değiştirilen 14.09.2011 tarihli Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname  ile yazılı sınava bir de sözlü sınav yani mülakat eklendi. Değiştirilen bu  teşkilat yasası paralelinde yönetmelik değişikliği de yapılarak okul ve kurum müdürlüğü atamalarında yazılı sınava ek olarak bir de mülakat getirildi. 4 Ağustos 2013’te Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren    Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumu Yöneticileri Atama Ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin yürürlüğe girmesinden sonra Valilikler, hemen yönetici atama duyurularını yapmaya başlamışlardır. Yönetmeliğe göre okul müdürü atamalarında yazılı sınav puanının %70’i,mülakat puanının %30’u ve Ek-1 değerlendirme formundaki puanların tamamı dikkate alınarak atamaya esas puan belirlenmektedir.

Yönetici atama ile ilgili sürecin başlaması ile birlikte duyuru yapan illerde hukuksuz ve mevzuata aykırı işlemler de başlamıştır. Bazı il müdürlükleri okul müdürlüğü mülakat duyurusunda yönetmeliğe göre mülakattan sonra istenmesi gereken Ek-1 değerlendirme formunu  mülakattan önce istemiş ve böylece zaten yazılı sınav puanı belli olan adayların Ek-1 puanlarını da komisyonun bilgisine sunarak yapacakları mülakatta kazandırılacak ya da kaybettirilecek adaylara  kaç puan gerekiyorsa bunu tespit etmeleri sağlanmış ve böylece gerekli  puanlar, zaten  neredeyse tamamı Eğitim Bir Sen’e yakınlığı bilinen kişilerden  oluşan mülakat komisyonlarınca adrese dayalı olarak verilmiştir.  Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumu Yöneticileri Atama Ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nde , sadece yazılı sınav sonuçlarına göre mülakata adayların çağrılması esastır. Yazılı sınav sonuçları ortada iken, yönetici adaylarından Ek-1 belgesi istenmesi iyi niyetle açıklanacak bir durum değildir. Bu durum olsa olsa kul hakkı yemeye ve hak gaspına bir hazırlık çalışması anlamındadır. Bu hukuksuz ve mevzuata aykırı durum yapılan mülakatları şaibeli hale getirmekte ve mülakatların iptali için açık bir hukuki gerekçe oluşturmaktadır. Türk Eğitim Sen olarak bu yönetmeliğe aykırı işlemleri tesis eden illerle ilgili gerekli suç duyurularında bulunulmuştur.

Başvuru aşaması hukuksuzluklarla başlayan  mülakat sınavlarında, illerde çok büyük haksızlıklar ve adaletsizlikler yaşanmış, Yazılı sınavda çok yüksek puan alan Türk Eğitim Sen üyelerinin hakları yenilmiş, mülakatta çok düşük puanlar verilerek yönetici olma şansları ellerinden alınmıştır. Tam aksine yazılı sınavdan daha düşük puan almış Eğitim Bir Sen üyelerine ise mülakattan çok yüksek puanlar verilerek Türk Eğitim Sen üyelerinin önüne geçmeleri sağlanmıştır. Bu uygulama ile pek çok yandaş, haksız ve hukuksuz bir şekilde müdür yapılmıştır. Mesela,

Denizli’de

Yazılı 71         Mülakat 89      (Eğitim Bir Sen Üyesi)

Yazılı 78         Mülakat 94     (Eğitim Bir Sen Üyesi)

Yazılı 71.7      Mülakat 97     (Eğitim Bir Sen Üyesi)

Yazılı 76         Mülakat 90      (Eğitim Bir Sen Üyesi)

Yazılı 77         Mülakat 93.4   (Eğitim Bir Sen Üyesi)

Yazılı 70         Mülakat 93.6   (Eğitim Bir Sen Üyesi)

Yazılı 73.7      Mülakat 95.4   (Eğitim Bir Sen Üyesi)

Yazılı 88.8      Mülakat 71      (Türk Eğitim Sen üyesi)

 Yazılı 88.8      Mülakat 64     (Türk Eğitim Sen üyesi)

Yazılı 86.8      Mülakat 67      (Türk Eğitim Sen üyesi)

Karabük’te  İl Milli Eğitim Müdürlüğünce yapılan mülakatta ise, geçici görevli ve Eğitim Bir Sen üyesi  üç şube müdürüne tam puan olan, 100 verilmiştir. Yüzsüzlüğün bu kadarı dedirten bu uygulama eğitim çalışanları tarafından infialle karşılanmıştır. Karabük MEM tarafından, diğer yönetici adaylarına da göstermelik olarak  yüksek puan verilmiş olmasına rağmen, 100 tam puan verilen üç kişinin, geçici görevli şube müdürü olması, torpilin, adam kayırmanın açık bir göstergesidir.

