MEB, NE YAPTIĞINI BİLİYOR MU?

                                     

Eğitimin ve  eğitimcilerin problemleri bitmiyor. Sorunlar bitmediği gibi, güya sorunların çözümü adına atılan çeşitli adımlar da  mevcut problemleri artırarak çözümü güç bir hale getiriyor. Eğitim politikalarına yön verme ve eğitim sistemini yönetme iddiasındaki MEB, yaptığı uygulamalarla, ne yaptığını bilmez bir görüntü sergiliyor. MEB üst düzey bürokrasisi hiç müdahil olmasa ve bir şey yapmasa  durum bundan daha kötü olamaz  dersek sanırım yanlış olmaz. Vereceğimiz örnekler de bunu ispatlayacaktır.

Bilindiği gibi akla ve Türkiye gerçeklerine uymadığı herkes tarafından kabul edilen 4+4+4 eğitim sistemi uygulamaya sokuldu..1+5+3+4 şeklinde bir sitemin daha uygun olduğunu ,bunun dışındaki sistemlerle   pek çok problemin yaşanacağını  defalarca ifade etmemize rağmen, siyasal ve sayısal güç kullanılarak bu sistem dayatıldı. Başta norm fazlası öğretmen sorunu olmak üzere pek çok problem de bu sistem değişikliği ile yaşanmaya başladı. Bu siyasi kararı alanlar sorunlara kulak tıkayarak sırça köşklerinde sorunsuz hayatlarını devam ettirirken , eğitimcilerimiz, eğitim yöneticilerimiz ve öğrenci ailelerimiz sıkıntıları çekmeye ve sistem değişikliğinin getirdiği problemleri yaşamaya mahkum edildiler.4+4+4 sisteminin mağdur ederek norm fazlası duruma düşürdüğü öğretmenlerimizin, güya sorunlarının çözülmesi adına yapılan alan değişiklikleriyle sorun çözülmediği gibi, yeni problemlere de  kapı açıldı. Hem zorunluluktan dolayı geçtikleri yeni alanlarından memnun olmayan eğitimcilerin eski alanlarına geri dönme isteği, hem de Danıştay kararı ile alan değişiklikleri iptal edilen öğretmenlerin eski alanlarına ve eski görev yerlerine döndürülmeleri  eğitim camiasında büyük bir travma yaratmışken, bu sorunlara çözüm aramayan, sadece seyreden, kör ,sağır ve dilsiz bir MEB izliyoruz.

MEB’in iş bilmez ve sorun yaratıcı tavrını en çok yaptığı mevzuat çalışmalarında görmekteyiz. Bilindiği gibi hakkaniyete uygunluğu noktasında hemen hemen herkesin hemfikir olduğu, yazılı sınav puanına göre yönetici atamasını öngören 13.8.2009 tarih ve 27318 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış bir  Yönetici Atama Yönetmeliği  vardı. Bu yönetmelik, yandaş atamaya geçit vermediği için, apar topar bizim” ucube” diye nitelendirdiğimiz 28 Şubat 2013 Tarihli ve 28573 Sayılı Resmî Gazetede Yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticileri Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği ile yürürlükten kaldırıldı.

Yeni yayınlanan ve “ucube” diye nitelendirilen yönetmelikle yönetici ataması yapılması mümkün değildi. Bu  yönetmelik , paravan yönetmelik olarak tarihe geçmiştir. Tek görevi bir önceki sadece yazılı sınava dayalı yönetici ataması yapılmasını öngören yönetici atama yönetmeliğini yürürlükten kaldırmak olan bu yönetmelik  de ,son çıkarılan 04.08.2013 tarih ve  28728 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumu Yöneticileri Atama Ve Yer Değiştirme Yönetmeliği ile yürürlükten kaldırıldı.  

Çıkarılan ve halen yürürlükte olan bu yönetmelik objektif ve liyakata dayanan, adaletli bir yönetici ataması yerine yandaş atamaya mevzuat desteği sağlama amaçlıydı. Bu amaca hizmet için atama komisyonlarından sendika temsilcilerini çıkaran yönetmelik, mülakat sistemi ile atama getirerek sadece yandaşı atama fonksiyonunu icra etmeye başladı. Yönetmeliğin mülakat maddesini uygulayan komisyonun üyeleri de , iktidara diyet borcu olan  yandaşlardan oluşturulunca, ortaya tam bir facia çıktı. Yandaş olana bol bol mülakat puanı verilirken, yandaş olmayana cimri davranılıp, kul hakkı yenilerek  yönetici olmaları engellendi. Türkiye genelinde yaşanan  tüm bu haksızlıklar, Türk Eğitim-Sen tarafından protesto edilerek yargıya taşındı. Hem haksızlıklara zemin oluşturan yönetmelik hem de illerdeki mülakat uygulamaları ile ilgili çok sayıda dava açıldı. Bu hukuksuzluklara neden olanlarla ilgili suç duyurularında bulunuldu. Umarız yargının vuracağı tokatlar MEB’i kendine getirir.