Bursa’da yazılı sınav kazanıp mülakata giren toplam 214  idareci adayından 90 üzeri mülakat puanı verilen 75 adaydan 71’inin  yandaş sendika, Eğitim Bir Sen mensubu olması adam kayırmacılığın boyutlarını ortaya koymaktadır.

Hatay’da yöneticilik seçme sınavında 92 puan alarak Hatay il birincisi olan Türk Eğitim-Sen üyesine, sözlü sınavdan  42 puan verilmiş ve Hatay ilinde en düşük sözlü sınav puanı alan kişi olmuştur. Ancak; aynı sınavda komisyon üyesi olan bir kişi ile akrabalığı olan bir adaya ise 99,20  puan takdir(!)edilmiştir.

Mülakat sınavlarında yaşanan rezilliğin ve adam kayırmanın çarpıcı bir örneği de Kırıkkale’de yaşanmıştır. Yazılı sınav puanı 86,869 ve Ek-1 puan toplamı 30.79 olan Türk Eğitim Sen üyesi Ali VURGUN’ a mülakatta 34.00 puan verilirken, yazılı puanı 84.848 ve Ek-1 puanı 13.92 olan ve Eğitim Bir Sen Kırıkkale Şube Başkanı Oktay SÜMER’ in yakını olan Yener SÜMER ’e mülakattan 100.00 puan verilerek açıkça kayırılmış ve atamaya esas puanda Türk Eğitim Sen üyesi Ali VURGUN’ un  puanı 101.798’de bırakılarak,  Yener SÜMER 103.314 puanla öne geçirilmiştir.

İllerde mülakat adı altında tam bir rezillik yaşanmaktadır. Yüzlerce aday ortalama 2,5 dakikalık mülakatlar sonucunda puanlandırılmakta, Bu 2,5 dakika içerisinde; yüzde 20’lik mevzuat bilgisi, yüzde 10’luk  analitik düşünme, yüzde 15’lik temsil kabiliyeti, yüzde 10’luk muhakeme gücü, yüzde 10’luk iletişim, yüzde 10’luk davranış, yüzde 10’luk yeniliklere hakimiyet, yüzde 15’lik  genel kültür’leri değerlendirilmektedir. Komisyonlar bu 2,5 dakika içerisinde öyle  değerlendirmeler yapmışlardır ki, yandaş sendika mensuplarının analitik düşündüğüne, temsil kabiliyetine, muhakeme gücüne, iletişim becerisine sahip olduğuna , davranışının uygun olduğuna ve genel kültürünün gelişmişliğine karar vermişlerdir. Karpuz seçmek için bile yetmeyecek zamanda bu özelliklerin hepsini değerlendirerek(!) karar veren bu komisyonlar kendilerine verilen ödevi hakkıyla yerine getirmişler, yandaşı kollayıp , yandaş olmayana haksızlık yaparak önlerini kesmişlerdir.

Tüm bu yaşanan rezilliklerin tek sorumlusu Bakan AVCI’dır. Bu haksızlıklara ve yandaş kayırmacılığına zemin hazırlayan yönetmeliğin altına kendisi imza atmıştır. Şimdi “sözlü sınavı yargı iptal edebilir” şeklinde basına yansıyan sözlerle kendisini sorumluluktan kurtaramaz. Yargının hukuksuzluğu tespit ve iptal etmesini beklemek yerine derhal bu yönetmeliği kaldırmalıdır. Ayrıca hem mülakat öncesi Ek-1 isteyerek yönetmeliği çiğneyenler, hem de mülakatlarda açıkça ayrımcılık yapıp bir takım insanları kollayan ve başta Türk Eğitim Sen üyeleri olmak üzere bir çok eğitim çalışanının hakkını yiyenlerden hesap sormalıdır.

Sayın AVCI, yandaşın mı bakanısın, yoksa tüm eğitim çalışanlarının mı? Yönettiğin bakanlıkta bu kadar haksızlık olurken, bir kısım eğitim çalışanları resmen ötekileştirilip zulme uğrarken üç maymunu oynamaya devam mı edeceksin? Vicdanın rahat mı? Rahat uyuyabiliyor musun?...”Dicle kenarında bir koyunu kurt yese bunun hesabını Allah benden sorar” anlayışındaki devlet adamlığı sizin için bir şey ifade etmiyor mu?

Sayın Bakan, sen sussan da ,suskunluğunla zulme ve haksızlığa destek olsan da Türk Eğitim Sen, bu haksızlıklar karşısında susmayacaktır ve üyelerinin hakkını sonuna kadar arayacaktır. Çünkü bizim inancımıza göre “haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” Yasalardan aldığımız güçle ve her türlü mücadele aracını kullanarak haksızlıklarla mücadele edeceğiz. Ama, eğer gereğini yapmazsanız, siz MEB’deki hukuksuzlukların baş müsebbibi olarak tarihteki yerinizi alacaksınız. Buna şüpheniz olmasın….