Bu süreç içerisinde Milli Eğitim Bakanı tarafından tam bir garabet yazı yayınlandı.4+4+4  sisteminden sonra ilköğretim okulları bölünerek ilkokul ve ortaokul olarak yapılandırılmalarına rağmen  29.08.2013 tarih, 63385 sayı ve “Yönetici Atama” konulu yazı ile  “Aynı binada veya aynı bahçede eğitim öğretim faaliyetini sürdüren birden fazla eğitim kurumuna ayrı ayrı kurum kodu ve müdür norm kadrosu verilmiş ise de, bu eğitim kurumu müdürlüklerine ayrı ayrı atama yapılması eğitim-öğretimi olumsuz etkileyeceğinden söz konusu eğitim kurumlarının müdür norm kadrolarından sadece birine müdür ataması yapılacaktır.” Denilen yazı ile yönetici olarak atama bekleyen pek çok yönetici adayının başvurabileceği  kurum sayısı azaltılarak, hayal kırıklığına uğramalarına neden olunduğu  gibi, yönetici atama duyurularını yapmış ve böyle okulları ayrı ayrı duyurmuş iller de sıkıntıya sokuldu ve kaos yaratıldı.

Söz konusu  yazı sendikamızca yargıya taşınmış ve açtığımız bu dava genel merkez web sitemizde” Yönetici Atamada Kaos Yaratan MEB Yazısını Yargıya Taşıdık” başlığı ile 04.09.2013 günü haber olarak yayınlanmıştı. Açtığımız dava üzerine yayınladığı yazının mantığa uymadığını ve yargı tarafından da iptal edilebileceğini gören MEB, yayınladığı  11.10.2013 tarih ve 109659 sayılı yeni yazı ile eski yazısından çark ederek “6287 sayılı Kanun kapsamında ilkokul ve ortaokul olarak ayrılan ve aynı binada eğitim öğretim faaliyetlerini sürdüren eğitim kurumları ile bu durumdaki özel eğitim kurumları hariç, aynı binada veya aynı bahçede eğitim öğretim faaliyetlerini sürdüren farklı türdeki eğitim kurumlarının boş bulunan müdür norm kadrolarına atama yapılabilmesi mümkündür. ”demiştir. Aynı konuda yazılmış ama birbirine zıt iki mantığı yansıtan bu iki yazıda MEB tarafından yayınlanmıştır.

MEB’in yönetmelik karmaşasında Taşra teşkilatı yöneticileri yönetmeliğini de unutmamak gerekir. MEB, bu yönetmelik konusunda da ne yaptığını bilmeden hareket etmiştir. Millî Eğitim Bakanlığı Taşra Teşkilatı Yöneticilerinin Yer Değiştirme Suretiyle Atanmaları Hakkında Yönetmelik 04.07.2013 tarih ve 28697 sayılı Resmi Gazete’ de  yayımlanmış, bu yönetmelikle taşra yöneticilerine rotasyon getiren MEB, bir ay bile geçmeden  03.08.2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede  Millî Eğitim Bakanlığı Taşra Teşkilatı Yöneticilerinin Yer Değiştirme Suretiyle Atanmaları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği  yayınlayarak  asıl yönetmeliğin rotasyonun hemen yapılmasını öngören geçici maddesini yürürlükten kaldırarak rotasyondan vazgeçmiştir.

Taşra Yöneticileri mevzuatının başına gelenler bununla da bitmemiş , 4 Temmuz 2013’te yayınlanan ve 3 Ağustos 2013’te değiştirilen yönetmelik, 12 Ekim 2013’te 28793 sayılı Resmi Gazete’ de yayınlanan MEB Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği Ve Yer Değiştirme Suretiyle Atanması Hakkında Yönetmeliği ile yürürlükten kaldırılarak söz konusu yönetmelik yürürlüğe sokulmuştur.

Bu kadar hızlı mevzuat değişikliği yapılması bile MEB’deki iş bilmezliğin ve işi bilenlerin görüşlerine kulak tıkayarak yapılan yanlışların bir göstergesidir. Yönetmeliklerdeki bu hızlı ve sık değişimdeki bir başka amaç da özellikle sendikamızın açtığı ve yargının büyük ihtimalle vereceği iptal kararlarını önlemek  ve açtığımız davaları konusuz bırakma gayretidir. MEB, ne yaparsa yapsın Türk Eğitim Sen’in hukuk mücadelesinden kaçamaz ve saçma sapan ucube yönetmeliklerini de kaçıramaz. Onlar hukuksuzluk ve haksızlıklara temel olacak mevzuat değişiklikleri yaptıkça, biz de bıkmadan usanmadan yargıya taşımaya devam edeceğiz.